İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/531 E. 2022/31 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/531
- Karar No
- 2022/31
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/531 Esas - 2022/31 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2019/531 KARAR NO : 2022/31 HAKİM :... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ :... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : ... DAVA : Tazminat (Destekten Yoksun Kalmadan Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 22/08/2019 KARAR TARİHİ : 11/01/2022 KARARIN YAZ. TARİH : 11/02/2022 Mahkememizde görülmekte bulunan maddi-manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize verdiği 22/08/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in 20.08.2018 tarihinde sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile seyir halinde iken müteveffa ...'ye çarparak ölümüne neden olduğunu, meydana gelen kaza sonrasında Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/995 E. Sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/28766 E. Dosyası kapsamında aldırılmış olunan bilirkişi raporunda davalı sürücünün meydana gelen kazada alt dereceden tali kusurlu olduğu tespit edildiğini, ...'in annesi olan ...'nin vefat etmesinden dolayı davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, genç yaşta ani ve elem verici bir kaza sonucu yaşamını yitiren kızının/annesinin yokluğuna alışamayacak olan davacıların telafisi ve tarifi mümkün olmayan bu acıya katlanmak zorunda kaldıklarını, ... plakalı aracın kaza tarihinde ...poliçe numarası ile davalı ... nezdinde sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığını, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davacıların dava masraflarını karşılayacak maddi durumları bulunmadığını beyanla adli yardım talebinde bulunduklarını, davacı ...'nın kızının vefat etmesinden dolayı maruz kalmış olduğu desteğinden dolayı şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın, davacı ...'in annesinin vefat etmesinden dolayı maruz kalmış olduğu desteğinden dolayı şimdilik 1.000 TL maddi tazminatınkaza tarihi olan 20.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile uğramış oldukları manevi zararın bir nebze olsun hafifletilebilmesi amacıyla her biri için ayrı ayrı 100.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... mahkememize sunmuş olduğu 19.09.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalının kurallara uygun bir şekilde aracında seyir halinde giderken merhume ...i'nin davalının kullanmış olduğu aracın önüne kendisini aniden attığını, olayda davalıya yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davalıya öndeki aracı yakın takip yaptığı ve hızı gerekçesi ile kusur yüklemesi yapıldığını, davalının önündeki araçla takip mesafesini koruduğunu, davalının hızının oldukça düşük olduğunu, esasen hızının yavaş olduğu, 80-85 kg ağırlığındaki bir insanla çarpışması sonucu araçta göçük oluşmasını, en ufak bir çizgi dahi oluşmamasından net olarak anlaşıldığını, davalının kazanın oluşmasında tamamen kusursuz olduğunu, kazanın oluşumuna sebebiyet veren kişinin merhume ... olduğunu, kaza sonrası yapılan ölçümlerde kanında çok yüksek dozda alkol tespit edildiğini, davalının kamu görevlisi olup daha öncesinde hiçbir şekilde suça karışmadığını ve herhangi bir suçtan ötürü sabıka kaydının bulunmadığını, manevi zararın para ile tazmin ve telafisinin hiçbir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıya bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu beyanla haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın esastan reddine karar verilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 29.09.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; sigorta araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı incelendiğine, sigortalı araç sürücüsünün kendi şeridinde ve istikametinde herhangi bir kural ihlali bulunmadan ilerlediği esnada, yolun karşısına geçmek isteyen müteveffanın yol durumu ile araçların hız ve konumlarını kontrol etmeden aniden yola atlayarak kazaya sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, destek tazminatı zararının 01.06.2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı dikkate alınarak faiz istemlerinin reddedilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddini, davalı şirketin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. İhbar olunan...vekili 10.11.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davada ihbar olunan olarak yer aldığını, taraf sıfatının bulunmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, davacı çocuk yönünden hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde destek yaş sınırı ile sınırlı olarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı anne ve baba yönünden yapılacak olan hesaplamada ise ölenin evli ve çocuklu bu hali ile anneye ayrılacak olan pay oranlarının sınırlı olacağını, poliçe limitinin 1.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin ancak kendisine ihbar tarihinden işleyecek olan faizle sorumlu tutulabileceğini, başvurunun reddine, ihbar olunan davalı şirket hakkındaki karar verilmesine yer olmadığını karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller: Arabuluculuk son tutanağı, veraset ilamı, ...plakalı araca ait tescil kaydı, Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/995 E. sayılı dosyası, davacılar hakkında sosyal durum araştırması raporu, KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 25.06.2020 tarihli rapor, Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı, Aktüerya Bilirkişi tarafından düzenlenen 18.11.2020 tarihli rapor, davacı vekili tarafından ödemeye ilişkin sunulan dekont, Aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 06.07.2021 tarihli ek rapor, ıslah dilekçesi, ihbara karşı cevap dilekçesi dosyamız arasına alınmıştır. Delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan destekten yoksun kalmaya dayalı maddi tazminat ile manevi tazminata ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, 20.08.2018 tarihinde davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müteveffa ...i'ye çarpması sonucu vefat ettiği iş bu davayla davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davalılardan ...'in sürücü, ...'nin ise ZMM sigortacısı olduğu KTK hükümleri gereği yasal şartların bulunması halinde davacıya karşı maddi tazminat taleplerinden müştereken müteselsilen sorumlu oldukları tespit edilmiştir. ...Kamu Personeli Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında ... plakalı aracın 25/08/2017-25/08/2018 tarihleri arasında sigortalandığı, ... ve ...ye ait 12/06/2018 tarihli birleştirme raporu dosyamız içerisine alınmış ve dava ... ye ihbar edilmiştir. ... tarafından düzenlenen "..." KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı aracın 23/08/2017-23/08/2018 tarihlerini kapsadığı, kişi başı ölüm/sakatlık 330.000 TL, kaza başı ölüm/sakatlık 1.650.000 TL, kaza başı maddi zararın 66.000 TL olduğu, dava tarihi öncesi sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Samsun Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabi ile davacılara herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/995 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekinin ..., ölen ... şüphelinin ...olduğu, suçun taksirle ölüme neden olma olduğu, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 11.10.2019 tarihli raporu ile sürücü ...'in tali kusurlu ve yaya ...i'nin asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, yapılan yargılama sonunda sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve cezanın ertelendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce kusur durumunun tespiti için dosya Ankara Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Trafik İhtisas Dairesinin 25.06.2020 tarihli raporu ile davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti bölünmüş yolda seyri sırasında geldiği olay yerinde seyrine göre yolun solundan sağına karşıdan karşıya geçmek isteyen ve kendi önünde seyreden yakın mesafeden takip ettiği aracın arkasından karşısına çıkan yayaya karşı yakın mesafeden takip ettiği araç nedeniyle etkin tedbir almadığı, kaza anı görüntülerinden anlaşılmakla önce durma noktasına kadar yavaşlayıp önlem aldığı halde akabinde kararsızlık yaşayıp hareketini sürdürerek aracıyla yayanın üzerinden geçmesiyle meydana gelen mevcut koşullardaki olayda etkin ve kararlı tedbir alamamış olmakla tali kusurlu olduğu, davacı yakını müteveffa yaya ...'nin karşıdan karşıya geçmek için yaklaşan araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate almadan kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde, orta refüj üzerindeki çalılıkların arasından kontrolsüzce yola girdiği, bu haliyle ilk geçiş hakkını bırakmadığı otomobilin sadmesine maruz kalıp kendi ölümüyle sonuçlanan olayda asli kusurlu olduğu tespit edilmekle sonuç olarak davalı sürücü ...'in %30 oranında kusurlu olduğu, davacı yakını müteveffa yaya ...'nin %70 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Alınan heyet raporunun dosya kapsamı ve olayın meydana geliş şekli ile uyumlu olduğu değerlendirmesi çerçevesinde taraflarca yapılan itirazlara itibar edilmemiş, tazminat miktarının hesaplanmasına geçilmiştir. Aktüerya Bilirkişinin 18.11.2020 tarihli raporunda özetle, kazanın meydana gelmesinde davalı Hakan Peltek'in %30 oranında, davacılar yakını müteveffa yaya ...'nin %70 oranında kusurlu olduğu, Samsun Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 22.07.2019 tarih 3622 sayılı ihtisas kurulu mütalaasına göre kişinin 20.08.2018 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazası neticesinde yaralanması ile tedavi gördüğü hastanede 19.09.2018 tarihindeki ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, müteveffa ...'nin 19.09.2018 ölüm tarihi itibariyle 24 yaşında, TRH-2010 bakiye yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrünün 55 yıl, 20.09.1968 doğumlu anne ...'nın 19.09.2018 itibariyle 50 yaşında TRH-2010 bakiye yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrünün 30 yıl olup, 80 yaşına kadar yaşama ihtimali olduğu, 31.03.2015 doğumlu erkek çocuk ...'in 19.09.2018 itibariyle 3 yaşında Yerleşik içtihatlar gereği erkek çocuklarının 18 yaş hitamına kadar anne/babasının desteğini alacağı kabul edilmekte olup; küçük ...'in 18 yaş hitamına kadar annesinden destek alacağının kabul edildiği, olayın meydana gelmesinde davacıların murise ... %70 oranında kusurlu olduğu tespit ve kabul edilmekle, davacılar lehine hesaplanan maddi zarardan TBK 52. maddesi gereği %70 oranında indirim yapıldığını, yerleşik uygulamalar doğrultusunda işlemiş tazminat ve işleyecek tazminat dönemi olmak üzere iki devre halinde hesaplandığı, ölüm tarihi ile hesaplama dönem sonu arasındaki dönem yani işlemiş tazminat dönemi olarak nitelendirilen dönem sonu arasındaki dönem yani işlemiş tazminat dönemi olarak nitelendirilen dönem için tespit edilen kazançlar aynen alındığı ayrıca bir artırım ve iskontoya tabi tutulmadığı, 19.09.2018-31.12.2020 tarihleri arası işlemiş döneme dahil edilmek suretiyle 01.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek tazminat hesaplamasında; gerek olay tarihi (20.08.2018), gerek poliçe tanzim tarihi (23.07.2017) gereğince gerekse; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarında yapılan değişiklikler göz önüne alınarak, TRH-2010 bakiye yaşam tablosu yanında %1,8 teknik faiz kullanılacağı bu nedenle davacı anne ... ile davacı çocuk ...'in 20.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu 19.09.2018 tarihinde destekleri ...i'nin hayatını kaybetmesi nedeni ile hesaplanan gerçek net maddi (destekten yoksun kalma) zararlarının; davacı Anne ...72.874,89 TL, davacı çocuk ...için 21.663,61 TL olduğu, hesaplanan maddi zararın davalı şirket tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limiti kapsamında kaldığı, hükmedilecek tazminata temerrüt tarihinden itibaren kazaya karışan araç hususi/otomobil olmakla yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacılar vekili mahkememize sunduğu 24.11.2020 tarihli dilekçesi ekinde davalı sigorta şirketi tarafından davacılara 67.000,00 TL kısmi ödeme yapıldığını beyanla buna dair dekont örneğini dosyamıza sunmuştur. Dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere Aktüerya Bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi 06.07.2021 tarihli ek raporunda özetle, müteveffa ve davacıların bakiye yaşam sürelerinin belirlenmesinde hangi tablonun esas alınacağı noktasında takdir Mahkemeye bırakılarak seçenekli hesaplama yapıldığı, progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplamaya göre TRH-2010 Bakiye Yaşam Tablosu yanında Progresif Rant Yöntemine Göre Yapılan Hesaplamada Çocuk ... için 3.298,32 TL, Anne ... için 71.587,18 TL, PMF-1931 Bakiye Ömür Tablosu Yanında Progresif Rant Yöntemine Göre Yapılan Hesaplama neticesinde Çocuk ... için 3.298,32 TL, anne ... için 39.880,58 TL olduğu, TRH-2010 yaşam tablosu yanında %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılan hesaplamaya göre Çocuk ... için 877,74 TL, anne ... için 41.649,05 TL, her bir ihtimale göre hesaplanan maddi zarar miktarlarının davalı şirket tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limiti kapsamında kaldığı, hükmedilecek tazminata temerrüt tarihinden itibaren kazaya karışan araç hususi/otomobil olmakla yasal faiz işletilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih ve 40/40 sayılı kararı ve sonrasında içtihat edilen Yargıtay 17. HD.nin 24.02.2021 tarih ve 3292/1848 sayılı kararına göre hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant (bilinmeyen -işleyecek- devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi) hesaplama yöntemi kullanılarak yapılması gerektiğinden aktüer bilirkişinin bu yönteme göre yapılan hesabı dikkate alınmıştır. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 13.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat bedeli olan 1.000 TL'yi ıslahen 70.587,18 TL artırılarak 71.587,18 TL, davacı ... için talep olunan; maddi tazminat (destekten yoksun kalma) bedeli olan 1.000,00 TL'yi ıslahen 2.298,32 TL daha artırılarak 3.298,32 TL ye yükseltilmesi ile toplam 74.885,50 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 20.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar dava tarihinden sonra yapılan ödemenin güncellenmeden talep miktarından indirilmesi gerekmekte is ede taleple bağlılık ve ıslah dilekçesi doğrultusunda işlem yapılmıştır. Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı TBK'nun 53. maddesinde düzenlenmiş olup "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" ölüm halinde uğranılan zararlar arasında sayılmıştır. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; "BK'nın 45. (TBK m. 53) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür." Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı kişi, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, bakılanın ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. Davalı, destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar gödenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önce yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır. O halde hangi nedene dayanırsa dayansın, desteğini yitiren kişi ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağına sahip ise destekten yoksunum zararından söz edilemez. Bakım ihtiyacını azaltan her ne olursa olsun onun indirilmesi gerekir. Bu indirim tazminattan değil zarar miktarı üzerinden yapılır. Yani ölüm nedeniyle elde edilen yarar uğranılan zarardan indirilip gerçek zarar belirlenmelidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarih ve 3 sayılı kararının gerekçesinde de "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmıştır. Bu bilgiler ışığında değerlendirme yapılarak müteveffa ...'nin 20.08.2018 tarihli kaza sonrasında 19.09.2018 tarihinde vefat ettiği, Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/995 E sayılı dosyası kapsamında ATK'dan alınan 22.07.2019 tarihli rapora göre kişinin 20.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanması ile tedavi gördüğü hastahanede ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, desteğin ölüm tarihinin kaza tarihinden sonra olduğu , davacılardan ... müteveffanın annesi, diğer davacı ...'nın müteveffanın oğlu olduğu, davacıların müteveffa ile aynı evde yaşadıkları, nüfus kayıtları ve kolluk araştırma tutanağı dikkate alınarak müteveffanın davacıların desteği olduğu anlaşılmış, kaza tespit tutanağı, ceza dosyası ve mahkememizce alınan Trafik İhtisas Dairesinin 25.06.2020 tarihli raporu dikkate alınarak ıslah dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat talepleri yönünden çocuk ... için 3.298,32 TL, diğer davacı yönünden 71.587,18 TL olmak üzere toplam 74.885,50 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, araç maliki davalı ...'in kaza tarihinde, davalı sigorta şirketinin ise 11.03.2019 tarihinde temerrüte düştüğü kabulü ile sigortalı aracın hususi olduğu da nazara alınarak, mezkur tarihlerden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede ise manevi tazminat şartlarının oluştuğu, davalı ...'in aracın işleteni ve sürücüsü olmakla manevi tazminattan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Manevi tazminat miktarının tayininde ise 22/06/1966 tarih 1966/7-7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun kararında gösterilen ölçütlerin esas alınması gerekmektedir. Buna göre manevi tazminat ne bir ceza ne de gerçek manada bir tazminattır, ceza değildir zira davacının menfaati düşünülmeksizin sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği için de gerçek manada bir tazminat olmayıp, mağdurda veya zarara uğrayan da bir huzur hissi, bir tatmin duygusu tevlit etmelidir. Hakim manevi tazminatı tayin ederken, TBK'nun 51 ve 52. maddesini nazara almalıdır. Buna göre manevi tazminat özel hal ve şartlar ile kusurun ağırlığı gözönünde bulundurularak belirlenir. Buna göre somut olayda özellikle müteveffanın kusuru tazminatın tayininde en önemli etken olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanında tarafların ekonomik sosyal durumları nazara alınmış, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açacak nitelikte olmaması değerlendirilerek talep miktarının fazla olduğu anlaşılmıştır. Ancak meydana gelen zarar sebebiyle duyulan acı, elem, kederin bir nebzede olsa giderilmesine yönelik olarak tarafların ekonomik sosyal durumlarıyla, paranın alım gücüyle, ülkenin ekonomik gerçekleriyle manevi tazminatın niteliğiyle ve kusur durumuyla uyumlu olacak şekilde manevi tazminata hükmetmek gerektiğinden özellikle müteveffanın kazadan hemen sonra değil yaklaşık bir ay sonra yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmesi , yukarıda belirtilen etkenler nazara alınarak, davacıların manevi tazminat taleplerinin de kısmen kabulü ile davacı çocuk ... için 11.000 TL , davacı ... için 7.000 TL manevi tazminata hükmetmenin hak, nesafet ve adalet kurallarına uygun olacağı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olup dava arkadaşı sayısı kadar dava bulunduğu, her bir davacı yönünden ayrı ayrı dava açılabilecek iken birlikte dava açıldığı anlaşılmakla her davacı için ayrı ayrı yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmetmek (Yargıtay 17. HD'nin 2017/12028 Karar ve 2018/5520 Karar sayılı kararları) ve red sebebinin ortak olması halinde reddedilen kısım yönünden davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik 6125 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi gereği davadan önce davacının arabuluculuk başvurusu yaptığı, davalı sigorta şirketi vekilinin görüşmelere katıldığı, anlaşma sağlanamadığı görülmekle, tespit edilen arabuluculuk ücretinin kabul-red oranına göre taraflardan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiş, aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Maddi tazminat yönünden 1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden KABULÜ ile 74.885,50 TL'nin sigorta şirketi yönünden 11.03.2019 tarihinden, diğer davalı yönünden 20.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.115,42 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-a-Maddi tazminat yönünden davacı ...kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 3.298,32 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, b-Davacı ... davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 10.106,33 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılan bu davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden; 1 -Manevi tazminat yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ ile , çocuk ... için 11.000 TL nin, ... için 7.000 TL nin 20.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Dava açılırken harç alınmadığından, alınması gerekli 1.161,67 TL harcın davalı alınarak hazineye irat kaydına, 3-a-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 5.100 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak bu davacıya verilmesine, b-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı çocuk ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 5.100 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak bu davacıya verilmesine, 4-a-Davacı ... yönünden reddedilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı ...' verilmesine, b-Davacı ... yönünden reddedilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ... verilmesine, 5-a-Dosyanın adli yardımlı olması nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan 134,50 TL posta ve tebligat gideri, 323,00 TL ATK faturası ve 500,00 TL bilirkişi ücreti olmak toplam 957,50 TL yargılama giderinin kabul-red oranı dikkate alınarak 323,55 TL sinin davalılardan, 633,95 TL sinin davacılardan alınarak Hazineye gelir olarak kaydına, b-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından karşılanan 57,30 TL posta ve tebligat giderinden kabul-red oranına göre 19,36 TL nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, c-Davalı ... tarafından yatırılan gider avansından karşılanan 25,75 TL posta ve tebligat giderinden kabul-red oranına göre 8,70 TL nin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-1.320 TL arabulucu ücretinin kabul-red oranına göre 873,96 TL'sinin davacılardan, 446,04 TL'sinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine 7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı asil ve vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 11/01/2022 Katip ... Hakim ...