Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2617 E. 2025/2625 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2617
- Karar No
- 2025/2625
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2138 E., 2024/534 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/121 E., 2023/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra duruşma isteği değerden reddedildi, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; mirasbırakan babası ...’in maliki olduğu 196 ada 4 parsel sayılı taşınmazını muvazaalı olarak davalı gelinine temlik ettiğini, devirden sonra davalının taşınmaza bina yaptığını, devrin hibe amaçlı olduğunu ve para verilmediğini, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, bedelin çok düşük olduğunu ve murisin terekesinde çıkmadığını, Çayeli Noterliğinin 18.12.2015 tarihli ve 10161 yevmiye numaralı beyannamesi ile davalının murise uzun süren hastalığı süresince baktığı için murisin emeğine karşılık dava konusu taşınmazı kendisine hibe ettiğini ve hatta diğer mirasçıların haklarının verileceğini beyan ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; 95 yaşında ölen murise kendisinin baktığını, kolon kanseri olan murisin uzun süre bakıma muhtaç halde yaşadığını, murisin dava konusu taşınmaz dışında farklı yerlerde 20 dönüm daha yeri ve bir tane de bağımsız bölümü olduğunu, kalan taşınmazların daha değerli olduğunu, murisin minnet duygusu ile taşınmazı devrettiğini, diğer mirasçıların babalarının huysuz olduğunu, sen de bakma sürünsün dediklerini, Noterdeki beyanının muvazaayı kanıtlamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/10 Esas, 2023/7 Karar sayılı ile; 18.12.2015 tarihli 10161 yevmiye numaralı beyannamede mezkur satış işleminin bağış işlemi olduğunun ve çekişmeli taşınmazın murisin yasal mirasçılarına eşit şekilde ait olduğunun davalı tarafından beyan edildiği, satış işleminin gerçek bir satış işlemi olmadığı, murisin asıl amacının çekişmeli taşınmazın bağışlanmasına yönelik olduğu, davacının muvazaa iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2023/427 Esas, 2023/623 Karar sayılı kararı ile; davalının, bakım iddiası yönünden herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, Noterden verilen muvafakatnamenin derdest dosyada davalı tarafı bağlayıcı bir etkisinin bulunmadığı, cevap dilekçesindeki savunmasını teyit ettiği, muris adına kayıtlı temlik dışı başkaca taşınmazlar bulunduğu, davalı tarafça davacılara da taşınmaz temlik edildiğinin iddia edildiği, temlik dışı taşınmazların ve mirasbırakanın tüm malvarlığının değeri tespit edilerek dava konusu taşınmazların değerinin tüm malvarlığına oranının belirlenmesi gerektiği, dava konusu temlikin tüm malvarlığına oranla makul karşılanabilecek bir oranda mı olduğu, yoksa temlik işleminde muvazaa iradesi ile mi hareket edildiği belirlenerek esas hakkında bir hüküm kurulması gerektiği, kararının yeterli gerekçeyi havi olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ile davalı olan gelini arasındaki yakın akrabalık ilişkisi, tanık beyanlarından özellikle davalı tanığı ... ve ekseri davacı tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere murisin devrin yapıldığı tarih ve öncesinde davalı tarafından bakılmadığı, devrin yapıldığı zamanda murisin herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığı, devrin tüm mal varlığı içindeki oranının makul bir oranda olmadığı, taşınmazın satış değeri ile devir tarihindeki gerçek değeri arasında yaklaşık on kat fark olduğu, murisin devir işleminde muvazaa iradesi ile hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ...'in tarafların babası/kayınbabası olduğu, dava konusu taşınmazın davalı gelinine satış suretiyle devredildiği, davacı tarafın murisin mal kaçırma amacıyla bu devri yaptığını, davalı tarafın bu taşınmazı satın alacak parasının olmadığını beyan ettikleri ancak davacı tarafın hiç bir şekilde murisin kendilerinden mal kaçırma kastıyla hareket etmiş olduğunu ispat edemediği, aksine davalı tarafın, taşınmazın muris tarafından kendisine ona bakması karşılığında minnet duygusuyla devredildiğini beyan ettiği, bu durumun davalı tanığı ... ve davacı tanıkları İsmail Hakkı ve ...'un beyanlarından teyit edildiği, ispat yükünün davacıda olması nedeniyle soyut tanık beyanlarına itibar edilmediği, murisin başkaca değerli kabul edilebilecek taşınmazlarının da olduğu, davacı çocukları ile muris baba arasında mal kaçırmayı gerektirecek bir kırgınlığın olduğunun da iddia edilemediği, davaya konu temlikte murisin mal kaçırma iradesinin var olduğunun TMK'nın 6. maddesi ve HMK'nın 190/1 hükmü uyarınca davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak davalıya devredildiğini, davalının taşınmazdaki çaydan gelir elde ettiği gibi eşinin taşınmaza bina da yaptığını, devrin hibe amacıyla yapıldığını, bedeller arasında aşırı fark olduğunu, para alışverişi olmadığının ispatlandığını, dava konusu taşınmazın terekede kalan taşınmazlardan daha değerli olduğunun tespit edildiğini, 1506 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 6 numaralı bağımsız bölümde murisin ¼ payı olduğunu ve onu da davalının eşine devrettiğini, bedel ödenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içeriğinden; mirasbırakan ...’in kayden maliki olduğu 196 ada 4 parsel sayılı taşınmazını 19.07.2011 tarihinde davalı gelini ...’e temlik ettiği, murisin 12.12.2015 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ...,...,..., ve...’ın kaldığını, ....’in de muristen sonra 2020 yılında ölümü ile çocukları ve eşinin mirasçı olarak kaldığı görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.