Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3210 E. 2025/4922 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3210
Karar No
2025/4922
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/341 E., 2024/65 K.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, hudutlarını dava dilekçesinde belirttikleri taşınmaz bölümünün kadastro sırasında köy boşluğu olarak tescil harici bırakıldığını, müvekkilinin bu yeri 50-60 yıldır önce bahçe olarak daha sonra bir bölümüne ev yapıp avlusuyla birlikte kullandığını ileri sürerek taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, aynı zamanda taşınmaz imar planı kapsamında kaldığı için zilyetlikle de iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; park, bahçe, kapanmış yollar, meydanlar ve benzeri yerlerin belediye adına tescil edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın da bu yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 21.02.2013 tarihli ve 2009/284 Esas, 2013/190 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz bölümünün ihdasen davalı ... adına tescil edildiği ve davacı yararına taşınmazda zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur. Dairenin 14.12.2022 tarihli 2022/678 Esas, 2022/1070 Karar sayılı kararı ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dairenin 27.06.2022 tarih ve 2022/4014 Esas, 2022/5179 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme istemi kabul edilmiş, eksik araştırma ile karar verildiği belirtilerek hava fotoğraflarının dosya arasına getirtilmesinden sonra yapılacak keşifle birlikte dosyanın jeodezi ve fotogrametri mühendisine tevdi edilerek hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi yaptırılmak suretiyle taşınmazın sınırını ve niteliğini, öncesinin taşlık- çalılık gibi imar - ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğunun belirlenmesi, zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınması, böylece taşınmazın önceki niteliği belirlendikten sonra tüm dosya kapsamı bir bütün halde değerlendirilmek ve deliller tartışılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın öncesi imar - ihya gerektiren yerlerden ise imar planının onaylandığı tarihe kadar, taşınmazın öncesi itibariyle imar - ihya gerektiren yerlerden değil ise tapunun oluşum tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemenin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunda etrafının yol boşluğu ve zilyet edilmeyen yerlerden olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı, taşınmazın 1972 yılında çekilmiş hava fotoğrafında boşluk olarak görüldüğü, üzerinde herhangi bir yapılaşma (bina, duvar, vb.) bulunmadığı, doğusundaki 2 59... nolu parsel ile arasında herhangi bir doğal veya belli belirsiz sınırının ve bitki örtüsü veya dokusunun bulunmadığı, (çalı ağaç vb) dava konusu alanın yol boşluğu olarak kullanıldığı, bu hali ile taşınmazın evveliyatının imar - ihya gerektiren yerlerden olmadığı, tanık ve bilirkişiler çekişmeli taşınmaz üzerine 1980-1985’li yıllarda davacının babası tarafından ev yapıldığını, 1987 yılından sonra da davacının bu yerde oturmaya başladığını beyan etmiş iseler de tapunun ilk oluşum tarihi itibariyle davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi Tapu Kanunu'nun 21. maddesinin "Köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına tescil olunur." hükmü gereğince de davacının zilyetlikle kazanım sağlamasının mümkün olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yol fazlası olduğunu, 983 parselin dört bir yanının parselin 10 katı büyüklüğünde yol vasfı ile tapulama harici olarak bırakıldığını, bir çok köylünün benzer şekilde senetsizden adlarına tescil sağladıklarını, köy boşlukları ile yol fazlalıklarının zilyetlikle edinilebileceğini, Mahkeme kararının ve gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin kabulüne göre zilyetliğin başlaması 1980/87 yılında ise davacının dava tarihindeki zilyetliğinin 29/22 yıl olduğunu, dava tarihinde zilyetlik şartının yerine getirildiğini, taşınmazdaki zilyetliğin eklemeli olarak bir asırdan fazla olduğunu, usuli kazanılmış haklarına aykırı olarak karar verildiğini, kararın gizli bir direnme kararı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı olarak açılan tapu iptali - tescil istemine ilişkindir. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ilçesi/... Belediyesi çalışma alanında bulunan taşınmaz bölümü, yol olarak haritasında gösterilmiş, bilahare taşınmaz yargılama sırasında 2010 yılında 1 26... parsel numarasıyla ve 305,76 metrekare yüz ölçümüyle arsa vasıflı olarak ihdasen ... Belediye Başkanlığı adına tescil edilmiştir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3210, K. 2025/4922, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3210-e-2025-4922-k-d956d8284b59