Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8116 E. 2013/1742 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8116
- Karar No
- 2013/1742
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve müşterekleri ile Hazine, ... ve ...mirasçıları aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2011 gün ve 212/503 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, uyuşmazlık konusu 60 ada 34 parsel ... taşınmazın 70 yılı aşkın süredir vekil edenlerinin eklemeli kazandırıcı zilyetliğinde bulunduğunu, tapunun TMK'nın 713/2. maddesi kapsamında tapunun hukuki kıymetini yitirdiğini açıklayarak, nizalı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunarak, uyuşmazlık konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kayıt maliklerinin TMK'nun 713/2. maddesi kapsamında kim olduklarının anlaşılamadığını, davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğundan, nizalı tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne; 60 ada 34 parselin tapu kaydının iptali ile, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/315 Esas ve 2010/485 Karar ... mirasçılık belgesindeki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsımından; dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Ancak, anılan maddede yazılı her üç neden ayrı davaların konusudur. Fakat, TMK.m. 713/2. maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olup; artık Yasada ölüm nedeni kalmamıştır. Davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında, davada TMK'nun 713/2. maddesinde düzenlenen “maliki 20 yıl önce ölmüş…” olmadığı taktirde “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğunu açıklamıştır. Az yukarıda açıklanan nedenlerle davada her iki hukuksal sebebe birlikte dayanılamaz. Mahkemece, davanın “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması nedenine dayanıldığı kabul edilmiş, davacılar vekilince bu nitelendirmeye itiraz edilmemiştir. Bu durumda, temyiz incelenmesi, TMK'nın 713/2. maddesinde düzenlenen “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” hukuksal sebebi bakımdan yapılmıştır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu 60 ada 34 nolu parsel 01.12.1941 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında kayıt malikleri ... ve Veli Bulad adına tespit görmüş ve tutanağın 02.02.1943 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi ile tapu kaydı oluşmuştur. Taşınmazın tapulama tutanağının edinme sebebi sütununda; taşınmazın senetsiz olarak ecdadından...'ye intikal ettiği, ... tarafından 03.07.1926 tarihli adi senet ile...'a sattıldığı, ... tarafından tapulama tespitinden 7 yıl önce...'a satılarak devredildiği, Bahri ... tarafından taşınmaz üzerine ev yapıldıktan sonra tespit malikleri ... ... ve ... oğlu ... Bulad'a satıldığı açıklanmıştır. Dosya arasında bulunan ve tespite dayanak alınan 04.08.1941 tarihli “ ev satış mukavele senedi “ başlıklı adi yazılı senete göre, satıcı... nizalı taşınmazı tapu kayıt malikleri...ve ...'e satarak, zilyetliği teslim etmiştir. Yine “Beyanname “ başlıklı ve 11.06.1956 tarihinde tapu sicil muhafızınca kaydına uygun olduğu onaylanan belgeye göre, tapu kayıt maliklerinin nizalı taşınmazın adlarına tescilini istedikleri anlaşılmaktadır. Tüm bu bilgiler ve dosya kapsamına göre, nizalı taşınmazın tapu kayıt malikleri olan "... ve ... Bulat"ın kim oldukları anlaşılabilmektedir. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (HGK.nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 E, 194 K ... ilamı). Kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Yukarıda açıklanan nedenle mahkemece kayıt maliklerinin bilinen kişi olduğu dikkate alınarak bu sebep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. HMK. m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.