Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1514 E. 2025/2858 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1514
- Karar No
- 2025/2858
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/67 E., 2024/107 K.
Mahkeme kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'a ait Ordu ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan 652 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların tamamının tarafların ortak murisi ...'tan intikalen gelen taşınmazlar olup müvekkiline hiç yer verilmediğini, taşınmazlara ilişkin taksim, paylaştırma, satış veya bağış gibi bir işlem bulunmadığını, muvazaalı devirleri kabul etmediğini, murisin yaşlı, akıl ve ruh sağlığı zayıf, hasta döneminde bakıma muhtaç iken davalıların durumu fırsat bilerek taşınmazları adlarına tescil ettirdiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının 3/20 miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; 13.02.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında dava dilekçesinde konu kısmında muris muvazaası ifadesinin sehven yazıldığını, iddianın miras haklarını ihlal edecek şekilde hatalı tespit yapılmasına dayalı olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kadastro çalışmalarında kendisi ve diğer davalıların olmadığını, bilgileri dışında adlarına tescil yapıldığını, ablasının da payı olduğunu, davayı kabul ettiğini, tarafından yargılama giderleri istenmemesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, murisin kadastro geçmeden 15-20 yıl önce taşınmazları oğulları arasında paylaştırdığını, bu paylaşıma göre müvekkillerinin taşınmazları 30 yıldır kullandıklarını, dava konusu taşınmazlar üzerindeki inşaat ve evleri de müvekkillerinin yaptığını, davacının hakkı bulunmadığını, Mahkemenin 2018/56 Esaslı dosyasında davacılardan birinin eldeki davada davalı ... olduğunu, müvekkili ...'in ise davalı sıfatıyla yer aldığını, bu durumun davacı ... ile eldeki davada davalı ...'ın danışıklı olarak ve kötüniyetle hareket ettiklerinin göstergesi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Korgan Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli ve 2018/130 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı ile; davalı ... yönünden kabul nedeniyle davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden murisin taşınmazları davalılara devrettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Korgan Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Nedenleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; usulüne uygun paylaşım yapılmadığını, murisin zilyetliği bırakmadığını, kalan taşınmazların ölünceye kadar bakma akdi ile davalı ...’e devrine ilişkin davanın Mahkemenin 2018/56 Esas dosyasında halen derdest olduğunu, tanıkların taksimin içeriğini bilmediğini, murisin ölümüne kadar taşınmazları kullanmaya devam ettiğini belirttiklerini, davalı ...’ın kabulünün açık olduğunu, eksik mahalli bilirkişi dinlendiğini, murisin rahatsızlığı nedeniyle tespite itiraz edemediğini, zilyetliği kendisinde olduğundan taksim veya kayıp görülmediğini, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin hatalı olarak miras payından fazla hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 16.06.2022 tarihli ve 2022/425 Esas, 2022/778 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların muris tarafından davalılara bağışlandığı ve zilyetliğinin teslim edildiği, harç ve yargılama giderlerinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairenin 16.01.2024 tarih ve 2022/6375 Esas, 2024/323 Karar sayılı kararıyla; muris 1936 doğumlu ...’ın 16.02.2018 tarihinde öldüğü, geride eşi Saniye, çocukları dava dışı Adil, davacı ..., davalılar ..., ... ve ....’ın mirasçı olarak kaldığı, dava konusu Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, .... ada 1 parsel sayılı 648,38 m² miktarlı fındık bahçesi nitelikli, 652 ada 4 parsel sayılı 4.736,97 m² miktarlı fındık bahçesi ve su deposu nitelikli, 652 ada 5 parsel sayılı 1.454,25 m² miktarlı ahşap iki katlı ev ve fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına; 652 ada 3 parsel sayılı 2.281,70 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli, 652 ada 7 parsel sayılı 4.089,02 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına, 652 ada 2 parsel sayılı 3.062,27 m² miktarlı fındık bahçesi nitelikli ve 652 ada 6 parsel sayılı 4.835,59 m² miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına senetsiz, vergi kaydı bulunmayan, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden tespit edildiği, 13.05.2009-12.06.2009 askı ilan süresinde dava açılmadığından tespitin 15.06.2009 tarihinde kesinleştiği; somut olayda, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların murisin, ölümüne kadar dava konusu yerleri kullandığını, 625 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki evde oturduğunu, taşınmazların fındıklarının muris ve oğulları tarafından toplanıp gelirinin dörde bölündüğünü, dava dışı Adil ve davacıya taşınmaz verilmediğini beyan ettikleri, davalı tanıklarınca murisin 625 ada 8 ve 9 parselleri davacıya bırakacağının söylendiği belirtilmiş ise de belirtilen taşınmazların muris tarafından 12.09.2017 tarihinde davalı ...’e ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, dava konusu taşınmazların muris ...’a ait olduğunda tereddüt bulunmadığı, murisin sağlığında taşınmazları mirasçılarına paylaştırdığı iddiasının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, murisin taşınmazları ölene kadar kullandığı, zilyetliğini devretmediği, davacı ve dava dışı mirasçı Adil’e taşınmaz verilmediği, bu durumda paylaştırmadan bahsedilemeyeceğinin açık olduğu, hal böyle olunca, davalı ... ve ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlardan davacı ve dava dışı mirasçı Adil'e taşınmaz verilmediğinin dosya kapsamında sabit olduğu, söz konusu durumun bir miras taksimi olduğu iddialarını çürütür mahiyette bulunduğu gerekçesiyle bozma ilamı gözetilerek söz konusu Yargıtay kararına uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadastro geçmeden yaklaşık 15-20 yıl önce muris ...'ın, sağlığında dava konusu taşınmazları oğulları arasında paylaştırdığını, zilyetliklerini de teslim ettiğini, paylaşımdan beri yaklaşık 30 yıldır taşınmazların müvekkilleri tarafından kullanıldığını, bu paylaşımdan davacının da haberi olduğunu ve 30 yıldır paylaşıma itiraz etmediğini, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan inşaat ve evlerin de müvekkilleri tarafından yapıldığını, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde hiçbir şekilde miras hak ve hissesi olmadığını, yapılan tespitler doğru olup bu durumun keşif ve tanık beyanları ile ispatlandığını, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen Mahkemenin 2018/56 Esas sayılı dosyasında davacılardan birinin eldeki davada davalı ... olduğunu, müvekkili ...'in ise davalı sıfatıyla yer aldığını, bu durumun davacı ... ile eldeki davada davalı olan Murat'ın danışıklı ve kötüniyetle hareket ettiklerinin göstergesi olduğunu, eksik inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda; Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel sayılı 648,38 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi nitelikli, 652 ada 4 parsel sayılı 4.736,97 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi ve su deposu nitelikli, 652 ada 5 parsel sayılı 1.454,25 m² yüz ölçümlü ve ahşap iki katlı ev ve fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına; 652 ada 3 parsel sayılı 2.281,70 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi nitelikli, 652 ada 7 parsel sayılı 4.089,02 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına, 652 ada 2 parsel sayılı 3.062,27 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi nitelikli ve 652 ada 6 parsel sayılı 4.835,59 m² yüz ölçümlü fındık bahçesi nitelikli taşınmazların davalı ... adına senetsiz, vergi kaydı bulunmayan, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden tespit edildiği, 13.05.2009-12.06.2009 askı ilan süresinde dava açılmadığından tespitin 15.06.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde aşağıdaki bentler kapsamı dışında ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak; 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinin ikinci fıkrasında, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Kanun maddesinin bu açık hükmüne göre mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Somut olayda; Mahkemece, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde muris ...'ın mirasçılık belgesine atıf yapılmak suretiyle tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte yol açacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca; dava konusu taşınmazın davacının miras payına isabet eden değerinin 55.315,86 TL olarak tespit edildiği ve davacı tarafça harç ikmalinin de yapıldığı, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ye göre hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 8.850,13 TL olduğu ancak AAÜT'nin üçüncü kısmına göre hesaplanacak nispi vekalet ücretinin yine AAÜT'nin 13. maddesi gereği maktu vekalet ücretinin altında kalamayacağı, karar tarihi itibariyle bu rakamın 17.900,00 TL olduğu gözetildiğinde 17.900,00 TL'nin davalılar ... ve ...'den alınması gerekirken hatalı şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Ne var ki anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönde kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2024 tarih ve 2024/67 Esas, 2024/107 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "her biri için" ibaresinden sonra gelmek üzere "davacının Korgan Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.2018 tarih ve 2018/25 Esas, 2018/27 Karar sayılı ...'a ait veraset ilamındaki miras payı olan" sözcüklerinin yazılmasına ve "tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinden sonra gelmek üzere "kalan payların davalı ... üzerinde bırakılmasına" cümlesinin yazılması, hükmün 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "her biri için" kelimesinden sonra gelmek üzere "davacının Korgan Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.2018 tarih ve 2018/25 Esas, 2018/27 Karar sayılı ...'a ait veraset ilamındaki miras payı olan" sözcüklerinin yazılması ve "tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinden sonra gelmek üzere "kalan payların davalı ... üzerinde bırakılmasına" cümlesinin yazılması, hükmün 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan ""her biri için" kelimesinden sonra gelmek üzere "davacının Korgan Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.2018 tarih ve 2018/25 Esas, 2018/27 Karar sayılı ...' a ait veraset ilamındaki miras payı olan" sözcüklerinin yazılmasına ve "tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinden sonra gelmek üzere "kalan payların davalı ... üzerinde bırakılmasına" cümlesinin yazılması, ayrıca hükmün 3. fıkrasında yer alan "30.000,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "17.900,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Korgan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.