Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4981 E. 2025/4327 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4981
Karar No
2025/4327
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2408 E., 2024/2168 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/162 E., 2024/524 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; oğlunun 13.08.2020 tarihinde vefat ettiğini, oğlunun vefatı nedeniyle psikolojik bunalıma girdiğini, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle oğlu gibi gördüğü ve güvendiği davalı yeğeni ...'a vekaletname verdiğini, davalı ...'un vekaletnameden kısa bir süre sonra davacıya ait 4 07... sayılı parsellerdeki hisselerini emlak işleri ile uğraşan ve yakın arkadaşı olan diğer davalı ...'e 17.05.2021'de 7.500,00'er TL bedelle devrettiğini, ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, ayrıca tapuda gösterilen bedelin gerçek değerin çok altında olduğunu, davalıların kötü niyetle ve işbirliği yaparak kendisini zarara uğrattıklarını, durumu fark ettiğinde davalı ...'a verdiği vekaletnameyi tapuda azlettirdiğini, vekil ile işlem yapan 3. kişinin kötü niyetli sayılması gerektiğini, taşınmaz alım satımı yapan davalı ...'nin dava konusu taşınmazların gerçek değerini bilebilecek durumda olduğu halde taşınmazları gerçek değerinin çok altında bir bedel ile kötü niyetli olarak devir aldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmazların bedelinin tespit edilerek devir anından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ...; davacının öz dayısı olduğunu, dava konusu satışlar zamanında dayısının borçlanarak otomobil aldığını ve 50.000,00 TL ödeme yapması gerektiğinden arsalarını acil satabilmek için kendisine vekaletname verdiğini, esnaf olduğu için davacının taşınmazları kendisine devretmek istediğini, ancak kendisinin satın almayı düşünmediğini, durumu arkadaşı olan diğer davalıya ve gayrimenkul işi yapan tüm tanıdıklarına söylediğini, ancak pandemi nedeniyle ve taşınmazda çok sayıda hissedar bulunması sebebiyle kimsenin almaya yanaşmadığını, kendisinin diğer davalı ...'yi rica minnet ikna ettiğini, davacıya ve ailesine istedikleri rakamı sorduğunda 35.000,00 TL talep ettiklerini, kendisinin davalı ...'e 41.000,00 TL ihtiyacı olduğunu beyan ettiğini, davalı ...'in taşınmazların o kadar etmeyeceğini ancak ihtiyaçları varsa o miktarı ödemeyi kabul ettiğini beyan etmesi üzerine davacıyla görüştüğünü, davacıya arsaları 41.000,00 TL'ye satacağını ancak 1.000,00 TL'sini davacının öz kızı ...'in kızı olan ...'na babasız büyüdüğü için ihtiyaçlarını gidermesi için vereceğini söylediğini, her iki tarafın da satışa rıza gösterdiğini, davacının banka hesaplarındaki problem nedeniyle ödemeyi nakit olarak almak istediğini, satışın bu şekilde gerçekleştiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; tapuda malik olmadığını, taşınmazın dava dışı... Yapı İnşaat San.ve Tic. Ltd. Şti'ye devredildiğini, emlak-taşınmaz alım satımı ile uğraştığını ve dava konusu taşınmazı bu bağlamda usul ve yasaya uygun şekilde satın aldığını, arkadaşı olan bir kişiden taşınmaz satın almasının doğal bir durum olduğunu, satış bedeli olarak belirlenen 41.000,00 TL bedeli diğer davalı ...'a teslim ettiğini, iyi niyetli 3.kişi konumunda olduğunu ve olayın öncesinden veya sonrasından haberdar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların arkadaş olmaları ve davalı ...'in emlak işi ile uğraşması karşısında davalıların fikir ve eylem birliği ile hareket ettiği, davalı ...'in vekalet ilişkisini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu, davalı vekil ...'un davacı asile karşı hesap verme yükümlülüğü kapsamında satım bedelini teslim ettiğini yazılı olarak ispat edemediği, kaldı ki satış bedeli olarak teslim ettiğini iddia ettiği bedel ile taşınmazların bilirkişi raporu ile belirlenen bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu, vekil edenin menfaatlerini korumayarak onu zararlandırıcı işlem yaptığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalıların her ikisinin de tazminattan sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle ve tapu iptali ve tescil davalarının son kayıt malikine karşı yöneltilmesi gerektiğinden ve eldeki davada kayıt maliki aleyhine açılmış tapu iptali ve tescil davası bulunmadığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddine, terditli talebi olan tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesi ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde istinaf dilekçesinde yazdıkları ayrıntılı açıklamalarının değerlendirilmediğini, maktu bir ibare ile somut bir gerekçe ve değerlendirme sunulmaksızın yalnızca İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının belirtildiğini, müvekkillerinin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle davacıyı zarara uğratması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksine tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere müvekkillerinden ...'un samimiyetleri dahi olmamasına rağmen iyiniyetle dayısının ısrarlı yardım talebini geri çevirmeyerek nakit para ihtiyacı bulunan davacıya elinden gelen tüm desteği sağladığını ve taşınmazların dayısı adına satışı için üstün bir çaba sarf ettiğini, taşınmaz işi ile uğraşan tün tanıdıkları ile görüştüğünü, en son diğer davalı ... ile irtibat kurarak ondan ricacı olduğunu ve 41.000,00 TL bedele anlaşıldığını, tüm bu süreçte tapu işlemleri davacı tarafından gerçekleştirilecek olmasına rağmen davacının pandemiyi bahane ederek müvekkiline vekalet çıkarmak istediğini, yine bu talebinde de ısrarcı olması üzerine davaya konu vekaletnamenin düzenlendiğini ve vekaletname uyarınca satışın yapılarak bedelin elden davacıya ödendiğini, davalıların arkadaş olmasının ve davalı ...'in emlak işleri ile uğraşmasının davalıların kötüniyetle işbirliği içinde oldukları şeklinde yorumlanamayacağını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 3 28... parsel sayılı taşınmazların 1/12'şer payı davacı ... adına kayıtlı iken, davacının ...Noterliğinin 10.05.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği davalı yeğeni ... tarafından davacıya vekaleten 17.05.2021 tarihinde satış yolu ile diğer davalı ...'e devredildiği, onun tarafından da 22.11.2021 tarihli satış işlemi ile dava dışı... Yapı İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'ye temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 39.053,96 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'tan; 2.107,80 TL temyiz başvuru harcı ile 52.072,03 TL onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4981, K. 2025/4327, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4981-e-2025-4327-k-df3019c8516a