Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/38 E. 2025/4472 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/38
Karar No
2025/4472
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/183 E., 2023/297 K.

Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; krediye ihtiyacı olduğunu ancak kredi notunun düşük olması sebebiyle bankalardan kredi kullanamadığını, taşınmazı kredi temin edebileceğini düşündüğü ve tanıdığı olan davalı ...'e kredi temininden sonra geri alacağı inancıyla bedelsiz olarak temlik ettiğini, ancak davalı ...’in kredi temin etmediği gibi taşınmazı da geri vermediğini ve diğer davalı ...'ye devrettiğini, davalı ...’nin bu hususları başından beri bildiğini, davalıların birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali - tescil istemiştir.

II. CEVAP Davalı ...; davayı kabul ettiğini, taşınmazı kredi temini için davacıdan temlik alıp yine aynı amaçla diğer davalı ...'ye devrettiğini, ancak daha sonra Baki'nin sözünde durmadığını, taşınmazı iade etmediğini, temliklerin bedelsiz yapıldığını, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazı diğer davalı ...'den olan alacağına karşılık devraldığını ve taşınmazı haksız yere kullanan davacıya karşı elatmanın önlenmesi davası açtığını belirtip davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2018/45 Esas, 2021/18 Karar sayılı kararıyla; davacının inançlı işlem iddiasının davalı ...’in kabulü ile sabit olduğu ne var ki ikinci el konumunda bulunan diğer davalı ...’nin taşınmazı ediniminin iyi niyetli olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2021/1318 Esas, 2022/510 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; “...Davalı ...’in imzasını taşıyan 20.08.2015 tarihli adi yazılı belgede, dava konusu taşınmazın tamamının davacıdan emaneten alındığı, istediği zaman davacıya iade edileceği hususlarının yer aldığı, davalı ...’in, anılan belge içeriğini ikrar edip davacıdan kredi temini amacıyla devraldığı taşınmazı yine aynı amaçla diğer davalı ...’ye bedelsiz devrettiğini, davalı ...’nin sözünde durmayarak taşınmazı geri vermediğini savunduğu, davalı ...’nin ise taşınmazı diğer davalı ...’in kendisine olan borcuna karşılık devraldığını savunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalılar............ve ................arasında sıkı ticari ilişki bulunup davalı ...’in taşınmazı davacıdan inançlı işlemle temlik aldıktan bir gün sonra diğer davalı ...’ye devrettiği gözetildiğinde davalı ...’nin davacı ile diğer davalı ... arasındaki inançlı işlemi bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır. Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ...’nin davalı ... ile ticari ilişkisi olması nedeniyle davacı ... ve davalı ... arasındaki adi yazılı inanç sözleşmesinden haberdar olduğu kabul edilmişse de adi sözleşmelerin her zaman geriye dönük düzenlenebileceğini, davacı ile davalı ... arasında gerçekten de bir inançlı işlem sözleşmesi olsa idi bu sözleşmenin dava konusu taşınmazın devredildiği gün değil, öncesinde düzenlenmesi gerekeceğini, sözleşmenin geriye dönük olarak düzenlendiğinin kabulünün gerektiğini, davalı ...’in cevap dilekçesiyle açılan davayı kabul ettiğini, ancak davalının davayı kabul beyanını içeren cevap dilekçesine itibar edilecek ise davalı ...’in davalı ... ile yaptığını beyan ettiği inanç sözleşmesinin de ispatlanması gerektiğini, ilk inançlı işlemi sözleşmeye bağlayan davalı ...’in kendisi ile yaptığını iddia ettiği inançlı işlemi neden yazılı sözleşmeye dökmediğini açıklayamadığını, davalı ... tarafından taşınmazın davalı ...’ye devrinin dayanağı olan ve davalılar arasındaki alacağı ortaya koyan çeklerin inceleme konusu yapılmadığını, davacı ve diğer davalının birlikte hareket ederek davalı ...’yi zarara uğrattığını, bu yöntem ile davalı ...’in piyasaya olan borçlarından kurtulduğunu, davalılar arasında inançlı işlem bulunmadığını, davalı ...’in borçları karşılığında taşınmazı davalı ...’ye devrettiğini, davacı ile davalı ... arasındaki inanç ilişkisini bilmediğini ve iyi niyetli olduğunu, bozma kararının izah edilemediğini, davalı ...’nin bu inançlı işlemden haberi olsa davalı ...’in borcu için kendisine verdiği bonoların karşılıksız kalacağını bilip senetlerin ödenemeyeceğini anlayacağını, davalı ...’nin iyi niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, üzerinde 4 katlı bina olup tapuda arsa niteliğinde kayıtlı olan 89 62... parsel sayılı taşınmazını 20.08.2015 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’in de taşınmazı 21.08.2015 tarihinde diğer davalı ...’ye devrettiği, devirler sırasında taşınmaz üzerinde 23.11.2012 tarihinde dava dışı kooperatif lehine tesis edilen ipotek şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 27.665,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/38, K. 2025/4472, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-38-e-2025-4472-k-3cb6154e968b