Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/179 E. 2025/5294 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/179
- Karar No
- 2025/5294
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2223 E., 2024/2961 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/228 E., 2024/132 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar; muris babaları ...'nın maliki olduğu dava konusu 11 parça taşınmazı, murisin yaşlılığından faydalanarak "biz sana bakarız, resmi işlemlerle uğraşamazsın" diyerek psikolojik baskı ile 26.12.2012 tarihinde oğlu olan davalı ...'in muvazaalı olarak satın aldığını, taşınmazların devrinden sonra murise de bakmadığını, temlikin gerçek satış olmadığını, murisin taşınmazları satma ihtiyacı bulunmadığını, murise satış bedeli ödenmediğini, hesabına yatırılan paranın da davalı tarafından çekildiğini, yine bir kısmı murise ait 37 49... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapıldığını, arsa payı karşılığı murise 2 daire verileceği halde söz konusu dairelerin de verilmediğini, dava konusu taşınmazların devri için hileli bir şekilde murisin olurunun alındığını, muris tarafından Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ehliyetsizlik ve hile nedenine dayalı dava açıldığını, davalının tutum ve davranışlarının murisi ve kendilerini mağdur ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde bedele karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP Davalı; davacıların iddialarının doğru olmadığını, murisin 2014/2977 Esas sayılı dava ile hile iddiasında bulunduğunu, muris muvazaasına dayalı davanın ikame edilemeyeceğini, davacıların taleplerinde anlaşılamayan hususlar bulunduğunu ve açıklattırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin sağlığında eldeki davaya konu edilen taşınmazlar yönünden Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı dava dosyası ile davalıya karşı "ehliyetsizlik ve hile" iddiasına dayalı olarak dava ikame ettiği, murisin bilerek ve isteyerek iradesi ile beyanı arasında uyumsuzluk yarattığı söylenemeyeceğinden, devir işlemlerinin muvazaalı olduğundan da söz etmenin mümkün olmadığı, kaldı ki 37 49... parsel sayılı taşınmaza ilişkin muris ile davalı arasında satış sözleşmesinin de bulunmadığı, murisin bu taşınmazda resmi olarak malik olmadığı, dava dilekçesinin konu kısmının açıkça "muris muvazaası nedeni ile tapu iptal ve tescil talebi" olarak açıklandığı gerekçesiyle muris muvazaasına dayalı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle huzurdaki dava irdelenmek yerine daha önceden muris ... ... tarafından açılan Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı dosyasının ele alındığını, farklı hukuki sebeplere dayanan davaların birbirini engellemeyeceğini, her davanın kendi özel koşulları ve delilleriyle değerlendirilmesi gerektiğini, ancak iddia edilen olayların incelenmediğini, muvazaa olup olmadığının araştırılmadığını, muris tarafından açılan davada, tamamlama harcının yatırılmaması nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, muris ile davacıların açtıkları davaların sebeplerinin aynı olmadığını, Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı davasının davacılar bakımından bağlayıcı olmayacağını, eldeki davanın esasına girildiği takdirde muvazaa olgusunun ispatlanacağını, bildirilen delillerin toplanmadığını, tanıkları bildirmek için süre dahi verilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, murisin aynı gün tüm malvarlığını davalıya devretmesinin mal kaçırmaya yönelik olduğunu, 37 49... parsel sayılı taşınmazı murisin kendi parası ile satın aldığını, eldeki davanın muris muvazaasına dayalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1938 doğumlu muris ...'nın 30.06.2015 tarihinde ölümü üzerine geride mirasçıları olarak davacı kızları ile davalı oğlunun kaldığı, muris ...'in 41 79... , 2, 3, 9, 11, 12, 13... parsel sayılı taşınmazlar ile 41 90... , 5 ve 6 parsellerdeki adına kayıtlı çekişme konusu payların tamamını 26.12.2012 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna devrettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, muris ... tarafından eldeki davada da dava konusu olan taşınmazlara ilişkin tapu iptal-tescil isteğiyle açılan dava sonunda Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas, 2020/78 Karar sayılı kararı ile, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına rağmen davacı tarafça 3 aylık yasal süresi içinde dosyanın yenilenmediği (harcın tamamlanmadığı) gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 14.09.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması" başlıklı 150. maddesinde; " ...
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup-bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup-olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, murisin sağlığında eldeki davaya konu edilen taşınmazlar yönünden Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı dava dosyası ile davalıya karşı "ehliyetsizlik ve hile" iddiasına dayalı olarak dava ikame ettiğine göre, bilerek ve isteyerek iradesi ile beyanı arasında uyumsuzluk yarattığı söylenemeyeceğinden, devir işlemlerinin muvazaalı olduğundan da söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle muris muvazaasına dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmiş ise de; muris tarafından açılan Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2977 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararda davacının iddiası, davalı tarafın savunması ve toplanan deliller itibariyle bir değerlendirme yapılmadığı, işin esasına ilişkin verilen bir karar olmadığı, eldeki davada muris muvazaası iddiasının incelenmesi bakımından engel bir durum bulunmadığı açıktır. Öte yandan, dava konusu 37 49... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise muris ile davalı arasında satış sözleşmesinin de bulunmadığı (resmi senetler uyarınca murisin vekaleten davalı adına satın alma işlemi yaptığı, murisin bu taşınmazda hiçbir zaman resmi olarak malik sıfatını haiz olmadığı, dosyada bu durumun aksini belgeler delil yer almadığı), bulunmayan bir satış sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığının da hukuki uyuşmazlık teşkil etmeyeceği yönünde değerlendirme yapılmış ise de söz konusu 37 49... parsel sayılı taşınmazın 6 ve 7 parsellerin tevhidi sonucu oluştuğu, ne var ki, söz konusu taşınmaz kayıtlarının tüm tedavülleri ile dosya içerisine alınıp muris tarafından kayden yapılan bir temlik bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; Mahkemece, öncelikle 37 49... parsel sayılı taşınmazın tevhit öncesi 6 ve 7 parsellerden meydana geldiği gözetilmek suretiyle anılan taşınmazların ilk tesislerinden itibaren geldi ve gittilerini, tüm maliklerini ve devirleri gösterir şekilde tedavüllü tapu kayıtları ile imar, tevhit, tapu kütük suretleri, resmi senet (özellikle varsa muris tarafından davalıya yapılan temlike ilişkin) vs dayanak tüm belgelerin ilgili tapu müdürlüğünden temin edilmesi, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda süresinde usulüne uygun olarak bildirilen tüm delillerin toplanması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, toplanan ve toplanacak delillerin yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.