Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1703 E. 2025/2579 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1703
Karar No
2025/2579
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/816 E., 2024/19 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/12 E., 2023/100 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulundan davacıya ait 224 ada 20 parsel ile davalıya ait 224 ada 19 parsel sayılı taşınmazın arasındaki sınırın kadastro tespitinde yanlış tespit edildiğini, tespit sırasında davacının hazır bulunmadığını, önceden beri zeminde var olan fiili kullanımı yansıtan sınırın tespite esas alınmadığını, davacının 2021 yılı Ekim ayında zemindeki sınır taşının söküldüğünü fark ettiğini, davacıya ait bir kısım taşınmaz bölümünün davalının 19 parsel sayılı taşınmazı içinde kaldığını ileri sürerek keşifte belirlenecek gerçek sınıra göre sınırın düzeltilmesini ve dava konusu kısmın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamış olup ön inceleme duruşması, birinci celse ve keşifteki beyanlarında taşınmazlar arasındaki sınırın kadastro tespitinde tespit edilen sınır olduğunu, davacının kadastro tespiti sırasında hazır bulunmadığını, tespitin itiraz edilmeden kesinleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait 20 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında sınırının yanlış tespit edildiği, davacının taşınmazının bir kısmının davalı adına kayıtlı 19 parsel sayılı taşınmaz üzerine tespit edildiği, davanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait 19 parselin fen bilirkişisi heyetinin 05.10.2022 tarihli raporuna ekli krokide ALAN_A ile gösterilen 3.154,60 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 20 parsele eklenmek suretiyle davacı adına tesciline, 3.806,85 TL yargılama giderinin ve 18.034,84 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafa yapılan tebligatta Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca usulsüzlük bulunmadığı, dava değeri 113.566,00 TL'ye göre yapılan hesaplamada karar tarihindeki tarifeye göre yapılan hesaplamanın yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki talep sonucunun belirsiz olduğunu, kendisine çıkarılan tebligatların tamamının usulsüz olduğunu, tebligatlarda hep çarşıya gittiğinin yazdığını, bu sebeple cevap dilekçesi ve delillerini bildiremediğini, tebligatlarda delil ve tanıklarını bildirmesi için ihtar bulunmadığını, ön inceleme duruşması ve keşif gününü haricen öğrenip katıldığını, tahkikatın bitip sözlü yargılamaya geçildiğinin kendisine tebliğ edilmediğini, mahalli bilirkişilerin beyanlarının soyut olduğunu, tanıklarının davacının akrabası olduğunu, hükme esas alınan krokinin denetime elverişli olmadığını, tanık ve bilirkişilerin beyanlarındaki sınırların krokide gösterilmediğini, keşfi yansıtmadığını, sınır kabul edilen direğin kadastro öncesinde olmadığını, direkten dereye giden yol da olmadığını, dava konusu taşınmaz kısmının babası tarafından davalının babasından 1950-1960 yıllarında satın alındığını, kadastro sırasında da tespitin buna göre yapıldığını, aleyhine fazlaca vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, HMK'nın 80. maddesi uyarınca Mahkemece kendisinin davayı vekil aracılığıyla takip etmesine karar verilmesi gerektiğini, 80 yaşında eğitimsiz, hasta ve köyde yaşayan birisi olduğunu, yargılama aşamalarını anlayamadığını, hazır bulunduğu keşifte ve duruşmalarda konuşulanları duyamadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Dava konusu Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki ... ada 19 parsel sayılı taşınmazın 13.425,36 metrekare yüz ölçümlü kargir ev ve tarla vasfıyla cedden intikâl, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalı ... adına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin 17.01.2012 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği; davacı ... adına kayıtlı 20 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmaları sırasında 4.194,72 metrekare yüz ölçümlü tarla vasfıyla murisi ....'nin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikâl, haricen satış sebebiyle tesis kadastrosunda 18/56 payının davacı ... adına tespit edildiği, 26.12.2011 tarihli komisyon kararı ile 20 parselin tamamen davacı ... adına tespit edilip 27.01.2012 tarihinde tescil edildiği, dava konusu 19 parsel ile davacıya ait 20 parselin birbirlerinin bitişiğinde olduğu, davacı tarafından kadastro öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı olarak parseller arasındaki sınırın düzeltilmesini, 19 parseldeki dava konusu kısmın adına kayıtlı 20 parsele tevhidini talep ettiği anlaşılmaktadır. 2. Mahkemece dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişileri ...ve ... tarafından hazırlanan 26.09.2022 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide ALAN_A ibaresiyle gösterilen kırmızı renge taralı 3.154,60 metrekarelik bölümünün, kadastro sırasında 19 ve 20 parsel arasındaki sınırın yanlış tespit edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir.

3. Mahallinde yapılan 23.09.2022 tarihli keşifte dinlenen tespit bilirkişileri, mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanlarında geçen dere, patika yol, davalının 19 parseldeki evi ve özellikle sınır olarak belirtilen direğin hükme esas alınan 26.09.2022 tarihli fen bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide gösterilmediği, dava konusu bölüm üzerinde davacının zilyetliğinin hangi şekilde sürdürüldüğü, davacı adına kayıtlı 20 parsel ile bütünlük arz edip etmediğinin belirlenmediği anlaşılmaktadır.

4. Hâl böyle olunca; Mahkemece 3 kişilik fen bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmaz bölümünün kesin olarak belirlenmesi ve keşifte dinlenecek mahalli bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanıkların beyanlarında belirttikleri sınır ve yer bilgilerinin krokide gösterilmesi, infaza elverişli ve koordinatları ile gösteren teknik bilirkişi raporunun tanziminin istenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalının temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1703, K. 2025/2579, T. 15.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1703-e-2025-2579-k-6e1e826dd2fe