Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/3823 E. 2026/3940 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3823
- Karar No
- 2026/3940
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1736 E., 2025/483 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli ve 2023/171 Esas, 2024/481 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29... . maddeleri uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 20.03.2025 tarihli ve 2024/1736 Esas, 2025/483 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe), katılan kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve araştırma bulunduğuna, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik indiriminin en üst sınırdan yapılması ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. Sanık ve maktulün 2007 yılında Gürcistan ülkesinde resmi olarak evlendikleri ve 9 yıl evli kaldıkları, 2016 yılında resmi olarak boşandıkları, boşandıktan sonra Türkiye'ye çalışmak için geldikleri ve aynı evde birlikte yaşadıkları, sanığın maktule ait sosyal medya hesabında maktul ile tanık ... arasında gerçekleşen ve aralarında duygusal bir ilişki olduğunu gösteren mesajları görmesi üzerine, sanık ve maktul arasında tartışma yaşandığı, sanığın maktulü vücudunda 49 adet kesici delici alet yarası ve 6 adet kesik vasıfta yara oluşturacak şekilde bıçakla yaraladığı, maktulün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kosta kesileri ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın hedef aldığı vücut bölgeleri, maktul hakkında düzenlenen raporlara göre maktuldeki yara yerleri ve yaraların niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının kasten öldürme olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, yasal ve yeterli gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yabancı uyruklu olan sanık ve maktulün olay tarihinden önce 2016 yılında resmi olarak boşandıklarının sanığın 12.06.2024 tarihli duruşmada alınan savunmaları ve bu savunmalarını doğrulayan Gürcistan İnterpol 10.04.2024 tarihli cevabi yazısı ile sabit olduğunun anlaşılması karşısında, olay tarihinde sanığın resmi nikahlı eşi olmayan maktulün, başka biri ile ilişkisinin olmasının sanık lehine haksız tahrik oluşturmayacağı ve maktulden sanığa yönelen başkaca herhangi bir haksız söz ve davranışın da bulunmadığı anlaşıldığından, yasal koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünün (3) numaralı paragrafında açıklanan nedenle katılan kurum vekilinin temyiz istemi "haksız tahrik" yönünden yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 20.03.2025 tarihli ve 2024/1736 Esas, 2025/483 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde karar verildi.