Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2310 E. 2025/2596 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2310
- Karar No
- 2025/2596
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/847 E., 2024/943 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/866 E., 2023/1095 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ve ...'nın muris ... oğlu ...'nin kızları olduğunu, ...'nin ise murisin eşi olduğunu, murisin mirasçısı olarak eşi, 2 kızı ve 4 oğlunun bulunduğunu, davalıların ise murisin erkek çocukları olduğunu, muris ...'nin .... ilçesinde bir çok taşınmazı bulunduğunu ve taşınmazların bir kısmını sağlığında sadece erkek çocukları arasında paylaştırdığını, davacı eşi ile kızlarına bu paylaşım sırasında herhangi bir taşınmaz vermediğini, bu paylaşım hakkında düzenlenmiş olan 03.01.2007 tarihli ve "Bölgü Sözleşmesi" başlıklı belgenin bir suretinin dilekçe ekinde sunulduğunu, yapılan paylaşım sonucunda muris ...'nin ... ilçesi, ... Mahallesi 212 ada 2 parsel, 213 ada 2 parsel ve 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazları davalı ... adına, ... ilçesi, Maden Mahallesi 193 ada 7 parsel, 207 ada 1 parsel ve 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazları davalı ... adına, ... ilçesi, ... Mahallesi 193 ada 5 parsel, 201 ada 22 parsel, 206 ada 12 parsel ve 207 ada 12 parsel sayılı taşınmazları ise davalı Ramazan ... adına davalılardan herhangi bir bedel almadan tescil ettirdiğini, davalıların söz konusu taşınmazlarda dava dışı halaları... ile...'ya ait hisseleri de satın alarak söz konusu taşınmazların tamamını yıllardır kullandığını, davalıların kullandıkları dava konusu taşınmazların evvelinde muris ...'den geldiğinin yörede herkes tarafından bilinmesi dikkate alındığında doğal olarak taşınmazlarda müvekkillerin de hissedar olması gerekirken söz konusu taşınmazların tamamının davalılar adına kaydedildiğini, bununla birlikte muris ...'nin .... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel, 216 ada 1 parsel ve 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazları kendi üstünde bıraktığını, murisin ölümünden sonra söz konusu taşınmazların intikal işlemlerinin yapıldığını, ancak davalıların bu taşınmazları da daha önce kullandıkları taşınmazlarının yanında kullanmaya başladığını, muris ... söz konusu ... ada 1 parsel, 216 ada 1 parsel ve 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazların ölümünden sonra kızları ve eşine verilmesini istediğini, söz konusu taşınmazlarda her ne kadar davalıların diğer erkek kardeşi dava dışı ... ...'nin hissesi olsa da muris ...'nin dava konusu taşınmazları kızları ve eşine bırakmış olması nedeniyle dava dışı ... ...'nin dava konusu taşınmazlardaki hissesini davacılara devrettiğini ileri sürerek ... ilçesi, ... Mahallesi, 212 ada 2 parsel, 213 ada 2 parsel ve 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazların, 193 ada 7 parsel, 207 ada 1 parsel ve 209 ada 1 parsel, 193 ada 5 parsel, 201 ada 22 parsel, 206 ada 12 parsel ve 207 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkiller adına tapuya kayıt ve tesciline, Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel, 216 ada 1 parsel ve 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan davalıların hisselerinin iptali ile müvekkiller adına tapuya kayıt ve tescilini, tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekilinin 10.05.2023 tarihli duruşmada alınan beyanında; ... ada 1 parsel, 216 ada 1 parsel ve 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden harcı tamamlamadıklarını ve tamamlamayacaklarını beyan etmesi nedeniyle anılan taşınmazların eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ... ve ... vekili 18.01.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kadastrodan önceki dönemler için muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini, Yargıtayın yerleşmiş içtihatları gereğince kadastrodan önceki taşınmazların taşınır hükmünde olduğunu, zilyetliğin teslimi ile mülkiyet geçtiğini, müvekkillerine zilyetliklerin devredildiği için mülkiyete hak kazandıklarını, muvazaanın dinlenememesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, muris tarafından taşınmazların bölündüğünü ve hak sahiplerine teslim edildiğini, bu kullanım taksimine göre müvekkiller ve diğer hak sahiplerinin hak kazandıklarını, Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/270 Esas, 2021/140 Karar sayılı kararının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 14/06/2021 tarih, 2021/1222 Esas, 2021/1234 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiğini ve bu karar gereğince taraflar arasındaki taksimin sabit olduğunun görüldüğünü ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 20.01.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen taşınmazlara ilişkin olarak kadastro tespitinin 2009 yılında kesinleştiğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkilinin 2007 yılından beri taşınmazlara zilyet olduğunu, ... ada 1, 216 ada 1 ve 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazların murisin onayı doğrultusunda müvekkili adına kaydedildiğini, 01.04.1974 tarih ve 1/2 İçtihadı Birleştirme kararının uygulanma durumunun olmadığını, dava konusu olayda tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların kadastro tespiti sırasında müvekkili adına kaydedildiğini, dolayısıyla burada bir bağış sözleşmesi olduğunu, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar menkul mal hükmünde olup bağışların zilyetliğin devredilmesi ile gerçekleşmiş sayıldığını, bu nedenle muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini, ayrıca tüm bu hususlar haricinde davacı vekilince dava dosyasına sunulan 03.01.2007 tarihli bölgü sözleşmesi uyarınca taraflar arasında taksim sözleşmesi yapıldığının ortada olduğunu, dolayısıyla bu bağışlama iddialarının davacılar tarafından da kabul edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edinen .... ilçesi, Maden Mahallesi 212 ada 2 parsel, 213 ada 2 parsel ve 214 ada 2 parsel, 193 ada 7 parsel, 207 ada 1 parsel, 209 ada 1 parsel, 193 ada 5 parsel, 201 ada 22 parsel, 206 ada 12 parsel, 207 ada 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağı incelendiğinde, murisin davalılara bu taşınmazlarını kayıtsız ve şartsız hibe ederek zilyetliğini devrettiğinin belirtildiği, bir kısım taşınmazların doğrudan davalılar adına tespit gördüğü, bu tutanakların 12.03.2009 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu, kadastro tespit tutanaklarına göre davalılara murisin kayıtsız, şartsız ve bedelsiz hibe etmesi veya doğrudan davalılar adına tespit görmesi nedeniyle senetsizden davalılar adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazlar davalılar adına senetsizden tespit görmüş olduğundan 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı, bu kararda bağışın geçerli şekil şartına uygun yapılmaması ve satışın arkasına gizlenmesi nedeniyle muvazaaya dayanılabileceği belirtilmişse de tapusuz taşınmazların taşınır hükmünde olduğu ve zilyetliğin devri ile geçerli olduğu, artık kadastro öncesi dönemde zilyetliğin devri ile taşınmazlar usulüne uygun davalılara devredildiğinden, muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle İlk Derece Mahkemesinin yargılama sırasında usuli hatalarda bulunduğunu, 10.05.2023 tarihli 5. celsede duruşma salonu dışında hazır bulundurulan tanığının talep edilmesine rağmen dinlenmediğini, bu nedenle verilen hükmün eksik inceleme ve araştırma sonucu kurulduğunu, bununla birlikte muris ...'nin ... ilçesinde birçok taşınmazı olduğunu ve taşınmazlarının büyük çoğunluğunu sağlığında davacılardan mal kaçırmak amacıyla sadece erkek çocukları arasında paylaştırdığını, davacı eşi ile kızlarına bu paylaşım sırasında herhangi bir taşınır veya taşınmaz vermediğini, muris ... tarafından yapılan paylaşımda müvekkillerine yani eşi ile kızlarına herhangi bir taşınmaz bırakmamış olması ve davalıların kullandıkları dava konusu taşınmazların evvelinde muris ...'den geldiğinin yörede herkes tarafından bilinmesi dikkate alındığında, dava konusu taşınmazlarda müvekkillerin de hak sahibi olduğunun açık olduğunu, söz konusu taşınmazların tamamının davalılar adına kaydedilmesinin somut uyuşmazlıkta mal kaçırma ve muvazaa olduğunun açık kanıtlarından olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin müvekkillerinin haklarını zedelediğini, murisin ölmeden önce yaptığı 03.01.2007 tarihli ve "Bölgü Sözleşmesi" başlıklı belge ile mal paylaştırma kastı olmadığı, aksine mal kaçırma amacında olduğu aşikar olup söz konusu belgede sadece erkek çocuklara yer bırakıldığı gibi, belgenin altında da sadece muris ve erkek çocukların imzası bulunduğunu, bir taşınmazın kanunlarda açık hüküm yokken sadece tapuda kayıtlı olmamasından taşınır hükmünde kabul edilmesi ve buna göre kararlar kurulmasının hak dengesini gözetmeyeceği gibi bu durumun ölçülü olduğunun da söylenemeyeceği, bu nedenle de taşınmaz niteliğindeki bir şeyin taşınır vasfında olduğunun kabul edilmesinin yanlış kararlara ve uygulamalara yol açacağını, davalılar adına kayıtlı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının tamamında sınırlandırma ve tespite Hatice ve ... ... tarafından itiraz edildiğini, bunun da davalıların dava konusu taşınmazlarda nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufta bulunmadığını gösterdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içeriğinden; muris ...'nin 29.04.2016 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi davacı ... (2/8), çocukları davacı ... (1/8), davacı ... (1/8), davalılar ... (1/8), ... (1/8) ve ... (1/8) 'nin kaldığı; dava konusu edilen Ordu ili, Çatalpınar ilçesi, Maden Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları incelendiğinde 212 ada 2 parsel, 213 ada 2 parsel ve 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazların muris ... tarafından 1998 yılında davalı ...'ye hibe edildiği gerekçesiyle senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, tespite dava dışı... (...) ve... (...) tarafından itiraz edildiği, Kadastro Komisyonunun 04.02.2009 tarihli kararıyla itirazın kabulü ile taşınmazların 4/6 hissesinin davalı ..., 1/6'şar hissesinin ise dava dışı... (...) ve... (...) adına tespitine karar verildiği, tespitin 12.03.2009 tarihinde kesinleştiği, sonrasında dava dışı... (...) ve... (...) taşınmazlardaki hisselerini 21.09.2016 tarihinde davalı ...'a satış yoluyla temlik ettiği; 193 ada 7 parsel, 207 ada 1 parsel ve 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, tespite dava dışı... (...) ve... (...) tarafından itiraz edildiği, Kadastro Komisyonunun 04.02.2009 tarihli kararıyla itirazın kabulü ile taşınmazların 4/6 hissesinin davalı ..., 1/6'şar hissesinin ise dava dışı... (...) ve... (...) adına tespitine karar verildiği, tespitin 12.03.2009 tarihinde kesinleştiği, sonrasında dava dışı... (...)'nin 02.05.2012 tarihinde ve... (...)'nin ise 21.09.2016 tarihinde taşınmazlardaki hisselerini davalı ...'ye satış yoluyla temlik ettiği,; 193 ada 5 parsel, 201 ada 22 parsel, 206 ada 12 parsel, 207 ada 12 parsel sayılı taşınmazların muris ... tarafından 1998 yılında davalı ...'ye hibe edildiği gerekçesiyle senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, tespite dava dışı ...,..., tarafından itiraz edildiği, Kadastro Komisyonunun 04.02.2009 tarihli kararıyla itirazın kabulü ile taşınmazların her birinin 4/6 hissesinin davalı ..., 1/6'şar hissesinin ise dava dışı... (...) ve... (...) adına tespitine karar verildiği, tespitin 12.03.2009 tarihinde kesinleştiği, sonrasında dava dışı... (...) ve... (...) taşınmazlardaki hisselerini 21.09.2016 tarihinde davalı ...'a satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.