Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2095 E. 2025/3501 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2095
Karar No
2025/3501
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/28 E., 2025/183 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/167 E., 2022/300 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde; Sivas ili, ... ilçesi, ... köyünde kain ... ada 141 parsel sayılı taşınmazın dava konusu 5.054,071 metrekare yüz ölçümlü bölümünün davacı tarafından uzun yıllardan beri tarla olarak kullanıldığını, taşınmazın kadastro tespiti sırasında hatalı olarak davalı Hazine adına hali arazi vasfıyla tespit edildiğini belirterek dava konusu taşınmaz bölümünün davalı adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; jeodezi mühendisi bilirkişi raporunda 1985, 1997 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz bölümünün kültür arazilerinin toprak yapılarına benzediği, imar-ihyasının yapılmış olduğu, ziraat bilirkişi heyeti raporunda toprak yapısı itibariyle özel mülkiyete konu olduğu, kullanıldığı, sınırlarının ayrıştığı bildirilmiş ise de mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu yerin davacının veya murisi tarafından kullanıldığına ilişkin kesin ve net bilginin olmadığı, zilyetliğin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. KALDIRMA KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararı ile; dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmaz bölümünün önceden beri tarımsal amaçlı kullanıldığını ancak kimin kullandığını bilmediklerini, tanık ...'nin kendisinin askere gittiği 1960'lara kadar taşınmazı davacının ailesinin kullandığını, tanık ...'in ise taşınmazı önceden beri davacının kullandığını beyan ettikleri, davacının ve murisinin kadastro tarihinden evvel taşınmazı önceki malikinden satın almak suretiyle kadastro tarihinden 20 yıldan evvel 1960 yılından beri beri malik sıfatıyla tarımsal amaçlı kullandıkları, taşınmazın murisinden davacıya kaldığı, davacının da köyden göçmüş olması nedeniyle son 10 yıl taşınmazda faaliyette bulunmadığı, ancak iradi zilyetliğini terk etmediği, senetsizden edindiği taşınmaz miktarının norm sınırlandırmasını aşmadığı, hatta davacının senetsizden edindiği taşınmaz olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V.BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.10.2024 tarihli ve 2024/4211 Esas, 2024/5706 Karar sayılı kararıyla; davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde kendi zilyetliğine dayandığı, muris babasının eklemeli zilyetliği ve taksim nedenlerine dayanmadığı, davacının 7 kardeşi daha olduğu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın muris babası ve davacı tarafından kullanıldığı, babasından davacıya kaldığı, davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği, davacı lehine olacak şekilde dava konusu taşınmazın davacının babası tarafından satın alındığına, ölene kadar babasının kullandığına, babası öldükten sonra davacının kullandığına, taşınmazın 10 yıldır kullanılmadığına dair beyanda bulunan davacı tanığı ...'nin (...'in) muris ... 'ün ölüm tarihi 1963 yılında 9 yaşında olması, 1960 doğumlu davacının da babasının ölüm tarihi 1963 yılında henüz 3 yaşında olması, davacının 7 kardeşi daha bulunması karşısında, davacının zilyetliğine dair lehe beyanda bulunan tek tanık ...'in yaşı itibariyle iktisaba elverişli zilyetliği bilecek yaşta olmadığı, diğer mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve davacı tanığı beyanlarının da davacının zilyetliğini ispata elverişli olmadığı, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşulları ispatlanamadığından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmındaki gerekçelerle davacı yararına zilyetlikle kazanım koşulları ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tanıkları ... ve ...'nin beyanlarının davacının ve ailesinin uzun yıllar zilyetliğini ispatladığını, bölgede o yıllarda üzüm bağlarıyla sadece erkek çocukların ilgilendiğini, davacının diğer ağabeylerinin de bağ ile ilgilenmediğini, sadece davacının ilgilendiğini, taşınmazın ne şekilde davacıya intikâl ettiğinin Mahkemece davacıya sorulması gerektiğini, davalı Hazinenin temyiz etmediği hususların re'sen dikkate alındığını, taşınmazın davacının soyadı hatırlanmadığı için hatalı şekilde Hazine adına tescil edildiğini, davacının yaşadığı ... köyünden mahalli bilirkişi tayini gerektiğini, taşınmazın bulunduğu köyden seçilen mahalli bilirkişilerin taşınmazı bilmediğini, mahalli bilirkişi seçilen ...'ın da keşifte dinlenmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozma ilâmına uygun şekilde karar verilmesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2095, K. 2025/3501, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2095-e-2025-3501-k-108ab6d71b61