Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2011/4544 E. 2012/6420 K. – Kasten Öldürmeye

Konu: Kasten Öldürmeye Teşebbüs

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2011/4544
Karar No
2012/6420
Karar Tarihi
Konu
Kasten Öldürmeye Teşebbüs

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : TCK.nun8 1/1, 35/2, 53/1-2, 63. maddeleri uyarınca; 13 yıl hapis cezası

TÜRK MİLLETİ ADINA

1) Mahkemece yürütülen yargılama sırasında sanığın savunmasının usulüne uygun olarak alındığı, hükmün temyiz edilmediği ancak re’sen temyize tabi olduğu, 5237 sayılı TCK.nun değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemesine iade edildiği, bozma etkisi doğuran kendine özgü bu işlem üzerine iadeden sonra mahkemece yürütülen yargılamada, sanığın adresine CMUK.nun 326.maddesi hükmü uyarınca meşruhatlı davetiye çıkarılmasına rağmen duruşmalara gelmediği gibi, tüm aramalara rağmen de bulunamadığı, bunun üzerine zorunlu müdafii tayin edildiği ve yargılamaya devam edilerek müdafii huzurunda sürdürülerek sonlandırıldığı, iadeden sonra ise sanık lehine değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla, yapılan uygulamada usule aykırılık görülmediğinden, sanığın hazır edilerek savunmasının yeniden alınması gerektiğinden bahisle bozma isteyen tebliğname düşüncesi benimsenmemiştir. 2) Sanığın mağduru, sol hipokondriumda sırta doğru ve lubokolik bölgede olacak şekilde bıçak ile yaraladığı, batına nafiz splenektomi(dalak alınması) ve diafragma kesisine neden olan yaralanması nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirdiği, spelenektominin(dalak alınmasının) uzuv tatili niteliğinde olduğu olayda; Kasten yaralamanın kişinin duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olması ve bu suçun silahla işlenmesi halinde öngörülen hapis cezasının sekiz yıldan az olamayacağı; olayımızda olduğu gibi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngören TCK.nun 86/1.maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren nedenlerin bulunması halinde bu cezanın üst sınırının, on iki yıl on sekiz aya kadar ulaşabileceği; on iki yıl on sekiz ay hapis cezasının, kasten yaralama suçları için öngörülen cezanın üst sınırı olduğu; kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu için öngörülen cezanın, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olduğu; Anılan suçlar arasında hiyerarşik bir denge (önem sırası, daha ağır bir ceza ile cezalandırmayı gerektirme hali) bulunduğu; uygulamada birliğin sağlanması için, bu dengenin korunması gerektiği, 35.maddenin uygulanmasında esas alınması gereken tek “ölçüt” ün “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı” olduğu; 35.madde uyarınca cezanın alt ve üst sınırlar arasında belirlenmesinde yargıca takdir hakkı tanınmış ise de, takdirde yanılgı bulunup bulunmadığını denetlemenin, uygulamada birliği sağlamakla görevli Yargıtay’a ait olduğu; “hayati tehlike” kavramının Adli Tıp sözlüğünde, yaralama ile başlayan ve ölüme yol açabilen, tedavi ile düzelse bile kişiyi ölüme yaklaştırmış olan tablo olarak tanımlandığı konuları göz önünde tutularak; Anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında, 35.madde uyarınca, meydana gelen zararın ağırlığına göre, cezanın üst sınırdan tayini gerektiği anlaşıldığı halde, on üç yıl hapis cezası verilerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 3) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’ın kasten insan öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanık hakkında kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın, 53.maddenin 3.fıkrası uyarınca şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğunun hüküm fıkrasının mahsus bölümüne eklenmesine karar verilmek suretiyle CMUK’nun 322.maddesi ile tanınan yetkiye dayanılarak DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (ONANMASINA),12/09/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2011/4544, K. 2012/6420, T. 12.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2011-4544-e-2012-6420-k-1de7b3a91645