Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2120 E. 2025/2644 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2120
Karar No
2025/2644
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/303 E., 2022/51 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar; Erzurum ili, .... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 291 ada ada 2 parsel sayılı taşınmazın içerinde bulunan yaklaşık 2.000 m2 kısmın hatalı olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini oysa taşınmazın ½'şer paylarla mirasbırakanları ... ve ...’a ait olduğunu, mirasbırakanların ölümü ile de taşınmazın kendilerine intikal ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında ... ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İspir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.09.2012 tarihli 2011/225 Esas, 2012/239 Karar sayılı kararıyla; iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 291 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen toplam 1.995,50 metrekare yüz ölçümündeki çayır vasfındaki taşınmazın muris ... ve muris ... mirasçıları adına (murislerin payları öncelikle 1/2 hisse kabul edilmek suretiyle) Mahkemenin 2011/316 Esas, 2011/320 Karar ve 2011/315 Esas, 2011/322 Karar sayılı veraset ilamlarında belirtilen payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.10.2017 tarihli ve 2015/13132 Esas, 2017/6245 Karar sayılı kararıyla; "yapılan inceleme ve araştırma karar vermek için yeterli değildir. Davacılar miras yoluyla gelen hakka ve tespit tarihinden önce gerçekleşen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tereke adına dava açmışlardır. Açılan davaya diğer mirasçıların muvafakati sağlanmış ise de ... mirasçılarından ...’in dosyada bulunan 09.03.2012 tarihli dilekçe ile davaya muvafakat etmediği, dilekçe sahibinin kimlik fotokopisinin onaylı olmaması nedeniyle Rize Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 04.02.2014 tarih ve 2014/1 sayılı talimatla alınan beyanında ise söz konusu dilekçeyi kendisinin göndermediğini, dilekçe altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, eldeki dosyaya sunduğu 06.02.2014 havale tarihli dilekçe içeriğinde davaya muvafakati yazılı olmasına karşılık mahkeme hakiminin derkenarına göre .......’in sözlü olarak davaya muvafakat etmediğini belirttiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre ...’in davaya muvafakati bulunmamakta olup mirasçıların davaya muvafakat verdiğinden söz edilemez. Hâl böyle olunca, davacıya öncelikle ... terekesine temsilci tayin ettirmesi için süre verilmeli, terekeye temsilci atanarak dava koşulu sağlanması halinde işin esasına girilerek zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesi yönünden dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1990, 1985 ve 1980 yılları) stereoskopik hava fotoğrafları getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde harita, jeodezi ve fotogrametri uzmanı fen bilirkişi, önceki bilirkişi dışında üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, ilk kez hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanılageldiği hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın öncesinin zirai faaliyete konu olup olmadığını, zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş bilimsel rapor alınmalı, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı belirlenmeye çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümünün su altında kaldığı gözetilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de fen bilirkişi raporunda su altında kaldığı belirtilen (A) bölümü yönünden mülkiyetinin davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur. 2. Mahkemece bozma ilamından sonra, talebin iptal-tescil isteğine ilişkin olup malvarlığı haklarına ilişkin davalarda Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine İspir Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli ve 2019/303 Esas, 2022/51 Karar sayılı kararıyla; iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 291 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile 07.02.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 1.246,04 m2 yüz ölçümündeki çayır vasfındaki taşınmazın muris ... ve muris ... mirasçıları adına (murislerin payları öncelikle 1/2 hisse kabul edilmek suretiyle) Mahkemenin 2011/316 Esas, 2011/320 Karar ve 2011/315 Esas, 2011/322 Karar sayılı veraset ilamlarında belirtilen payları oranında tapuya tesciline, fen bilirkişisi raporunda (A) ( 578,06 m2 ) ve (B2) (171,40 m2) harfleri ile gösterilen alanların su altında kaldığından mülkiyetinin muris ... ve muris ...’a ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, zilyetlikle kazanılamayacak, özel mülke konu olamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 1. Kadastro sonucunda, Erzurum ili, .... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 291 ada 2 parsel sayılı 3.010,26 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, mülkiyet iddiasında bulunan olmadığı belirtilerek çayır vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tespiti 29.12.2008 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Oysa, bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağından, bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıların mirasbırakanları ... ve ...’ın dava konusu taşınmazın, 07.02.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 1.246,04 m2, (A) harfi ile gösterilen 578,06 m2 ve (B2) harfi ile gösterilen 171,40 m2 alanlarını 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulundurdukları kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece hükme esas alınan 07.06.2021 tarihli ziraat bilirkişileri ve jeodezi bilirkişisi heyet raporunda 1974 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğrafında dava konusu yerde kısım kısım kullanımların olduğu, kısmen de kullanılmayan boş bırakılan yerlerin olduğunun belirtildiği ancak Mahkemece davacıların murisleri tarafından dava konusu taşınmazın tam olarak hangi kısımlarının kullanıldığının, hangi kısımlarının ise kullanılmadığının belirlenmediği, bu konuda mahalli bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmadığı, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; Mahkemece, mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri, tam olarak hangi alanların ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, ne şekilde imar-ihya edildiği ve hangi tarihte tamamlandığı hususlarında ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılması fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınması, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İspir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2120, K. 2025/2644, T. 26.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2120-e-2025-2644-k-4f3c13d2749b