Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5596 E. 2026/1015 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5596
- Karar No
- 2026/1015
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2437 E., 2024/2290 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/41 E., 2022/175 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; muris ...'in 16.09.1980 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının 8/16 pay oranında davacı ... - ... ile 2/16 pay oranında davacı ..., 3/16'şar pay oranıda davacılar ... ve ... olduğunu, dava konusu 7 01... , 7, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlarda murisin 153983904/156690432 payı varken davalı İdarenin açtığı gaiplik ve tescil davası ile 04.07.1991 tarihli mahkeme kararına istinaden ... Vakfı adına yolsuz olarak tescil edildiğini ileri sürerek anılan Vakıf adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, taşınmazların devredilmiş olması halinde bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; mahluliyet kararlarının idari işlem niteliğinde olup idari işlemlere karşı başvurulacak mericiin idare mahkemeleri olduğunu, davacıların ...'nin mirasçısı olduklarını iddia ettiklerini, davacılar tarafından müteaddit defalar idare hasım gösterilerek davalar açıldığını ancak reddedildiğini, murisin ölüm tarihi itibarıyla davacıların tabiyetinde olan ülke ile ülkemiz arasında taşınmaz mal edinimi için karşılıklılık bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.04.2014 tarihli veraset ilamından taşınmazda hisse sahibi olan ve hisselerinin davalı adına kaydı yapılan kişinin davacıların murisi olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda taşınmazın vakıf adına tescilinin uygun olduğu belirtilmiş ise de hasımlı mirasçılık belgesi ile davacıların, gaip olduğu varissiz öldüğü belirtilerek taşınmazın vakıf adına tescil edildiği kişinin mirasçıları olduğu Vakıflar Kanunu'nun 17. madde koşulları oluşmadan taşınmazın davalı adına kaydedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hasımlı mirasçılık belgesi ile iddianın ispat edildiği, anılan davada mütekabiliyet şartlarının tartışıldığı ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 7 01... parsel sayılı 39... miktarlı kargir ev, 7 01... parsel sayılı 40... miktarlı kargir ev, 7 01... parsel sayılı 37, 50... miktarlı kargir ev ve 7 01... parsel sayılı 40... miktarlı kargir ev nitelikli taşınmazların 153983904/156690432 payı Yunan tebasından ... kızı .../... adına kayıtlı iken İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.07.1991 tarihli 1990/512 Esas, 1991/338 Karar sayılı kararı ile, kayıt malikine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/152 Esas sayılı kararı ile kayyım tayin edildiği gerekçesiyle kayyım ... Defterdarı aleyhine açılan kayyımlığın kaldırılması ve tapu iptali ve tescil istekli dava neticesinde kayıt malikinin varissiz öldüğü muhtarlık ilmuhaberi ile tespit edilerek 09.10.1990 tarihli mahlul kararı verildiği, taşınmazların ... Vakfından olduğu gerekçesiyle 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ve 2888 sayılı Kanun gereğince davanın kabulü ile kayyımlık kararının kaldırılmasına, dava konusu 6, 7, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazdaki ... payının vakfı adına tesciline karar verildiği, kararın 20.05.1992 tarihinde kesinleştiği ve bahsi geçen payların 24.12.1992 tarihinde ... Vakfı adına tescil edildiği, bir kısım davacılar tarafından davalı aleyhine açılan İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli 2018/730 Esas, 2020/549 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile ... ve ...’dan olma 1892 doğumlu muris ... 16.09.1980 tarihinde dul olarak ölmüş olup geriye mirasçı olarak davacıların kaldığının tespit edildiği, kararın deracattan geçerek 16.06.2021 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları, dayanak kayıtlar, akitler vs. dosya arasına alınmadığı yalnızca kütük sayfası ve çap kaydı temin edildiği, davalı tarafından kararları ibraz edilen İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/1136 Esas, 1996/1202 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı alınmasına ilişkin aynı davacı ve murisi tarafından davalı İdare ve katılan Hazine aleyhine açılan davada taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının hasımlı veraset ilamı alınması için bozulduğundan talepte bulunulduğu anlaşılmakla 1980 tarihinde Yunanistan ile karşılıklılık olmadığından davanın reddine karar verildiği ve temyiz edilmeden 10.10.1997 tarihinde kesinleştiği, yine İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.04.2003 tarihli 2003/252 Esas, 2003/431 Karar sayılı kararı ile aynı davacı ve murisi tarafından davalı İdare aleyhine açılan hasımlı veraset ilamı davası olup taraflar arasındaki dava konusu taşınmazlara ilişkin açılan tapu iptali ve tescil davasında verilen ara karar nedeniyle talepte bulunulduğu belirtilmekle Mahkemenin 1995/1136 Esas sayılı dosyası nedeniyle kesin hüküm bulunduğundan davanın reddine karar verildiği, bahsi geçen dosyalar getirilmediği gibi, taşınmazların davalı adına tesciline ilişkin dava dosyası, kayyım tayini dosyası, hasımlı veraset ilamı alınmasına ilişkin dosyaların da dosya arasına alınıp incelenmediği, ... Vakfına ilişkin vakfiyenin de dosyaya getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, çekişme konusu taşınmazların önceki paydaşlarından ... ile davacıların mirasbırakanı olduğu hasımlı olarak alınan İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli 2018/730 Esas, 2020/549 Karar sayılı veraset ilamı ile saptanan ...’nin aynı kişi olup olmadığı noktasında toplandığı, davanın kabulü için bu hususun tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanması gerektiği tartışmasızdır.
Ne var ki, Mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca; çekişme konusu 7 01... , 7, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların tüm tedavülleri ve dayanak belge suretlerinin merciinden temini, özellikle kütük sayfasına göre bir kısım payların 27.07.933 tarihli işlemle aslen, bir kısım payın da 9.6.9 34... .8.1975 tarihli şiraen şeklinde ... adına tescil edildiğinden bu kayıtlara ilişkin evrakın ve İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.07.1991 tarihli 1990/512 Esas, 1991/338 Karar sayılı, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/152 Esas sayılı, İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli 2018/730 Esas, 2020/549 Karar sayılı dosyalarının dosya arasına alınması, davalı tarafından kararları sunulan dosyaların ve bu kararlarda bahsi geçen tapu iptali ve tescile ilişkin dosyaların veya bulunamaması halinde kesinleşme şerhini içeren karar örneklerinin temini, ... Vakfına ait vakfiyenin ve ilgili belgelerin Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirilmesi, kayıt malikine ilişkin getirilecek belgelerdeki bilgilerden de yararlanmak suretiyle nüfus kaydının ve mirasçıları bulunup bulunmadığının İlçe Nüfus Müdürlüğünden ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması, içinde vakıf konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı heyetten rapor alınmak suretiyle davacıların murisi ile kayıt malikinin aynı kişi olup olmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.