Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5528 E. 2025/5157 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5528
Karar No
2025/5157
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/81 E., 2024/291 K.

Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan babaları ...’ın 23 81... parsel sayılı taşınmazlarını 1/4’er eşit paylarla davalı oğulları ..., ... ve ...’e satış suretiyle temlik ettiğini,1/4’er payını ise uhdesinde bıraktığını, taşınmazların üçüncü şahsa satıldığını, mirasbırakanın 1/4’er paylarına isabet eden satış bedelinin mirasbırakanın muvafakatı ile davalı oğlu ...’e ödendiğini, işlemlerin muvazaalı ve mal kaçırma amacıyla yapılması nedeniyle Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/68 Esas sayılı dosyası ile açılan davada temliklerin muvazaalı olduğunun kabul edildiğini ve her iki taşınmaz yönünden paylarına isabet eden toplam bedel olarak 195.250,00 TL’nin belirlendiğini, Mahkemece taleple bağlı kalınarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 16.000,00 TL bedele hükmedildiğini ileri sürerek anılan taşınmazlardan miras paylarına düşen bedel karşılığı olarak toplam 179.250,00 TL'nin ve Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/68 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan alacak yönünden faiz talebinde bulunulmadığından, anılan dosyada talep edilmeyen faiz bedeli olarak toplam 4.440,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalılar; Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/68 Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, davalılardan ... ve ...’in uzun süre mirasbırakan ile yurtdışında çalışarak kazanımlarını mirasbırakana vermeleri nedeniyle mirasbırakan tarafından anılan temliklerin yapıldığını, davalı ...’in ise ailesinin katkılarıyla taşınmazlarda diğer kardeşleri ile aynı paya sahip olduğunu, mirasbırakanın daha önce satmış olduğu taşınmazlardan davacıların miras haklarının ödendiğini, yapılan işlemlerde muvazaa olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.06.2016 tarihli ve 2012/293 Esas, 2016/227 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada tazminat isteğinin kısmen kabulüne, faiz isteğine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 08.06.2020 tarihli ve 2017/64 Esas, 2020/2336 Karar sayılı kararı ile; ".. birleştirilen davada talep edilen faiz alacağının taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi, 2381 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından ...’e devredilen herhangi bir pay bulunmadığından bu parsel yönünden hesaplanan tazminat yönünden ... hakkındaki davanın reddedilmesi, 2382 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise mirasbırakan tarafından davalılara temlik edilen pay değerleri üzerinden davacıların miras payı oranında hesaplanacak tazminat bedeline hükmedilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. " gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ..., ... ve ... (mirasçıları) vekili temyiz dilekçesi ile; 2381 parsel sayılı taşınmazdaki 2/8 hisse anne ... Yanık adına kayıtlı bulunduğundan bu hissenin ne olduğu hakkında hiçbir araştırma yapılmadan karar verildiğini, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde zamanaşımı yönünden ciddi bir araştırma yapılarak Mahkemeye sunulduğunu, tüm taleplerine rağmen zamanaşımı yönünden hiçbir açıklama yapılmadığını, aynı bilirkişi raporunda davacıların faiz talep edemeyeceği konusunda açıklama olduğu halde Mahkemece bu konunun da hiç nazara alınmadığını, davalılarca yapılan ödemelere ilişkin sunulan makbuzların dikkate alınmadan, sadece "mahsuben" ifadesi kullanılmak suretiyle karar verilmesinin doğru olmadığını, bu husus dikkate alınmadığı için müvekkillerinin harç, vekalet ücreti ve faiz açısından da mağdur olduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; Yargıtay kararına direnilmemesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, hüküm altına alınan tazminatların aleyhe olarak yanlış hesaplandığını, yine hüküm altına alınan bedelin hakkaniyete aykırı olduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamasının doğru olmadığını, lehlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tazminat; birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tazminat ve faiz isteğine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1926 doğumlu mirasbırakan ...’ın 31.12.2002 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve ..., davalı oğulları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı eşi ...'nin kaldığı, dava konusu 2382 parsel sayılı taşınmazda 3931/10275 pay mirasbırakan adına kayıtlı iken, 21.07.1981 tarihinde 982/10275 payını üzerinde bırakarak davalı oğulları ..., ... ve ...’e 983/10275’er pay satış suretiyle temlik ettiği, üzerinde bıraktığı 982/10275 payı ise 7.05.1987 tarihinde davalı oğlu ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ..., ..., ... ve ...’in de temlik aldıkları payları 01.11.1994 tarihinde dava dışı ...’a satış suretiyle temlik ettikleri, 2381 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 21.07.1981 tarihinde ¼ payını üzerinde bırakarak ¼’er paylarını davalı oğulları ..., ... ve ...’e satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakan ile birlikte ..., ... ve ...’in taşınmazdaki ¼’er paylarını 01.11.1994 tarihinde dava dışı ...’a satış suretiyle devrettikleri, davacılar tarafından anılan bu temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu nedeniyle davalı kardeşleri ..., ... , ... ve ... aleyhine Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/68 Esas sayılı dosyası ile her iki taşınmazdaki temlikler yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davacı için her bir davalıdan 2.000,00'er TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL tazminat talep ettikleri, temliklerin muvazaalı olduğu saptandığından davanın kabulüne karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, anılan davada saklı tutulup talep edilmeyen tazminat miktarı ve faiz alacağı yönünden eldeki davaların açıldığı anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; taraflar arasında Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/68 Esas, 2012/255 Karar sayılı dosyası ile muvazaa olgusunun sabit olduğu belirlenerek ilk davada istenmeyen ve saklı tutulan bedelin tazmini için açılan davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bilindiği üzere, bozma kararına uyulmakla mahkemelere bozma kararı doğrultusunda araştırma, inceleme ve uygulama yapma zorunluluğu, ilgili taraflar yararına da usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Ne var ki, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeksizin karar verilmesi cihetine gidildiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki; Mahkemece, 23.11.2021 tarihli raporun yapılan incelemesinde; her bir davacının bakiye alacak tutarlarının ayrı ayrı olmak üzere asıl dosyada talep edilen her iki parsel yönünden ... için 12.477,50 TL, ... için 12.477,50 TL, ... için 12.477,50 TL, ... için 2.910,00 TL olmak üzere toplam 43.375,00 TL olduğu, birleştirilen dosyada talep edilen faiz alacağı yönünden her bir davacı için 4.078,47 TL faiz tutarı olmak üzere toplam 16.313,88 TL olduğu,

06.07.2022 tarihli ek raporun yapılan incelemesinde; her bir davacının bakiye alacak tutarları ayrı ayrı olmak üzere her iki parsel yönünden ... için 16.477,50 TL, ... için 16.477,50 TL, ... için 16.477,50 TL, ... için 4.910,00 TL olmak üzere toplam 54.342,250 TL olduğu, kök davada hükmedilen 8.000,00 TL ve huzurdaki davada talep edilebilecek bakiye alacağın 46.342,50 TL olacağı, birleştirilen dosyada talep edilen faiz alacağı yönünden her bir davacı için 4.078,47 TL faiz tutarı olmak üzere toplam 16.313,88 TL olduğu,

22.10.2023 tarihli ikinci ek raporun yapılan incelemesinde; her bir davacının bakiye alacak tutarlarının ayrı ayrı olmak üzere asıl dosyada talep edilen bakiye ana alacak yönünden her iki parsel yönünden ... için 16.47750 TL, ... için 16.477,50 TL, ... için 16.477,50 TL, ... için 4.910,00 TL olmak üzere toplam 54.342,250 TL olduğu, kök davada hükmedilen 8.000,00 TL ve huzurdaki davada talep edilebilecek bakiye alacağın 46.342,50 TL olacağı, birleştirilen dosyada talep edilen faiz alacağı yönünden her bir davacı için 4.078,47 TL faiz tutarı olmak üzere toplam 16.313,88 TL olarak belirlendiği belirtilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de:

Dava konusu 2381 parsel sayılı taşınmaz yönünden mirasbırakan tarafından davalılardan ...’e yapılan herhangi bir temlik olmadığı, mirasbırakanın taşınmazın ¼ payını uhdesinde bıraktığı ve bu ¼ payın daha sonra mirasbırakan tarafından 3. kişiye temlik edildiği gözetilerek anılan bu parsel sayılı taşınmazın ¼ pay değeri üzerinden hesaplanan tazminat bedelinden davalı ...’in sorumlu tutulmasının doğru olmadığı hususu bozma ilamında da belirtilmesine rağmen, neye göre hesaplandığı belli olmayan şekilde birleştirilen davanın konusu olan 2381 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ... yönünden de tekrar davanın kabul edilerek 5.235,44'er TL'nin adı geçen davalıdan alınarak davacılara verilmesi doğru değildir.

Öte yandan; dava konusu 2382 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise bozma kararında da belirtildiği üzere mirasbırakana ait 3931/10275 paydan 983/10275 payının ...’e, 983/10275 payının davalı ...’e, 983/10275 payının davalı ...’e, 982/10275 payının davalı ...’e satış suretiyle devredildiği, bu payların da davalılar tarafından 3. kişiye devredildikleri göz önüne alındığında, davalıların kendilerine temlik edilen bu paylara isabet eden değer üzerinden tazminattan sorumlu tutulması gerekirken, bu paylar göz önüne alınmadan taşınmazın tamamının değeri üzerinden hesaplanan tazminat bedelinden davalıların sorumlu tutularak yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsizdir.

Hal böyle olunca; yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle 2382 parsel sayılı taşınmaz yönünden mirasbırakan tarafından davalılara temlik edilen pay değerleri üzerinden davacıların miras payı oranında hesaplanacak tazminat bedeline hükmedilmesi, 2381 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından ...’e devredilen herhangi bir pay bulunmadığından bu parsel yönünden hesaplanan tazminat yönünden ... hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken değinilen hususlar ve bozma ilamının gerekleri göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5528, K. 2025/5157, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5528-e-2025-5157-k-6e021ed26b59