Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5595 E. 2025/4645 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5595
- Karar No
- 2025/4645
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2741 E., 2024/2184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/415 E., 2022/200 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, kızı davalı ...'i 27.10.2015 tarihinde vekil tayin ettiğini, davacının 91 yaşında ve bakıma muhtaç olduğunu, davalının müvekkiline bakacağına ilişkin vaatlerde bulunduğunu, bunun üzerine davacının davalı kızının kendisine bakacağına inanarak davalıya bir hayli geniş kapsamlı yetkiler içeren vekâletname verdiğini, davalının, davacının bakıma muhtaç halinden faydalanarak kendisine bakacağı hususunda davacıyı aldattığını, almış olduğu vekâletnameyi kullanarak davacının iradesi dışında, maliki olduğu .........Blok, Bağımsız bölüm No:16 adresinde kayıtlı taşınmazını 23.12.2016 tarihinde, davacıdan habersiz olarak........ isimli bir şahsa sattığını, davalının, gerçekleştirdiği satış işleminin ardından davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı gibi 15.08.2017 tarihinde de tapuda satış olarak gösterdiği ....... isimli şahıstan, ilgili bağımsız bölümün mülkiyetini yine satış olarak göstererek kendi üzerine devraldığını, davalının vekalet görevini kasten kötüye kullanması ve davacıyı bu işlemlerden habersiz bırakarak zarara uğratması nedenleri ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini, yargılama sırasında taşınmaz el değiştirdiğinden dava konusu taşınmazın bedelini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının uzun yıllardır bakıcı tuttuğunu, bakıma muhtaç olmadığını, ilerleyen yaşına rağmen günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, iddia edildiği gibi davalının davacıya herhangi bir bakım sözü vermediğini, davalının uzun süredir İstanbul'da ikamet ettiğini, tüm işlerinin burada olduğunu, davacının ise Ordu ilinde yaşadığını, bu sebeple bakım sözü vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının iddia ettiği gibi herhangi bir aldatma ve hilenin söz konusu olmadığını, davaya dayanak gösterilen vekâletnamenin özel yetkiler içeren ve tarafların açık iradeleriyle düzenlenebilecek vekâletname olduğunu, davacının tamamen serbest iradesiyle kızını çağırarak Maltepe'de 2 adet dairesinin olduğunu bunlardan birini satıp yazlık almasını, diğerinin de tapusunu kendi üstüne almasını istediğini, bu işlemleri yapabilmesi için notere giderek vekâletname verdiğini, taşınmazın satışının vekâletname tarihinden 14 ay sonra gerçekleştiğini, ayrıca davacı adına başka taşınmaz ve banka hesapları olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olması durumunda bu taşınmazları da satabileceğini, babasının, abisi ......'ye 5 adet taşınmazı verdiğini, kalan 2 tanesini de davalıya vermek istediğini, fakat abisi ......nin babasını doldurması nedeniyle bu davanın açıldığını, babasının vermeyi istediği son taşınmazı da satarak bedelini de kendi uhdesine geçirdiğini, davalının hak ve alacaklarından feragat etmesi için bu davanın açıldığını, davalının tamamen babasının direktifleri doğrultusunda hareket ettiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla, davacının dava konusu taşınmazı davalıya iradi olarak devrine rıza gösterdiği, davacının, davalının kendisine bakmaması sebebiyle bu davayı açtığı, davanın bağıştan rücu sebebine dayalı açılmadığı, davalının taşınmazı satıp sonra üzerine almasında vekaletin kötüye kullanılmadığı, davalının hesap vermesini gerektirir bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; dava dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrar ederek, yemin deliline başvurulmasına rağmen Mahkemece yemin delilinin hatırlatılmamasının usuli bozma nedeni olduğunu, davanın vekalet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin olduğunu, davalı tarafın vekaletin bağışlama sözleşmesi niteliğinde verildiğini savunması nedeniyle ispat yükünün davalı üzerine geçtiğini, dava konusu taşınmazın yeni malikine davanın ihbar edilmesi talebinin Yerel Mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, vekaletin kötüye kullanıldığını, son tapu kaydının getirilmediğini, ıslah dilekçesi ile dosyaya celbedilmesi gereken delillerin dosyaya celbedilmediğini, vekilin verilen vekaletnameye uygun hareket ettiğini ispat edemediğini, davalı tarafın dava devam ederken taşınmazı tekrar satması ile davalının muvazaa kastıyla hareket ettiğinin kanıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ...... ilçesi, 15053 ada, 100 parsel A Blok 2. Kat 16 nolu bağımsız bölüme davacı ...'in kat irtifakı tesisi ile 01.09.2015 tarihinde malik olduğu, davacının, kızı davalıya vermiş olduğu........ Noterliği, 27.10.2015 tarihli taşınmaz satış yetkisi içeren vekaletname ile davalı kızının dava dışı ...'e 23.12.2016 tarihinde satış sureti ile dava konu taşınmazı temlik ettiği, dava dışı ......'ın dava konusu taşınmazı 15.08.2017 tarihinde davalı ...'e satış sureti ile temlik ettiği, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında dava konusu taşınmazın 06.10.2020 tarihinde dava dışı ..........'a satış sureti ile devrettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.