Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2334 E. 2024/6944 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2334
- Karar No
- 2024/6944
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/871 E., 2024/197 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/40 E., 2022/293 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Çankırı ili, .... ilçesi, ... köyünde bulunan 109 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davacılara ait olduğunu, 29.06.1970 tarihli senetle davacıların murisleri tarafından satın alındığını, taşınmazın ezelden beri davacılar tarafından kullanıldığını, 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazın da davacılara ait olduğunu, bu parsel aleyhine de tapu iptali davası açıldığını, 109 ada 4 parselin 109 ada 3 parselin devamı niteliğinde olduğunu belirterek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve müşterekleri vekili; dava konusu taşınmazın ...’den intikal ettiğini, davacıların sadece ev yerini satın aldıklarını, davacıların evlerinin yola çıkışının ön tarafta olduğunu, 109 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar arasında taş duvar bulunduğunu, çekişmeli taşınmazda 50-60 yıldır davalıların zilyetliğinin sürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli 2017/157 Esas, 2019/246 Karar sayılı kararıyla; 109 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin senette belirtilen ev olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı ancak ev satılırken davaya konu kısmın da satılıp satılmadığı hususunda ihtilaf bulunduğu, davacılar tarafından dosyaya sunulan 29.06.1970 tarihli senet içeriğinde "... köyü köyiçi mevkii doğusu yol, batısı çay, kuzeyi ..., güneyi ... ile çevrili bir parça evin tamamının mülkiyetinin ...'a satıldığı ve ev satış bedelinin" alındığının belirtildiği, evin sınırlarının ve satışa davacıların davaya konu ettiği kısmın dahil edilip edilmediğinin senetten anlaşılamadığı, bu nedenle senedin sınır itibariyle uygulanabilirliğinin net bir şekilde bulunmadığı, davaya konu edilen kısmın boşluk olduğu, ... tarafından evine geçmek, hayvanlarını geçirmek için kullanıldığı, ayrıca bu boşluğun 29.06.1970 tarihli köy satış senedinden öncesinde ..., ..., ... tarafınca satıştan sonra ise ..., ..., ....tarafından ortak kullanıldığının belirtildiği, davacılar tarafından davaya konu edilen kısmın dosya arasında bulunan 29.06.1970 tarihli senette sınır olarak yer almadığı, senedin yalnızca 109 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde önceden bulunan ve ...'ye ait olan eski evin satışına ilişkin olduğu, bu nedenle davaya konu edilen kısmın senette belirtilen ev satışına dahil olup olmadığı hususunda net bir kanaat oluşmadığı, davaya konu yerin yalnızca davacıların kullanımında bulunmadığı, ortak kullanımda bulunan bir yer olduğu, bu nedenlerle davacıların davasını ispatlayamadığından davanın reddine, davalılardan ... ve ...’nın tespit malikinin mirasçıları olmamaları nedeniyle adı geçen davalılara karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilerek ek kararla istinaf talebi reddedilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2021 tarih ve 2020/477 Esas, 2021/303 Karar sayılı kararıyla 3402 sayılı Kanun’un ek 6. maddesi gereğince ek karar kaldırılmış, esasa ilişkin yapılan inceleme neticesinde; davacıların tereke adına değil kendi adlarına tescil istemi ile dava açmaları nedeni ile aktif husumetin değerlendirilmesi gerektiği açıklanmış, Mahkemece yapılan araştırmanın eksik olduğu belirtilerek çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre, nitelik ve nedeninin araştırılması gereğine değinilerek karar kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiştir. Gönderme kararı sonrasında Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; davacı yanın, davaya delil olarak gösterilen senette talep edilen kısmın senede dahil olduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin bir şekilde ispat edemediği gibi zilyetlik iddiasını da şüphesiz bir şekilde ispat edemediği, dinlenilen tüm tanık ve mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin kadimden beri genelde yol olarak kullanıldığını beyan ettikleri, her ne kadar davacı taraf araç geçmesi için başka yollarının olmadığını, traktörün evin alt tarafına konulduğunu beyan etmiş ise de yol talebine ilişkin davanın başka bir davaya konu edilebileceği, incelenen hava fotoğraflarında da taşınmazın çevresinde sabit bir sınırın hiçbir zaman olmadığının anlaşıldığı, yöresel olarak Ilgaz ilçesi köy yerlerinde kullanımlarda çoğu taşınmazda tapuda yol bulunmadığı, dava konusu edilene kadar geçitlere müsade edildiği, müsade edilmediğinde de geçit hakkı davası açıldığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesini tekrar etmiş, davalı tanıkları ile mahalli bilirkişinin dava konusu taşınmazda davacıların murisinin payının bulunduğunu ikrar ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacılar vekili ek istinaf dilekçesinde; dava dilekçesini tekrar etmiş, davalı tanığının dahi taleplerini doğruladığını, halen davacıların traktörünün dava konusu yerden geçerek evlerinin altındaki bodruma girdiğini, dava konusu taşınmazın davacılar ve murisleri tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın davacıların evinin önü olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı taraf, dava konusu 109 ada 4 parsel sayılı taşınmazın adlarına kayıtlı 109 ada 3 sayılı parselin davamı niteliğinde olduğunu ve kendi zilyetliklerinde bulunduğunu iddia etmiş ise de dava konusu edilen 109 ada 4 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 67.46 m2'lik bölümünün davacı tarafa ait 109 ada 3 sayılı parselin devamı niteliğinde olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın kadastro tespitinden geriye doğru 20 yılı aşkın zilyet olduğunu ispat edemediği, kadastro tespitinin aksinin sübut bulmadığı, bu durumda davacı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının gerçekleşmediği gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunarak davacılar vekilinin istinaf talebi esastan reddedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, evin yolu ile arsasının birlikte örf ve adet haline geldiğini, evin üst kısmında bulunan patika yolun hiçbir zaman kullanılmadığını, hem davacıların murislerinin hem de eski evi satan kişinin hayvanlarını bu taşınmazdan geçirdiğini, davacıların çekişmeli taşınmazın kendilerine ait olduğu düşüncesi ile garaj bodrum girişini mevcut şekilde yaptıklarını, bu duruma davalı yanın bir müdahalesi olmadığını, çekişmeli taşınmazın hayvan dinlendirmek ve harman yapmak suretiyle davacıların murisi ve satın alınan şahıs tarafından kullanıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro sonucu; Çankırı ili, .... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 4 parsel sayılı 228,82 m² yüz ölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.