Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1722 E. 2025/2516 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1722
- Karar No
- 2025/2516
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/311 E., 2023/11 K.
Mahkemece bozma kararına direnilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı ...; eşi olan mirasbırakanı ...'ın gerek bizzat gerekse vekil aracılığıyla yaptığı temliklerin ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenleriyle geçersiz olduğunu ileri sürerek 5 parça taşınmazın tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tescili isteğiyle asıl davayı açmış; murisin kardeşi olan birleştirilen davada davacı ... da, aynı iddialarla açtığı davasında miras payı oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini talep etmiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
II. CEVAP Bir kısım davalılar, işlemlerin geçerli olduğunu belirtip her iki davanın da reddini istemişlerdir.
Davalı ..., kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... duruşmada alınan beyanında kardeşi olan ...'in hastalığının son iki yılında sürekli onunla beraber olduğunu, ....'deki evine gidip orada ...'e baktığını, murisin sağlığında bankada parası olduğunu, paraların faizi ile geçindiğini, iki yıl boyunca kendisinin murise baktığını, son üç haftasında yanında olamadığını belirtmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.06.2011 tarih, 2007/554 Esas, 2011/303 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'e devredilen 413 parselin 2006 yılında muris tarafından bizzat devredildiği ve tüm tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere murisin rahatsızlığının tam olarak artmadığı safhada satışın yapıldığı, davalı ... tarafından muris ... hesabına savunulduğu gibi 200.000,00 TL bedelin gönderildiği, murisin bu tarih itibariyle uzun yıllardır tedavi gördüğü, paraya ihtiyacı olabileceği, ... ve ... arasında yapılan işlemde muris muvazaasını gösterir bir durum bulunmadığı, anılan davalı yönünden davanın reddi gerektiği; murisin 8 yılı aşkın süredir kanser hastası olduğu ancak tedavi-ilaç masraflarının SGK ve yine özel sağlık sigortasından karşılandığı, dinlenen davalı tanığı ....'ın beyanında murisin kardeşi ....ile hissedar olduğu ... şirketindeki hisselerini 2005-2006 yılından sonra bir kısmını kendisine devrettiği ve bunun karşılığında 7.000,00 TL ödediği, kalan hisseleri ne yaptığını bilmediğini beyan etmesi karşısında murisin 7.000,00 TL hisselerden, 200.000,00 TL ...'e sattığı dava konusu 413 parselden gelen nakit parası olduğu, icar geliri de olduğu, bu hali ile murisin maddi durumunun yerinde olup dava konusu dört parça taşınmazını aynı anda satmaya ihtiyacının bulunmadığı, murisin terekesinde ve banka hesaplarında ölümünden bir ay kadar önce yapılan satış nedeniyle aldığı belirtilen herhangi bir nakit para bulunmadığı, gazete ilanlarının muvazaayı ortadan kaldırmak için son anda yapıldığı, murisin bankada nakit parası olduğu, bir kısım davalıların murisin ağır sağlık durumundan da faydalanarak davalı ...'un kiracısı olan ve bir dönem yanında çalışandavalı ...'a muvazaalı olarak dava konusu 1749, 1750, 1792 ve 2737 parsel sayılı taşınmazları devretmesinin sağlandığı ve davacılardan mal kaçırıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri ile asıl ve birleştirilen davada bir kısım davalılar .... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairenin 25.05.2012 tarih, 2012/1138 Esas, 2012/6098 Karar sayılı kararı ile; murisin çekişmeli taşınmazların temlik edildiği 27.10.2006 ve 31.07.2007 tarihlerinde ve vekaletnamenin düzenlendiği 30.07.2007 tarihinde hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi; hasıl olacak sonuca göre murisin hukuki ehliyeti haiz olmadığının belirlenmesi halinde ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı talebin; ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde ise muris muvazaası hukuki nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin 30.10.2013 tarih, 2012/551 Esas, 2013/273 Karar sayılı kararı ile; ehliyetsizliğe ilişkin yapılan araştırma neticesinde satışın iptalini gerektirir fiili ve hukuki bir neden bulunmadığı gerekçesi ile muris muvazaası yönünden de ilk karardaki gerekçeler benimsenerek asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davacı ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada bir kısım davalılar .... ve ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 10.01.2017 tarih, 2014/14953 Esas, 2017/143 Karar sayılı kararı ile; murisin, tedavisiyle ilgili tüm evrak dosya ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek çekişmeli taşınmazların temlik edildiği 27.10.2006 ile 31.07.2007 tarihlerinde ve vekâletnamenin düzenlendiği 30.07.2007 tarihinde hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin 07.02.2019 tarih, 2017/130 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumundan alınan 12.11.2018 tarih ve 5677 numaralı rapora göre 27.10.2006 tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği gerekçesi ilemuris muvazaası yönünden de ilk karardaki gerekçeler benimsenerek asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davacı ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada bir kısım davalılar .... ve ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 09.11.2021 tarih, 2019/4763 Esas, 2021/6617 Karar sayılı kararı ile; davalılardan ....’a devredilen çekişme konusu 413 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı saptanmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, murisin kanser hastalığı ile mücadele ettiği, dinlenen tanık beyanlarına göre özel hastanede tedavi gördüğü, hatta bir dönem tedavisi için İngiltere’ye gittiği, yurt dışında tedavi masraflarının ne kadar olacağını araştırdığı, tedavi giderleri için taşınmazlarını satacağını çevresine söylediği, murisin eşinden ve kardeşi ....’den mal kaçırmasını gerektirir bir hususun bulunmadığı, asıl ve birleştirilen davaların tümden reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi (birleştirilen davada davacı ...) adına tescil kararı verilmiş olmasının de isabetsiz olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin 11.01.2023 tarih, 2022/311 Esas, 2023/11 Karar sayılı kararı ile; murisin banka hesabında bulunan paranın söz konusu tedavi için yeterli olduğu, bu meblağ için 4 parça taşınmazını satmış olamayacağı, dolayısıyla tedavi masrafları için taşınmazlarını satmasına ihtiyaç olmadığı, murisin ayrıca düzenli olarak icar geliri olduğu ve sigortasının bulunduğu, 413 parsel bakımından gerçek bir satış olduğu açıksa da diğer dava konusu taşınmazlar bakımından satışa ilişkin vekaletnamenin tanzim edildiği günden sonraki gün gazete ilanlarının yapıldığı, hemen ertesi gün de satış işlemlerinin yapıldığı, 4 adet ayrı taşınmazın satışına ilişkin olarak murisin elde ettiği satış geliri sebebiyle mal varlığında artışın meydana gelmediği, uzun yıllardır tedavi görmekte olan murisin bankada nakit parası dururken 4 adet taşınmazını aynı tarihte satmasını gerektirecek özel bir durumun bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada bir kısım davalılar...ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların davalılar adına kayıtlı olmadığını, dava konusu taşınmazların değerinin tespiti için emsal araştırması yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, murisin işlem sırasında ehliyetli olduğunu ancak Mahkemece davalıların murisin ağır sağlık koşullarından faydalandığını belirttiğini, Adli Tıp Kurumu raporuna aykırı karar verildiğini, taşınmazların satışa çıkarıldığının gazete ve internet ilanıyla ve emlakçılara duyurulduğunu, 31.07.2007 tarihli para teslim tutanağına göre satış bedelinin elden ödendiğinin anlaşıldığını, murisin taşınmaz satışına ihtiyacı olduğunu, birçok tedavi masrafı olduğunu, oturduğu evin giderlerini karşılamakta sıkıntı çektiğini, İnternational Hospital ve Alman Hastanesi kayıtlarının getirtilmediğini, murisin yurt dışında tedavi olmak istediğini, bu amaçla İngiltere’ye gittiğini, bu tedavi için de paraya ihtiyacı olduğunu, murisin bakımın davalılar tarafından karşılandığını, davacı tarafın ise hiçbir katkısının olmadığını, murisin 8 yıldır hasta olduğunu ve davacı eşinin kendisi ile ilgilenmediğini, murisin terekesinde 1125 ada 45 parsel sayılı taşınmazı da olduğunu, asıl dava davacısının bu taşınmazda ikamet ettiğini, murisin mal kaçırma niyeti olsaydı anılan taşınmazı da devredeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının Silivri’de ikamet ettiğini, taşınmazların satışa çıkarıldığını öğrenmesi üzerine taşınmazları toplam 600.000,00 TL bedelle satın aldığını, satış bedelini elden vekile teslim ettiğini, tanık beyanlarına göre murisin dava konusu devirleri yurt dışında tedavi görmek için yaptığını, murisin banka hesabında bulunan paranın tedavi masrafını karşılamak için yeterli olmadığını, murisin terekesinde 1125 ada 45 parsel sayılı taşınmazı da olduğunu, asıl davada davacının bu taşınmazda ikamet ettiğini, mal kaçırma niyeti olsaydı anılan taşınmazı da devredeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Muris ...’ın 27.08.2007 tarihinde öldüğü, geride asıl davada davacı eşi ,,,, ile asıl ve birleştirilen davalarda davalı kardeşleri...,...,..., ve asıl davada davalı birleştirilen davada davacı kardeşi ,,,,’in mirasçı olarak kaldığı, murisin dava konusu 413 parseli 27.10.2006 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, 30.07.2007 tarihinde dava dışı Av. ...’ı vekil tayin ettiği, vekilin murisin maliki olduğu dava konusu 1749, 1750, 1792 ve 2737 parsel sayılı taşınmazları davalı....’a satış suretiyle devrettiği, yargılama sırasında yapılan 22/a çalışması sonucunda dava konusu 1749 parselin 175 ada 81, 1750 parselin 175 ada 82, 1792 parselin 176 ada 5 ve 2737 parselin 143 ada 10 parsel olduğu, anılan parsellerde halen davalı ...’ın malik olduğu anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 373/5.maddesinde; "İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir." düzenlemesi yer almaktadır.
Temyizen incelenen direnme kararının yerinde olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, murisin bankada nakit parası olduğu, dava konusu 413 parsel sayılı taşınmazını 27.10.2006 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle temlik ederek elde ettiği satış bedeli ile diğer dava konusu taşınmazlardan icar geliri bulunduğu, tedavi masraflarının SGK ve özel sigorta şirketlerinden karşılandığı, murisin doktoru olan davacı tanığı....’in beyanından da murisin tedavisinin Türkiye’de yapıldığının anlaşıldığı, murisin dava konusu 1749, 1750, 1792 ve 2737 parsel sayılı taşınmazlarını 30.07.2007 tarihinde davalı ...'un bir dönem yanında çalışan davalı ...'a satmasını gerektirir ölçüde bir ihtiyacı bulunmadığı, satış bedelinin ödendiğinin de kanıtlanamadığı ve özellikle murisin dava dışı bir parça taşınmazını da 30.07.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı ...’e temlik ettiği, bu şekilde terekesinde taşınmaz bırakmadığı gözetildiğinde murisin uzun süren tedavi sürecinde bir kısım kardeşleri ile daha yakın ilişki içinde olduğu ve 30.07.2007 tarihli temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmakta olup yeniden yapılan inceleme sonucunda; dava konusu 1749, 1750, 1792 ve 2737 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne ilişkin direnme kararının yerinde olduğu anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Asıl dava yönünden aşağıda yazılı 3.988,85 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına; birleştirilen davada harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.