Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/901 E. 2025/3920 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/901
- Karar No
- 2025/3920
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/594 E., 2023/1466 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/50 E., 2022/761 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Av. ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; .. ili, ... ilçesi, .. köyünde bulunan 1 77... , 1 76... , 2 ve 1 77... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin davacının bölgede olmamasından dolayı davacının babası ... ile davalıların elbirliği mülkiyetinde olacak şekilde yapıldığını, taşınmazlarda sadece ... oğlu ... ile ... oğlu .. ...’ın hak sahibi olduğunu, davalıların murisi ..’ın başka yerden yer alması nedeniyle taşınmazda hakkı bulunmadığını, kadastroda yapılan hata sonucunda ..’a bırakılan yerlerde davacının babası, davacının babasına bırakılan yerlerde ise davalının pay sahibi olarak tespit edildiğini, taşınmazların davacının kullanımında olduğunu, üzerinde evi bulunduğunu belirterek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların ilk sahibinin .... olduğunu, davacının dosyaya herhangi bir veraset ilamı sunmadığını, bu sebeple davacının ...'ın tek mirasçısı olup olmadığı, aynı zamanda ... ... da yasal mirasçısı olup olmadığını anlayamadıklarını, davalıların murisinin ... olduğunu, ...'ın toplam 7 çocuğunun olduğunu, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde malikler kısmında davacının babası olan ...'ın da gözüktüğünü, davacının, babası vefat ettikten sonra miras hakkını kullanabilmesi amacı ile yapması gereken ilk şeyin, Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine giderek kendisine miras kalan taşınır-taşınmaz malların intikalini sağlayarak üstüne geçirmek olduğunu, bu intikal işlemini yaptıktan sonra davacının kendine miras kalan mallar üstünde dava açma hakkını kullanabileceğini, davacının hak sahibi olarak iddia ettiği taşınmazlarda hem intikalini yaptırmamış hem de başkaca mirasçı varsa huzurdaki davayı diğer mirasçılarla birlikte açıp yürütmemiş olduğunu, bu sebeplerden dolayı davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddedilmesi gerektiğini, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu ve dava dışı taşınmazların tespitlerinin miras hükümlerine göre yapıldığını, davacının miras paylaşımına ilişkin yazılı delil sunmadığını,davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2021 tarih ve 2019/175 Esas, 2021/408 Karar sayılı kararıyla; tereke mirasçısı davacının terekeye karşı 3. kişi konumunda olan davalılara karşı miras payına yönelik dava açamayacağı, davacının taşınmazların terekeye döndürülmesi talebinin de bulunmadığı, davacı vekilinin kendisine verilen süreye rağmen kök murise ait veraset ilamını dosyaya sunmadığı, davacının aktif husumeti ispat edemediği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve 2022/15 Esas, 2022/23 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ile karar verildiği belirtilerek davacının dava konusu taşınmazların kendi adına tescilini talep etmesi nedeniyle neden sadece kendi adına tescil talep ettiğinin sorulması, bunun sonucuna göre aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının denetlenmesi gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış dosya Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davacı vekilince 21.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde davacının mülkiyet iddiasının mirasçılık ilişkisine dayanmadığını iddia edilmiş ise de dava dilekçesi incelendiğinde dilekçenin birinci paragrafının son cümlesinde "...dava konusu taşınmazlarda sadece ... oğlu ... ile ... oğlu ... ... hak sahibidir..." yine ikinci paragrafta yer alan "...dava konusu taşınmazlar müvekkilimizin babası ...'a kalmışken..." yine üçüncü paragrafta yer alan "...taşınmazların kullanımı halen maliklerden ... ... kızı müvekkil ...'dadır..." yine davacı tarafın itiraz ederek davalıların payının bulunmadığını iddia ettiği ancak ... ve ...'a yönelik herhangi bir beyanda bulunmadığı, kaldı ki davacı vekilinin 13.04.2022 tarihli beyan dilekçesinde açıkça "...dava dilekçemizde davaya konu parsellerde sadece ... oğulları ... ve ... ... hak sahibi olduğunu ileri sürmüştük ancak bu kişiler dava konusu parsellerde, ölü olsalar da malik olarak gözüktükleri için taraf teşkilinin sağlanabilmesi adına davalı sıfatıyla yer almışlardır..." şeklindeki beyanı ile açıkça davacı ...'nın dava dilekçesinde yer alan hak iddiasının sebebinin muristen intikal eden hakka dayandığı, davacının duruşmada alınan "...Dedem çocukları arasında herhangi bir paylaşım yapmamıştır. Hiçbir paylaşım yapmamıştır. Benim kardeşlerim zaten bana haklarını veriyorlar. Orada sen ev yap diyorlar. Halamın çocukları da hiçbir şey demiyorlar..." şeklindeki beyanı da dikkate alındığında, dava sebebinin muris ... intikal eden hak iddiasına dayandığı, davacı vekilinin son tarihli beyan dilekçesindeki hak iddiasının mirasa dayanmadığı şeklindeki beyanının dava sebebini değiştirmeye yönelik beyan olduğu, dava sebebinin davacı tarafça yapılan bir usul işlemi olduğu, ancak herhangi bir ıslah işleminin bulunmadığı, davalı tarafın açıkça muvafakat etmediğini beyan ettiği de dikkate alındığında davanın, dava dilekçesinde yer alan muristen intikal eden hak iddiasına dayalı olduğu, dosya arasında mevcut kök muris ... ait Pazar (Rize) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2 65... /356 karar sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde davalıların kök murisin mirasçıları arasında bulunmadıkları ve murisin terekesine göre üçüncü kişi konumunda oldukları, kök murisin davacı dışında birden fazla mirasçısının bulunduğu, davacının üçüncü kişi konumunda bulunan davalılara karşı sadece kendi adına tescili isteyemeyeceği, bu şekilde açılan bir davanın diğer mirasçıların muvafakatı ya da terekeye temsilci atanması suretiyle devam ettirilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf kök muris olarak ... dayanmış ise de davalı tarafın öne sürdüğü kök muris ... gelen hak iddiası halinde dahi kök muris ... ölüm tarihinin 25.09.1919 olduğu, bu tarihte 21.02.1328 tarihli İkinci Tevsii İntikal Nizamnamesinin yürürlükte olduğu, bu nizamnameye göre miras intikallerinde paylı mülkiyet hükümlerinin uygulandığı, miras intikallerinde elbirliği mülkiyetinin ilk olarak mülga 743 sayılı Yasa ile 04.10.1926 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, 04.10.1926 tarihinden sonraki ölümlerde mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti bulunduğu, davacının hak iddiasının kök muris ..., ikincil olarak ise alt muris ...'ten geldiğinin anlaşıldığı, kök muris ... terekesi paylı mülkiyet hükümlerine tabi olsa dahi alt muris ...'in davacı dışında birden fazla mirasçısının bulunduğu, her halükarda davacının terekeye göre üçüncü kişi konumunda bulunan şahıslara karşı tek başına ve kendi adına dava açtığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların 1/2 payının ... mirasçıları (davacının babası) ... ile (davacının amcası) ... adına, kalan 1/2 payının ise (davacının dedesinin kardeşi .. oğlu) ... mirasçıları adına tespit edildiği, davacının tespit maliki ... oğlu ...'in mirasçısı olduğu, bir kısım davalılar ... mirasçılarının ise davacının dedesi .. kızkardeşi ... altsoyu olduğu, taşınmazlarda 1/2 pay sahibi ... mirasçılarının davacının dedesi ... terekesine karşı üçüncü kişi konumunda olup bu davalılar yönünden davacı kendi adına tescil talep ettiğinden aktif husumet yönünden ret kararının yerinde olduğu, ayrıca davacı taraf istinaf dilekçesinde zilyetlik sebebine dayandığını iddia etmiş ise de yargılama sırasında bu yönde usulüne uygun bir ıslah talebi olmadığından bu istinaf sebebi hakkında inceleme yapılmadığı, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere ve tüm dosya kapsamına göre Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararların çelişkili olduğunu, davacı vekilinin davanın miras hakkına dayanmadığı, zilyetliğe dayandığı konusunda açıklamada bulunduğunu, İstinaf Dairesinin zilyetlik yönünden inceleme yapmadığını, davacı tarafın davayı somutlaştırdıktan sonra talebin ıslah yoluyla ileri sürülmesi gerektiğini söyleyerek karalar arasında açık bir çelişki yarattığını, dava konusu taşınmazların davacının babası ...’e babası 1919 yılında ölen ...’dan intikal ettiğini, davacının babasının davacı 1 yaşındayken vefat ettiğini, taşınmazlardan birinin üzerinde müvekkilimin babasının doğduğu baba evi bulunduğunu, bu evde yıllardır sadece davacının yaşadığını, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarına göre davalıların mülkiyetinin 1919 yılında ölen davacının kök murisi ...’nın babasına dayandırıldığını, en iyi ihtimalle 1,25 asra dayanan bu tespitin ne şekilde yapıldığının belirsiz olduğunu, davacı ve murislerinin dava konusu taşınmazları bir asırdan daha uzun bir süre kullandıklarını, davacının kök murisi ...’nın kardeşi ...’den intikal eden taşınmazlarda ... mirasçılarının payı bulunmadığını, tespit sırasında bir asırdan önce ölen ... ve ... murislerinin birinin (...)'nin murislerinin zilyetliğe dayalı bir tespit yapılmışken diğerlerine yapılmadığını, bu hususun davalıların dilekçelerinde de kabul edildiğini, başlı başına kadastro tespitinin kök murisin yani ...’nın babasından intikal eden taşınmazların zilyetlik esaslarına göre tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucunda, ... ili ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 177 ada ada 1 parsel, 1 76... ve 2 parsel ile 1 77... parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikal nedeniyle 1/2'şer hisselerle ... evlatları ... ve ... ... adlarına tespit edildikten sonra Kadastro Komisyonunun 15.01.2009 tarihli kararıyla 1/2 hisse ... evlatları ..... ve ... ile ... evlatları ...., ..., .,. ..., ... ve ..., 1/2 hisse ise ... evlatları ... ve ... .... adlarına elbirliği mülkiyeti şeklinde tespit ve tescil edilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı asılın 27.10.2022 tarihli celsedeki beyanı ile taşınmazların, dedesinden intikal edip herhangi bir paylaşıma konu olmadığını, babasının da taksimat yapmadığını, kendi kardeşleri arasında da herhangi bir taksimat yapmadıklarını beyan etmesine göre sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Av. ... için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.