Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3478 E. 2025/5020 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3478
Karar No
2025/5020
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/370 E., 2024/109 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ...; ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında köy boşluğu olarak tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak murisi ... mirasçıları adlarına tescilini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiş, muris ...'ın diğer mirasçılarının davaya muvafakati sağlanmıştır.

II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuş, davalı ... davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.12.2010 tarihli ve 2009/25 Esas, 2010/552 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı köy camii ve müştemilatı niteliğinde ... adına kayıtlı bulunan tapu kaydının iptaliyle davacı ... murisi ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.06.2014 tarihli ve 2014/6983 Esas, 2014/7842 Karar sayılı kararıyla: “ Dava, 04.08.2010 tarihli fen bilirkişisi raporunda 1 02... parsel sayılı taşınmazın güneyinde yer alan ve (A) harfi ile gösterilen, kadastro sonucu köy boşluğu olarak tespit harici bırakılan bölüme yönelik tescil istemine ilişkindir. Köy camii ve müştemilatı niteliğindeki 1 02... parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığı gibi, yargılama safahatında bu taşınmaza yönelik bir araştırmada yapılmadığı halde Mahkemece, dava dışı 1 02... sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.03.2015 tarihli 2014/388 Esas, 2015/102 Karar sayılı kararıyla; davaya konu tescil harici bölüm hakkında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 04.08.2010 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.222,63 metrekarelik bölümün Çanakkale Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/763-865 Esas ve Karar sayılı veraset ilamında belirtildiği üzere ... mirasçıları olan ..., ..., ..., ... ve ... adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.07.2017 tarihli ve 2015/9891 Esas, 2017/5257 Karar sayılı kararı ile; ''Dava; 4721 sayılı TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yasal ilanlar yapılmadan yazılı olduğu şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsizdir. '' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.2018 tarihli 2017/373 Esas, 2018/418 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 04.08.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.222,63 metrekarelik bölümün ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/1156 Esas, 2021/3810 Karar sayılı kararı ile; ''Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. 4721 sayılı TMK' nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Genel itibari ile köy boşlukları, köylünün müşterek kullanımında olan boşluklar ve hali boşluklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Köylünün müşterek kullanımında bulunan boşlukların zilyetlikle edinilmesi mümkün değilken, köylünün müşterek kullanımında olmayan hali boşlukların ise ekonomik amaca uygun kullanılmaları halinde zilyetlikle kazanılmaları mümkündür. Somut olayda, çekişmeli taşınmaz bölümü kadastro sırasında hali köy boşluğu olarak tescil harici bırakılmıştır. Yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmaz bölümünün davacıların evlerinin bulunduğu alan olduğunu, babalarının 1960 yılında vefat ettiğini, davacıların 2000 yılına kadar bu evde ikamet ettiklerini, 2000 yılında Çanakkale’ye taşındıklarını, 2005 yılında köylerine kadastro geldiğinde davacıların evi yıkık olduğu için taşınmaz bölümünün köy boşluğu olarak yazıldığını belirtmişlerdir. Mahkemece, taşınmaz bölümü üzerinde yıkık bina olduğu ve davacıların taşınmaz bölümünü ev yeri ve bahçesi olarak kullandıkları beyan edilmiş olmasına rağmen keşfe ziraat ve inşaat bilirkişisi götürülmemiş, denetimin sağlanması açısından taşınmaz bölümünün fotoğrafları çektirilip dosyaya eklenmemiş, taşınmaz bölümünde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin belirlenmesi amacıyla uydu fotoğrafları getirtilip incelenmemiş ve yine yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından taşınmaz bölümünün davacılar tarafından bir süredir kullanılmadığı belirtildiği halde taşınmaz bölümünün ne kadar zamandır kullanılmadığı belirlenerek bu durumunun iradi terk olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.“ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Üçüncü Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 20 yıldan daha fazla süredir nizasız ve fasılasız olarak davacılar ve murisi ... tarafından kullanıldığı, iradi olarak terk edilmesi durumunun bulunmadığı, taşınmazın imar ve ihyasının 1958 yılından önce tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda, çaplı krokide 1020052, 1020053, Q1, Q2, Q3, Q4, Q5, Q6, Q7, Q8, Q9, Q10, Q11, Q12, Q13, Q14, Q15 noktaları arasında kalan ve tespit sırasında tescil harici bırakılan 1048,81 m²'lik kısmın kök muris ... mirasçıları adına ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/559 Esas ve 2023/570 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın iradi olarak iş bulmak amacı ile köyden ayrıldıklarını, taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini terkettiklerini, dava konusu kısmın kadastro çalışmaları sırasında hali köy boşluğu olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazda davacıların ekonomik amaca uygun ve aralıksız kullanım şartının ve davacılar yararına zilyetlikle mülk edinim koşullarının gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alanın köy meydanı ve köy yolu olarak kullanılan tespit dışı alan ve köy orta malı olduğunu, bu nedenle taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, taşınmazın üzerinde köylünün su ihtiyacı için kullanılan sondaj bulunduğunu, hava fotoğraflarında da taşınmaz üzerinde ev veya dam olmadığını, davacıların dosyaya sundukları beyanları ile 1970 yıllarından beri köyde yaşamadıklarını, davacıların zilyetliklerini iradi olarak terk ettiklerini, Mahkemece taleple bağlılık ilkesine uyulmadığını, talepten fazlasına karar verildiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, Medeni Kanun'un 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Dava konusu bölüm, Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyünde 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında köy boşluğu olarak tespit harici bırakılmıştır. Somut olayda, Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünde zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 03.10.2022 tarihinde yapılan son keşifte mahalli bilirkişilerin, dava konusu alan üzerinde davacıların murisi ...’a ait evin bulunduğunu, ...’ın söz konusu yeri kullandığını, ...’in vefat edince dava konusu yeri çocuklarının kullanmaya devam ettiğini, kadastro çalışmaları yapılmadan önce taşınmaz üzerindeki ev ve damın yıkıldığını, ...’in çocuklarının köyden ne zaman göç ettiğini hatırlamadıklarını, kadastro çalışmaları sırasında ise dava konusu alanın köy boşluğu olarak tespit edildiğini, davacıların göç ettikten sonra bayramlarda ve düğünlerde köye geldiklerini beyan ettikleri, davacı tanığı ...’ın dava konusu alanda ...’a ait ev bulunduğunu, sonradan dava konusu yerde doğup büyüdüklerini, ancak ... öldükten sonra davacıların bir müddet daha orada yaşamaya devam ettiklerini, sonradan iş bulmak amacıyla köyden ayrıldıklarını beyan ettiği, ...’ın torunu ...’un ise keşifte alınan beyanında köyden 22 yaşında evlenerek ayrıldığını, 22 yaşına kadar köyde yaşadığını, taşınmaz üzerinde dayıları ..., ... ve ...’a ait evlerin bulunduğunu, bu evlerde daha önceleri anneannesi ...’nin kaldığını, anneannesi öldükten sonra da dayılarının bu evlerde yaşadıklarını, dayıları köyden ayrıldıktan sonra dava konusu taşınmazda dayılarına ait damları ve ambarları kullanmaya devam ettiklerini, kendisi evlenene kadar buraları kullandıklarını, evlendikten sonra annesinin rahatsızlığı nedeniyle kullanmadıklarını beyan ettiği; ...’ın 1962 yılında öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ..., ... ve ...’nin kaldığı, ...’un, kök muris ...’ın kızı ...’den olma torunu olduğu, ...’nin 1967 doğumlu olup 1991 yılında evlendiği, taşınmazın mirasçılardan son olarak ...’nin zilyetliğinde bulunduğu, bu zilyetliğin de 1991 yılında evlenmekle son bulduğu, bu durumun iradi terk niteliğinde olduğu, ... mirasçılarının köyde ikamet etmedikleri, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın boş olup etrafının çevrili olmadığı ve kimsenin zilyetliğinde bulunmadığı, bu husus da gözetilerek köy boşluğu olarak tespit harici bırakıldığı, yapılan keşifte de taşınmazın boş olduğu, tarımsal faaliyette kullanılmadığı, üzerinden elektrik direklerinin geçtiğinin tespit edildiği, ... Köy Muhtarlığı tarafından sunulan 11.09.2023 tarihli dilekçede de taşınmazın halihazırda Köy Meydanı ve yol olarak kullanıldığı ve üzerinde Muhtarlığa ait artezyen bulunduğunun belirtildiği, dolayısıyla taşınmaz geçmişte bir dönem malik sıfatıyla kullanılmış ise de tespit tarihinden önce kullanımın iradi olarak terk edildiği, böylece kadastro tespit tarihi olan 2006 yılından geriye doğru 20 yıllık kesintisiz bir kullanımın bulunmadığının anlaşıldığı, bu haliyle dava konusu taşınmazda ekonomik amaca uygun şekilde sürdürülmüş bir zilyetlik bulunmadığı, davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Kişiliğine iadesine, Dosyanın ... Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3478, K. 2025/5020, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3478-e-2025-5020-k-a79d3c01e367