Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2011/2854 E. 2013/5388 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2011/2854
Karar No
2013/5388
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : TCK'nun 25 ve 27 maddelerinin delaletiyle TCK'nun 85/1, 27/1, 62.maddeleri uygulanmak suretiyle sanığın 3 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına. TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Temyiz edenlerin sıfatları ve dilekçelerinin içerikleri dikkate alındığında, temyiz incelemesi, sanık ... hakkında öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. 2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in eyleminin sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet Savcısının tahrik altında kasten öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul ...'ın sanık ...'in oğlu olduğu, maktulün alkol, tiner ve uyuşturucu kullandığı, maktulün ailesiyle ve çevresiyle sorunları olduğu, eşinin evden ayrılarak babasının evine gittiği ve boşanma davası açtığı, sanığın bu durumlardan rahatsız olduğu, olay günü babası ...'ı maktul ile konuşması için eşiyle haber göndererek çağırdığı, sanığın babasının maktulün evine geldiği, maktul ile dedesi ... konuşurken aralarında tartışma çıktığı, bunun üzerine sanık ile kardeşi ...'nin de maktulün evine girdiği, maktulün "bana kimse karışamaz, ben istediğim hayatı yaşarım, sizin ecdadınızı sinkaf ederim, bu evi de yakarım, sizi de keserim" dediği, sanığın uyarmasına rağmen maktulün tekrar küfür ettiği ve çekyatın üzerinde bulunan yastığın altından tabanca çıkartıp "sizi öldürürüm" diyerek iki kez ateş ederek dedesi ...'ı sol kolundan ve sol bacağından vurduğu, bunun üzerine sanığın, maktulün elinden tabancayı alıp ateş ederek maktulü vurup öldürdüğü olayda; Sanığın, kendisine ve yakınlarına yönelmiş haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşullara göre, saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile hareket ettiği, ancak mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla meşru savunmada sınırı aştığı anlaşıldığı halde, TCK'nun 27/2 ve CMK'nun 223/3-c maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, TCK'nun 85/1, 27/1, 62. maddeleri gereğince hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçe ile (BOZULMASINA), 01/10/2013 gününde Başkan vekili ... ve Üye ...'in sanığın ağır tahrik altında kasten öldürme suçundan TCK'nun 82/1-d,29. maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğine dair karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY; Olay : Maktül ...'ın, sanık ...'in öz oğlu olduğu, alkol ve uyuşturucu maddeler kullandığı, çevreyi rahatsız ettiği, eşiyle geçinemediğinden ortak konutu terk ederek baba evine döndüğü ve boşanma davası açtığı, babası olan sanık ...'in maktulün bu olumsuzluklarından ötürü rahatsız olup, müteaddit defalar kendisini uyardığı, ancak sonuç alamadığı, olay günüde, maktulün dedesi ve sanığın babası ...'ın maktulün oturduğu alt konuta gelerek davranışlarını düzeltmesi için torun maktulü iknaya çalıştığı, maktulün bu duruma kızarak tepki vermesi üzerine tartışmanın yoğunlaşması sonucu dede ...'ın maktule tokat attığı, maktulün yastık altında yasak tabancasını çıkartıp dedesine kızıp iki kez ateş ederek sol kolundan ve bacağından yaraladığı, bağırışma sesleri üzerine olay yerine gelen sanık ...'in maktulün elinden tabancayı kıvırarak aldıktan sonra, 4 el ateş ederek maktulün sağ kulak arkasından, sağ bacak ön yüzden, sol avuç içerisinden, sağ kol dış yüzden sağ kaş kısmından olacak şekilde yaraladığı, bunlardan sağ kulak arkasından giren merminin ölümüne neden olduğu Gebze Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonrasında anlaşılmış olmakla birlikte, Mahkemece sanığın 5237 sayılı TCK'nun 25 ve 27.maddeleri delaletiyle TCK.nun 85/1, 27/1, 62.maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Bu kararın yerel Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz istemi üzerine gönderildiği, Dairemizce yapılan değerlendirme sonrasında sanığın olayda TCK.nun 27/2. maddesi kapsamında mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla meşru savunmada sınırı aştığının kabul edilmesi gerekeceği kabul edilerek CMK.nun 223/3-c maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kabul edilerek oyçokluğu ile bozulmasına karar verilmiş isede, sanığın olay anında eylemini gerçekleştirdiği koşullar değerlendirilmek suretiyle, sayın çoğunluk görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır. Şöyleki; Gerek, olayın meydana gelmesine neden olan olaylar, gerekse olay anında yaşananlar hususunda tüm dosya kapsamına ve maddi delillere göre herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemenin kabul ettiği oluş çerçevesinde, maktül ile dedesi ... arasındaki konuşmanın tartışmaya dönmesi, maktulün yastık altındaki yasak nitelikteki silahını alıp dedesi ...'a doğru ateş edip onu iki isabet alacak şekilde yaralaması, bu sırada olay yerine gelen sanık ...'in, maktulün elini kıvırmak suretiyle silahını elinden alması ve maktule birden çok kez ateş etmesi şeklinde olayın gerçekleştiği kuşkusuzdur. Ancak sanık ... savunmasında, maktulün elindeki silahı almak isterken boğuşma sırasında ateş aldığı yönündeki savunmasına maddi delillerin ışığı altında itibar etmek mümkün değildir. Zira, maktülde beş tanesi vücuda girip, bir tanesi de sıyrık oluşturacak şekilde altı yerinden isabet olan ateşli silah yarası otopsi raporu ile tesbit edilmiştir. Bunun dışında gerek maktülde, gerekse sanıkta aralarındaki boğuşmanın delili olabilecek herhangi bir darbe ya da ekimotik alanlar da tesbitli değildir. Kaldı ki, boğuşma sırasında silahın ateş alması durumunda maktulün hem sağ elinden, hem sol elinden vurulmasıda mümkün değildir. Sol eldeki yaranın ise uzak atış mesafesinden yapılan atış sonucunda gerçekleştirildiği, sağ kaşdan girip çıkan merminin de uzak atış mesafesinden oluştuğu, sağ ön koldaki mermi girişinin kolun dış kısmında çıkışının iç kısmında olması nedeniyle boğuşma esnasında meydana gelemeyeceği, boğuşma sırasında silahın ateşlenmesi halinde baş bölgesindeki yaralanmalarında pozisyon itibarıyle mümkün olamayacağı, yara trajelerinin de yere paralel bir pozisyon halinde ateş edildiğinin delili olabileceği açık ve nettir. Bu durumda, sanığın maktülün elindeki silahı ondan almak suretiyle ona en az 4 kez ateş etmiş ve onu altı yerinden isabet alacak şekilde yaralamıştır. Bu yaralardan iki tanesi yakın atış mesafesinde iken, diğer tüm atışların uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu da Adli Tıp raporu ile tesbit edilmiştir. Ayrıca, maktulün idrarında 58 ng/ml THC (esrar) maddesine de rastlanmış olup, bu halde aldığı uyuşturucunun da etkisi altında olduğu sabittir. Bu şartlar altında iradesini tam anlamıyla kullanamayan maktulün elindeki silahın alınmış olmasıyla birlikte etkisiz hale getirilmiş olduğu da anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığı altında; olayın başlangıç anında saldırgan olan maktülün elindeki silahın sanık tarafından alınarak etkisiz hale getirilmesine müteakip bu silah ile 4 kez ateş edilmek suretiyle ölümüne neden olunduğu olayda; sanığın, haksız saldırıyı defetme anındaki koşullara göre orantılı hareket ettiğini, devamında mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş ile de savunmada sınırın aşıldığını kabul etmek mümkün değildir. Olayda, sanığın 5237 sayılı TCK'nun 82/1-d, 29.maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği ve tahrikin derecesinin de maktülden kaynaklanan haksız hareketler bütünü çerçevesinde ağır olarak kabulü gerekeceği düşünce ve kanaatindeyiz.Bu nedenler ile sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2011/2854, K. 2013/5388, T. 01.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2011-2854-e-2013-5388-k-dc0d41101b02