Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2022/6445 E. 2024/334 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6445
- Karar No
- 2024/334
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/516 E., 2022/322 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA BİRLEŞTİRİLEN DAVADA HÜKÜM/KARAR : Kabul-Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/769 E., 2017/856 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 140 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın davacı ... tarafından dava konusu 131 ada 5 parsel sayılı taşınmazı davacı ... tarafından eklemeli 30 yıldan fazla süre ile zilyet olunduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının ... Köyünde bulunan 131 ada 5 parsel nolu kargir iki katlı ev niteliğindeki taşınmazı 30 yıldan fazla süredir iyi niyetle kullandığını, taşınmazın sit alanında olması sebebi ile kadastro çalışmaları ve tespiti sırasında ... adına tescil edilmesi gerekirken sehven davalılar adına kaydedildiğini ileri sürerek bu dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/769 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve davalılar adına kayıtlı olan taşınmazın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, dava konusu 140 ada 2 parselin 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... Kültür Ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Müdürlüğünün yazısına istinaden korunması gerekli kültür varlığı olması, sit alanında kalması ve 2363 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi gereğince bu gibi yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığından kullanım durumları beyanlar hanesinde belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, davacının taşınmazın devri için 2863 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na 5663 sayılı Kanunla eklenen ve 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren geçici 7 inci maddesi hükmünden faydalanmak üzere İdareye yaptığı herhangi bir başvuruları bulunmadığını, sürenin geçtiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden davanın kabulüne, 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, davacı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, birleşen davada ise davanın kabulüne, 131 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 140 ada 2 parselin zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığını, korunması gerekli kültür varlığı olduğunu, doğal ve kentsel arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığını, ayrıca davacının İdareye herhangi bir başvuru yapmadığını, başvurunun dava şartı olduğunu, ayrıca hükmedilen vekalet ücretinin arsa ve üzerindeki muhdesat bedeli dahil toplamı üzerinden verildiğini, oysa arazi değerinin esas alınması gerektiğini belirtip kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği; ayrıca, davalı vekilinin vekalet ücretinin taşınmazın zemin değeri üzerinden hesaplanması gerektiği yönündeki talebi, taşınmazın tapuda kargir 2 katlı ev niteliği ile kayıtlı olması ve davacıya ait bulunduğuna dair tapu kaydında şerh yer almaması, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde sadece taşınmazın davacının bayilerinin kullanımında olduğunun belirtilmesi, bu açıklamanın muhdesatın aidiyetine açıklık getirtilmemesi, kargir ev niteliğindeki taşınmazın tamamının mülkiyetinin çekişme konusu olması sebebiyle üzerindeki muhdesatlarla birlikte taşınmazın belirlenen değeri üzerinden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek 140 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11 inci maddesi (Değişik ikinci cümle: 22/5/2007-5663/1 md.) 3. Değerlendirme ... ili, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 140 ada 2 parsel sayılı taşınmaz senetsizden kargir 2 katlı ev niteliğiyle 76,38 m² yüz ölçümlü, 1/2'şer paylı olarak ...,... adlarına tespit edilmiş, tutanakta adı geçenlerin 20 yıldan fazla süreden beri eşit hisselerle zilyet bulundukları açıklanmış, beyanlarda taşınmazın sit alanında kaldığı belirtilmiştir. Daha sonra komisyon tarafından yeniden yapılan inceleme neticesinde 10.11.2005 tarihinde verilen kararla; Kültür Varlıkları Koruma Kurulu'nun 13.05.2005 tarih, 344 sayılı Kararı gereğince gönderilen sayısal değerler ve paftalar birlikte incelenerek 2863 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde değişiklik yapan ve 27.07.2004 tarihli 25535 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5226 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince Genel Müdürlüğün talimatı ve müdürlük başmüfettişi raporuna göre tespitin iptaline, zilyedin tutanağın beyanlar sütununda gösterilmek üzere taşınmaz Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, çekişmeli taşınmazın Kentsel 3. derece Arkeolojik Sit alanı içerinde kaldığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde kabul kararı verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz 2006 yılında yapılan kadastro tespitinde, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 13.05.2005 tarih ve 344 sayılı kararı ile kentsel arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda sit alanlarının statü ve derecelerinin ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 13.05.2005 tarih 344 sayılı kararı, 17.10.2014 tarih 2293 sayılı kararı ve 05.02.2016 tarih 3417 sayılı kararı olmak üzere üç kez değiştiği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda ise çekişmeli taşınmazın statü ve derecesinin ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 05.02.2016 tarih 3417 sayılı kararına göre belirlendiği anlaşılmıştır. Dava kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası olup 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesi kapsamındaki bu tür davalarda uyuşmazlığın, tespit tarihi itibarı ile mevcut olan hukuki duruma göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple çekişmeli taşınmazın tespit tarihi itibarı ile hangi sit alanında kaldığının belirlenmesi gerekmektedir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11'inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve buna göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmü getirilmiş ve bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağı, 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddede belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, çekişmeli taşınmazın sonradan alınan idari kararla sit alanı statü ve derecelerinin değiştirilmiş olmasının, idari kararların geçmişe dönük hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği açıktır. Buna göre; 3 kişilik arkeolog bilirkişi kurulu ile harita mühendisi bilirkişisinden tespit tarihi itibarı ile geçerli olan sit haritası ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek çakıştırılmalı ve çekişmeli taşınmazın hangi alanda kaldığı saptanmalı, ayrıca daha önce keşifte dinlenilen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişiler yeniden dinlenilerek çekişmeli taşınmazın kullanıcı olarak belirtilen şahıslar ile davacının satın aldığı kişi arasındaki hukuki ya da îrsi ilişkisi sorularak açıklattırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.