Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1561 E. 2026/1299 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1561
- Karar No
- 2026/1299
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/316 E., 2024/595 K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı; 2271 parsel sayılı taşınmazdaki 10/120 payının 1.000.000,00 TL'ye satılması için davalılardan emlakçı olan ...'u .... Noterliğinin 17.05.20 17... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, vekilin taşınmazı 1.000.000,00 TL'ye diğer davalı ...'a satacağını söylediğini ve kendisinin de bu satışa onay verdiğini, taşınmazın 23.05.2017 tarihinde Büyükçekmece Tapu Müdürlüğünde davalı ... ve ... ile kendisinin de bulunduğu sırada 1.000.000,00 TL bedel ile davalı ...'a satıldığını, satış bedeli olduğu iddia edilen, miktarını bilmediği paranın alıcı ... tarafından Tapu Müdürlüğüne getirildiğini ve sayılmadan davalı ...'e verildiğini, davalı ...'in parayı çıkınca sayıp teslim edeceğini ve emlakçı ofisinde ödeyeceğini bildirmesine rağmen, tapu müdürlüğünden çıkınca ortadan kaybolduğunu, davalıların iş birliği içerisinde olduklarını, taşınmazın bedelini ödemeyerek kendisini mağdur ettiklerini ileri sürerek davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; tapu kaydına ve vekaletnameye güvenerek taşınmazı edindiğini, satış bedelini satıcının vekiline ödediğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, satış bedelinin 1.000.000,00 TL olup davanın belirsiz alacak veya kısmi dava şeklinde açılamayacağını; satış bedelinin 680.000,00 TL'si ile birlikte 40.000,00 TL tutarındaki tapu harçlarını ... Bankası A.Ş. İnternet şubesi vasıtası ile davacının vekilinin hesabına yatırdığını, bakiye 320.000,00 TL'yi ise şahitler ... ve ... huzurunda ...'a teslim ettiğini, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; yirmi yıldır B.Çekmece ... Mahallesinde oturduğunu, esas mesleği inşaat ustalığı olduğu için çevrede herkes tarafından tanındığını, bu işin yanısıra emlak danışmanlığı da yaptığını; ... Emlak Ofisinin sahibi olan arkadaşı ...'a gittiğinde, ...'in kendisine .. diye bir tanıdığı olduğunu, kendisinde 3-4 dönüm bir tarla olduğunu, alıcı bulabilirse ... ile irtibata geçip yerin satılması konusunda aracı olabileceğini söylediğini, kendisinin de uygun fiyat isterse müşteri bulabileceğini söylediğini, bunun üzerine ...’ın ...'ı aradığını, ...'in taşınmazın ... isimli şahsa ait olduğunu, satış karşılığında iki adet daire istediğini, anlaşma olursa kendisinin parayı ...’e vereceğini, ...’in davacıya iki adet daire vereceğini, karşılığında davacıdan dava konusu taşınmazın satışı için davalının vekil olduğu vekaletname alabileceğini söylediğini, ... ile satış bedeli konusunda ve davacının arsasının satışı için kabul edeceği daireleri bulduğunda kendisinin de araziyi satın almak için bulduğu müşteriden alacağı parayı, daireleri davacıya satacak olan mal sahiplerine vermek üzere ...’e teslim edeceği hususunda anlaştıklarını, aradan bir iki hafta geçtikten sonra ...'in kendisini arayarak ...’in davacıya iki daire bulduğunu bildirdiğini, kendisinden satış bedelini hazır etmesinin istendiğini ve davaya konu vekaletnamenin verildiğini, parayı ayarlayıp Esenyurt’daki ofiste davacı, ... ve davacının arkadaşı ... isimli şahsın bulunduğu ortamda parayı davacının önünde olan sehpanın üzerine bıraktığını, parayı sayarken ...'in tapu harçları için söz konusu paranın içinden 5.000,00 TL alıp çıktığını, davacının parayı alıp çantasına doldurduğunu ve kendisine vekaletnameyi verdiğini, aracı ...'in sorun çıkmayacağını söylemesi üzerine de taşınmazı diğer davalı ...'a sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2017/214 Esas, 2020/265 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı ...'e satış için vekalet verdiği ve satış bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ettiği, davalı ...'in ise davacıya iki adet daire alındığını, dairelerin parasının ise dava konusu satılan taşınmazın parası ile elde edildiğini beyan ettiği, talep konusu miktar gözetildiğinde davalı ...'in satış bedelini ödediğini yazılı delille ispatlaması gerektiği, oysa davalının bedeli diğer davalı ...'tan aldığını ve davacının başka bir taşınmaz aldığı maliklere dava dışı ... aracılığıyla ödediğini ileri sürdüğü, fakat bu hususu da yazılı delillerle ispat edemediği, taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının da bu hususun aksini belirlemediği; davalı ... yönünden ise vekil ile işbirliği ve çıkar ilişkisi çerçevesinde hareket ettiğinin ve kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... ile vekilin yaptığı sözleşmenin davacıyı bağlayacağı sonucuna varıldığı gerekçesi ile davacının asıl talebi olan tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli bedel talebinin ise davalı ... bakımından kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2021/269 Esas, 2022/592 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'un satış bedelinin bir kısmını banka havalesi ile bir kısmını tanıklar huzurunda elden vekile ödediği, resmi senetteki bedel ile keşfen belirlenen temlik tarihindeki rayiç bedel arasında fark bulunmadığı, davalı ...'un, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmediği; vekil ...'in davacıya 550.000,00 TL ödediğini, davacının bu bedel ile vekaletnamenin verildiği tarihte aracılık eden şahıs aracılığıyla iki adet taşınmaz satın aldığını, davaya konu taşınmaz payının artık kendisine ait olup kar koymak suretiyle ...'a sattığını savunduğu anlaşılmakta olup davacıya ödediğini bildirdiği miktar nazara alındığında senetle ispat zorunluğu bulunduğu, buna dair belge ibraz edemediği gibi açıkça yemin deliline de dayanmadığı, davacıya satın aldığı taşınmazları temin eden kişi olduğu söylenilen ...'ın tanık olarak dinlenilmesinin sonuca etkili olamayacağı, vekilin vekalet görevini kendisinin yararına kullandığı, hesap verme yükümlülüğü kapsamında davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış olup Mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalılardan ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı ...'in tanığı ...’ın HMK'nın 240 vd. maddelerinde gösterilen şekilde dinlenmesi, 17.05.2017 tarihinde davacı tarafından dava dışı şahıslardan alınan 3 22... parsel sayılı taşınmazdaki 51... nolu bağımsız bölümlerin değerlerinin belirlenmesi, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ancak davalı ...'un vekil ile el ve işbirliği içinde olduğunun kanıtlanamadığı, davacının kendisine 100.000,00 TL verildiğini ikrar ettiği gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli bedel talebinin kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından adli yardım istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım isteği ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi kabul edildiğinden; başlangıçta alınmayan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 60.199,89 TL onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.