Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2886 E. 2026/1651 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2886
Karar No
2026/1651
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/365 E., 2024/324 K.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Davacı vekili; ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1967 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak davacı adına tescili istemiştir.

Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuş, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, kadastro tespiti dışında bırakılma işleminin yapıldığı tarihten sonra davacının taşınmaz üzerindeki ediminin 1970 tarihinden itibaren başladığı, bu tarihten itibaren 30.06.1978 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi ile 17. maddesindeki şartların davacı yararına gerçekleşmediğinden davanın reddine, fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 27.04.2015 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 164,03 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.11.2020 tarihli ve 2018/4285 Esas, 2020/5629 Karar sayılı ilamıyla karar onanmış, onama ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2021/2786 Esas, 2021/4258 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekili tarafından onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulduğunu bu talebin denetleme görevi de Yerel Mahkemenin görevi dışında olup Dairenin görevinde olduğu gerekçesiyle Yerel Mahkemece verilen 12.01.2021 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiş ve yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihya gerektiren yerlerden mi yoksa köy içi boşluk mu olduğu hususu açıklığa kavuşturulmadığı gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davaya konu taşınmazın niteliğinin hali arazi olması karşısında taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı noktasında yapılan değerlendirmede taşınmazın 1965 tarihinden itibaren fasılasız şekilde kullanımda olduğu, taşınmaz üzerine inşa edilen evin davacı tarafından kullanılmakta olduğu, bu itibarla taşınmazın hali arazi olması niteliği nazara alınarak davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresine dair hesaplamada imar planı kapsamına dahil edildiği tarih değil, dava tarihi nazara alınmıştır. Alınan bilirkişi raporunda belirtilen görüş ile bozma öncesi alınan tanık beyanlarında belirtilen tarihlerin birbiri ile uyumlu olması, davacının dava konusu taşınmazdaki zilyetliğinin 1948-1965'li tarihleri arasında başladığı, taşınmazın niteliğinin taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihya gerektiren yerlerden olmadığı, köy içi boşluk niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde; orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz malların 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edileceği, il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda ise bu hükmün uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Diğer bir anlatımla; tapusuz taşınmazların onaylanmış imar planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması halinde kişiler adına tesciline karar verilebileceği tartışmasızdır.

Somut olayda; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın imar planına 26.02.1986 tarihinde alındığı, daha sonra 06.11.2008 tarihinde ve 04.12.2013 tarihlerinde revizyon imar planlarının yapıldığı anlaşılmış olup imar planının onaylandığı tarihe kadar davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmuş olması iktisabın ön şartıdır. Dosya arasında yer alan jeodezi mühendisi raporuna göre hükme esas teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün 1976 yılında kısmen kullanılmaya başlandığı ve 1976-1985 yılları arasında imar-ihya suretiyle ev ve bahçesi olarak kullanımın devam ettiği, şu halde taşınmazın kesinleşmiş imar planına alındığı 26.02.1986 tarihinden geriye doğru iktisap şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden davanın reddine hükmedilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Hükme esas teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden yapılan incelemede ise kadastro paftası ve teknik bilirkişi krokisine göre bu bölümün kadastro sırasında 22 parsel (yeni 96 23... parsel) numarasıyla sınırlandırılan taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın tapusuz taşınmazın tescili isteğiyle açıldığı, ne var ki zaten tapulu olan taşınmazın mükerrer biçimde tapuya tescili mümkün bulunmadığı gözetilerek (B) harfli bölüm yönünden de davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde kabulüne hükmedilmesi isabetsizdir.

Davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2886, K. 2026/1651, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2886-e-2026-1651-k-e75b44d6ec3e