Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2382 E. 2025/2731 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2382
- Karar No
- 2025/2731
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1771 E., 2024/520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/487 E., 2020/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; dava konusu 2773 ada 41 parsel sayılı Harameyn Muhteremeyn ve Ayasofya Kebir Vakfından icareli taşınmazın 28/162 payının Süleyman oğlu Burhanettin adına, 56/162 payının Mehmet kızı Hatice adına kayıtlı olduğunu, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/198 Esas ve 2004/430 Karar sayılı kararı ile paylarının Hazine adına tesciline karar verildiğini, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca taşınmazın vakfı adına tescili gerektiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı 84/162 paya ilişkin tapu kaydının iptali ile Harameyn Muhteremeyn ve Ayasofya Kebir Vakfı adına tüm takyidatlardan ari olarak tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili; öncelikle vakfın türünün ve nteliğinin tespit edilmesi bu sebeple uzman bilirkişiden rapor alınması gerekiğini beliterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/487 Esas, 2020/232 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın vakıf malı olduğu, vakfına rücu etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2020/1623 Esas, 2021/867 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazda vakıf şerhinin bulunmadığı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. madde şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1.b.2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 21.02.2023 tarihli ve 2021/7215 Esas, 2023/964 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın kadastro tespitine dayanak tapu kaydının temini ile diğer belgelerin de değerlendirilmesi suretiyle taşınmazın vakıf malı olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın değerinin yüksek belirlendiğini, vakfın türünün tespiti için rapor alınması, taşınmazda vakıf şerhi olmasının yeterli olmadığını ve vakfiye kapsamında mülk toprak içinde olup olmadığının, vakıf hakkı kalıp kalmadığının tespiti gerektiğini, taşımazların vakfa ait olup sadece zeminin de vakfedilebilmekte olduğunu, yasal hasım olup vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçeli Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, hükmüne uyulan bozma kararına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı Hazine vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda; bozma kararına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, ancak bozulan İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/487 Esas, 2020/232 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararında yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın sadece davalı Hazine tarafından istinaf edildiği, belirtilen hususların davacı tarafça istinaf konusu yapılmadığı, dolayısıyla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının; 3. bendinin hükümden çıkarılmasına yerine “Davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına ve hükmün 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.