Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2609 E. 2024/5871 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2609
- Karar No
- 2024/5871
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/107 E., 2021/228 K. HÜKÜM : Kabul-Ret Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı asli müdahil ... vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; .... ilçesi, .... köyü, 121 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ırmak yatağı alanında olduğundan İl Mera Komisyonunun 23.12.2005 tarih ve 337 numaralı toplantısında alınan karara göre Mera Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar verildiğinden, çekişmeli taşınmazın 3042 sayılı Kadastro Kanunu ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre mera olarak sınırlandırılmasını talep etmiş, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddia edilmiştir. Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, 21.01.2011 tarihli dilekçesi ile, çekişmeli taşınmazın mera vasfında olduğu iddiası ile davaya müdahil olmuştur. II. CEVAP Davalı; dava konusu taşınmazda irsen intikal yoluyla zilyet olduğunu ve taşınmazın mera vasfında olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.01.2014 tarihli ve 2009/160 Esas, 2014/4 Karar sayılı kararı ile; davalının zilyetlikle iktisap şartlarını sağladığı gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, asli müdahil Üzerlik Köyü Tüzel Kişiliğinin talebi yönünden ise taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanıldığına ilişkin yeterli delil elde edilemediği, hayvanların otlatılmasının taşınmaza mera vasfını vermediği ve taşınmazın sadece Köy Tüzel Kişiliği tarafından kullanıldığının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli ve 2015/14083 Esas, 2018/2708 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırmanın eksik olduğu belirtilerek tespit tarihinden geriye doğru 3 farklı tarihte çekilmiş hava fotoğraflarından ve komşu parsellere ilişkin benzer nitelikteki dava dosyalarından da yararlanılmak suretiyle taşınmazın niteliğinin, taşkın sahasında kalıp kalmadığının, taşınmazda imar-ihya çalışmalarına ne zaman başlanıp tamamlandığı hususlarının belirlenmesi, taşınmazla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler beyanlarında 1960’lı yıllardan sonra dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ırmağın geri çekildiğini, geri çekildiği tarihten beri şahıslar tarafından bostan ekilmek suretiyle kullanıldığını, ırmağın bir süre daha bahar aylarında taşmaya devam ettiğini, taşınmazı kullanan şahısları tanımadıklarını beyan etmiş iseler de 16.12.2020 havale tarihli jeodezi ve kadastro bilirkişilerinin raporlarına göre dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında 1992 yılından kısa bir süre önce tarımsal faaliyetin yapılmaya başlandığının belirtildiği, dava konusu taşınmazın kadastro kesinleşme tarihinin 2005 olup incelenen hava fotoğraflarına göre kanunun aradığı 20 yıllık nizasız ve fasılasız zilyetlik koşulunun oluşmadığı, taşınmazın hiçbir zaman mera olarak kullanılmadığı gerekçesi ile 121 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil ... vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asli müdahil ... vekili; çekişmeli taşınmazın mera niteliğinde olduğunu ve kararın eksik inceleme ile verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın evvelden beri davalının dedesi ve babası, sonra da davalı tarafından kullanıldığının tanık ve bilirkişilerce beyan edildiğini, son hava fotoğraflarına göre de taşınmazın tarla vasfında olduğunun sabit olduğunu, Kadastro Mahkemesi kararı ile tespitine itiraz edilen tarlaların Hazineye ait olmadığının tespit edildiğini, taşınmazın ekilip biçilmemesinin taşınmazın Hazineye ait olduğu ve köy orta malı olduğunu göstermediğini, hava fotoğraflarının tek başına delil olamayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17 ve 18. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro sonucu, Kayseri ili, .... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan 121 ada 4 parsel sayılı 10.001,72 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla olarak ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Temyizen incelenen nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla davada uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesindeki sebeplerin varlığı halinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asli müdahil vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asli müdahil ... vekili ve davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden asli müdahilden, 1.528,14 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.