Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1813 E. 2025/2079 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1813
Karar No
2025/2079
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/131 E., 2025/35 K. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’nın 1284 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmazın kadastro tespitinin 1976 yılında yapıldığını ancak taşınmazın sınırlarının koordinat sistemine göre belirlenmediğini, esasen gerçekte böyle bir taşınmazın var olmadığını, bu taşınmazın 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda oluşturulan 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, bu hususun anlaşılması üzerine Kadastro Müdürlüğüne başvurduklarını, Müdürlüğün raporunda da 1284 parsel sayılı taşınmazın zemini ile haritası arasında uyumsuzluk bulunduğunun belirtildiğini, 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2/B taşınmazı olup hak sahiplerine bedelsiz olarak verileceğini, davanın lehlerine sonuçlanması halinde bu taşınmazı İdareden alabileceklerini ileri sürerek 1284 parsel sayılı taşınmazın gerçekte 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun ve bu taşınmazın evvelden beri müvekkilleri ile murislerinin mülkiyetinde ve zilyetliğinde olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 1284 parsel sayılı taşınmaz ile 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın birbirinden farklı taşınmazlar olup aralarında 3.165 metrelik bir mesafe bulunduğunu, dolayısıyla davacı tarafın bu iki parselin aynı taşınmaz olduğuna ilişkin iddiasının yersiz olduğunu, davacı tarafça 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitine itiraz edilebilecekken edilmediğini, bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.03.2015 tarihli ve 2013/508 Esas, 2015/179 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre 1284 parsel sayılı taşınmazın gerçekte 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Samsun ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 1284 parsel sayılı taşınmazın gerçekte Samsun ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun, bu taşınmazın evvelden beri davacılar ile murislerinin mülkiyetinde ve zilyetliğinde olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Kararın süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 28.05.2018 tarihli ve 2015/11873 Esas, 2018/10641 Karar sayılı kararıyla; somut olayda, davacıların Milli Emlak Müdürlüğüne yaptığı başvuru üzerine yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 12.08.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda 1284 parsel ile 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazların aynı alanları kapsamayıp farklı yerlerde bulunduklarının, taşınmazlar arasında 3.165 metrelik bir mesafenin bulunduğunun belirtildiği, Mahkemece yapılan keşif sonrası ibraz edilen 13.02.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve ekindeki krokide de dava konusu taşınmazların farklı yerlerde bulunduklarının belirtildiği anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsizliğine değinilerek karar bozulmuştur. 2. Bozma üzerine Mahkemenin 27.12.2018 tarihli ve 2018/493 Esas, 2018/692 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre, 1284 parsel sayılı taşınmazın gerçekte 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiş, direnme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 09.09.2020 tarihli ve 2019/864 Esas, 2020/3934 Karar sayılı kararıyla, bozma kararının yerinde olduğu gerekçesiyle dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2022 tarihli ve 2020/1-571 Esas, 2022/1652 Karar sayılı kararıyla; “davacılardan ...’nın sunduğu dilekçe üzerine Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre 1284 parselin koordinat değerlerinin bulunamadığı, komşu parseller ve köydeki herhangi bir kadastro parseli ile kenarlaştırılamadığı, sonuç olarak taşınmazın zemin ile haritaları arasında uyumsuzluk bulunduğu açıktır. Ancak direnme karar tarihinden sonra Samsun Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-1 maddesi ile bu maddeye göre yayımlanan 26356 sayılı Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması Hakkında Yönetmelik ve 28425 sayılı Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, ilk tesis kadastrosu 05.01.1976 tarihinde yapılan Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan parseller hakkında sayısallaştırma işlemi yapılmıştır. Bu işlemler neticesinde düzenlenen Sayısallaştırma Yüzölçümü Karşılaştırma Cetveline göre 07.09.1976 tarihli kadastro tespiti ile davacılar murisi adına tescil edilen 1284 parsel sayılı taşınmazın zemindeki yeri teknik usullere göre belirlenmiş, harita planında pafta numarası gösterilmiş ve 11565 ada 3 parsel numarasını almıştır. Nitekim, taşınmazın kütük sayfasında da 07.01.2021 tarihinde işlem yapılarak eski pafta, ada ve parsel numaraları ile sayfa numarasının üzeri çizilerek sayısallaştırma sonucunda belirlenen yeni numaraları yazılmış, 25.08.2022 tarihinde ise 32015 yevmiye numaralı işlemle ... mirasçıları olan davacılar adına intikal suretiyle tescil edilmiştir. Diğer yandan sayısallaştırma işlemleri sırasında düzenlenen 04.06.2020 tarihli ve (1) numaralı ölçü krokisinde 11565 ada 3 parsel (eski 1284 parsel) sayılı taşınmazın dava konusu edilen 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile üst üste gelerek çakıştığı görülmekte olup sayısallaştırma işlemlerine ilişkin belgelerin 4. sayfasında 4.821,52 m2 büyüklüğünde ve tarla niteliğindeki bu taşınmazın kütük sayfasının kapatıldığı belirtilmesine karşın, 04.10.2022 tarihli güncel tapu kaydında durumunun aktif olarak gözüktüğü ve sayısallaştırma işlemlerine tabi olduğuna dair şerh bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında, direnme kararı verildikten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-1. maddesine göre yapılan sayısallaştırma işlemleri sonucunda oluşan yeni durumun Mahkemece incelenmesi, kütük sayfası kapatılan taşınmazlar bakımından eski parsel numaraları esas alınarak bir karar verilemeyeceğinin gözetilmesi ve davacılar adına miras yoluyla intikali yapılan 11565 ada 3 parsel (eski 1284 parsel) ile tespit istemine konu 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ölçü krokisinde mükerrer gözükmesi nedeniyle 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kütük sayfasının kapatılıp kapatılmadığının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin 21.01.2025 tarihli ve 2023/131 Esas, 2025/35 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca yapılan yazışmalardan mükerrerlik konusunda İdare tarafından gerekli işlemlerin yapılacağı ancak dava süreci nedeniyle işlemlerin durdurulduğu, buna göre eldeki davanın konusunun kalmadığı, davacı tarafça sunulan dilekçe ile toplanılan delillerden ve yargılama devam ederken meydana gelen gelişmelerden, gelinen aşamada dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirtilen şekilde, mükerrer oluşturulan 11565 ada 1 parselin tamamını kapsayacak şekilde bir tespit karar verilmesi gerektiği, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise 11565 ada 1 parselin 1565 ada 3 parsel ile bilirkişi raporunda belirtilen 3.980,03 metrekarelik bölümü yönünden mükerrerlik teşkil ettiğinin, mükerrerlik teşkil eden kısmında 11565 ada 3 parselin tapu kaydının geçerli olduğunun, 11565 ada 1 parselin 11565 ada 3 parsel ile mükerrer olmayan 841,49 metrekarelik bölümünün ise 2/B vasfında olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olsa da bu hususta işin çözümüne dair ve 26.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen şekilde bir karar verilmesi halinde, dava dilekçesindeki talebin dışına çıkılmış olacağı, bu haliyle talepten fazlasına ya da başkasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın konusu kalmadığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken İdare tarafından gerekli işlemlerin yapılacağından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İdarenin gerekli işlemleri yapacağının bir garantisi olmadığı gibi gerekli işlemden kastın ne olduğunun da belli olmadığını, bu haliyle ihtilafın çözümsüz kaldığını, 1284 parselde yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda 11565 ada 3 parsel (eski 1284) ile 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün mükerrerlik oluşturduğunun sabit olduğunu, kaldı ki her iki taşınmazın alanının birbirine oldukça yakın olduğunu, bu durumda bu iki taşınmazın aynı taşınmaz olduğunun tespitine karar verilmesine ilişkin istemlerinin kabulünün gerektiğini, Kadastro Müdürlüğünce tespit kararı alınmasının istenmesi sebebiyle eldeki davayı açtıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 1284 parsel sayılı taşınmaz ile 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı taşınmaz olmadığını, davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 1976 yılında yapılan kadastro tespiti sonucunda davacıların murisi ... adına tescil edilen İncesu köyü 1284 parsel sayılı taşınmazın, gerçekte İncesu köyü 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun ve bu taşınmazın davacıların mülkiyet ve zilyetliğinde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Kadastro sonucunda Samsun ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1284 parsel sayılı 4.800,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacıların murisi ... adına tespit ve 07.12.1976 tarihinde tescil edilmiş; yargılama sırasında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda taşınmaz 11565 ada 3 parsel numarasıyla ve 4.800,00 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edilmiş; bilahare taşınmaz ... mirasçıları olan davacılar adına intikalen tescil edilmiştir. Kadastro sonucunda Samsun ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 11565 ada 1 parsel sayılı 4.821,52 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın 1978 yılından beri ... oğlu ...’nın kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve 28.09.2010 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı tarafça 1284 parsel sayılı taşınmazın gerçekte 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğu iddiasıyla Kadastro Müdürlüğüne başvurulmuş, Kadastro Müdürlüğünün 30.05.2013 tarihli yazı cevabıyla, yapılan arazi ve büro çalışmaları sonucunda 1284 parsel sayılı taşınmazın zemin ile haritaları arasında uyumsuzluk olduğunun tespit edildiğinin, taşınmazın yer tespitinin yapılabilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılması gerektiğinin belirtilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamına göre, dava konusu 1284 parsel sayılı taşınmazda yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda taşınmazın zemindeki yeri yeniden belirlenerek 11565 ada 3 parsel numarasını aldığı, 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kısmen mükerrrer hale geldiği ve taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesine ayrı ayrı “mükerrer tescil” belirtmesi yapıldığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü dosya arasına sunduğu yazıda; 1976 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında eski 1284 parsel sayılı taşınmazın yerinin paftasında zemine bağlı olarak gösterilmediği ve bu sırada 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yerinin Devlet Ormanı olduğu, dolayısıyla eski 1284 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında uygulanabilirliği bulunmadığından bu taşınmazın kaydı kapatılması gerekirken zemine bağlı olmaksızın tescilinin devam ettiği, eski 1284 parsel sayılı taşınmaz tesis kadastrosu sırasında Devlet Ormanı olduğundan 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmazın şahıs adına tespitinin orman ve kadastro mevzuatına aykırı olduğu, eski 1284 parsel sayılı taşınmazın evveli orman olduğundan tescile konu edilmesi mümkün olmadığı gibi orman sınırları dışına çıkarılarak daha önce tescil edilen 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin daha sonra yapılmış gibi gösterilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.03.1993 tarihli ve 1992/7372 Esas, 1993/1983 Karar sayılı kararına göre de genel kadastro çalışmalarından sonra yapılan orman kadastrosunun 2. kadastro olmadığı belirtilmiştir. Yine, yargılama sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü dosya arasına sunduğu yazıda; her ne kadar davacılar 1284 parsel sayılı taşınmazın kendilerine ait olduğu iddia etmiş ise de 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2/B çalışmaları sonucunda oluşturulduğundan evvelinin orman olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, eski 1284 parsel sayılı taşınmazda yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda, 11565 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile (eski 1284) yeni 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmazda oluşan mükerrerlik konusunda İdare tarafından gerekli işlemlerin yapılacağı ancak eldeki dava sebebiyle bu işlemlerin durdurulduğu, buna göre eldeki davanın konusunun kalmadığı, öte yandan eldeki dava tespit davası olup Mahkemece talep aşılmak suretiyle mükerrerliğin giderilmesine ilişkin olarak karar da verilemeyeceği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bir davada mahkeme, tarafların talepleriyle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır. Taraf istemleri hakkında bir karar verilmemesi yargılama ilkelerine uygun düşmeyecektir. Öte yandan, davanın konusuz kalması davacının talep sonucunun gereğinin yerine getirilmesine bağlı olup dosya kapsamına göre 11565 ada 1 ve 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesine ayrı ayrı “mükerrer tescil” belirtmesi yapıldığı halde, halihazırda taşınmazlardaki mükerrerliğin giderilmediği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece 11565 ada 1 ve 11565 ada 3 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılarak varsa tüm orman tahdidi, 2/B ve aplikasyon çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve taşınmazları komşuları ile bir arada gösterir tesis kadastrosu sonucu oluşturulan pafta dosya içerisine alındıktan sonra halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu ile teknik bilirkişi aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Teknik bilirkişiden keşfi izlemeye ve denetlemeye elverişli rapor alınmalı; üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu tarafından dosya arasına aldırılan tutanak ve haritalar usulen mahalline uygulanmalı ve kapsamları belirlenmeli, taşınmazların evvelinin orman vasfında olup olmadığı net olarak tespit edilmeli; evveli orman olan taşınmazla ilgili mülkiyetin tespitine karar verilemeyeceği de gözetilerek davacının dava dilekçesindeki talep sonucu ile ilgili olarak bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1813, K. 2025/2079, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1813-e-2025-2079-k-34ea81e49a65