İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/761 E. 2018/371 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/761
- Karar No
- 2018/371
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/761 Esas - 2018/371 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLET ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/761 KARAR NO : 2018/371 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 29/09/2017 KARAR TARİHİ : 22/05/2018 KARAR YAZIM T. : 24/05/2018 Mahkememizde görülmekte bulunan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize verdiği 10/05/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle;müvekkil sigorta şirketine 02/03/2015 tarih ve 1 yıl müddetli ... nolu poliçe ile ... plakalı aracın sigortalı olduğunu, aracın park halindeyken 03/10/2015 tarihinde davalı tarafa ait taş ocağında meydana gelen patlama nedeniyle üzerine düşen taşlardan dolayı ağır biçimde hasar oluştuğunu, araçta oluşan bu hasarın sigorta poliçesine istinaden giderildiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/195412 Esas sayılı dosyası ile yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize verdiği 16/12/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafından sigorta kapsamına alınan ... plakalı aracın zarar görmesine ilişkin olayda müvekkil şirketin hiçbir kusurunun olmadığını, bu nedenle zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağını, müvekkil şirketin, düzenli olarak taş ocağında yaptığı patlatma işlemlerini 03/10/2015 tarihinde 500 m²'lik bir alan için yaptığını, patlatma işlemi öncesinde her zaman yapıldığı gibi jandarma birimleri ile işyeri çalışanları tarafından patlatma işleminin yapılacağı alan ile birlikte çevresinde bulunan 2000 m² alanı kapsar şekilde güvenlik tedbirleri aldığını, patlatma işleminde kullanılan Rok aracını kullanmak için taşocağına gelen ... plakalı aracın kullanıcısı kendi ihmal ve kusuru ile aracında hasarın oluşmasına sebep olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili mahkememize verdiği 31/01/2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle;önceki beyanlarını tekrarla davanın kabulünü istemiş, davalı vekili de mahkememize verdiği 07/02/2018 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle, önceki beyanlarını tekrarlamıştır. Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekili dava dilekçesi ekinde ekspertiz raporu ibraz etmiş, Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/195412 Esas sayılı dosyası uyap üzerinden dosya içerisine eklenmiş, İl Emniyet Müdürlüğü'nden ... plakalı araca ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmiş, ...'den hasar dosyası, kasko poliçesi ve ödemeye ilişkin belge suretleri celp edilmiş, davaya konu ... plakalı aracın maliki ... için tacir araştırılması yapılmış, 19 Mayıs Vergi Dairesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden yazı cevapları gelmiştir. Dava, TTK'nun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline amacıyla yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi tarafından ... plakalı Nissan marka aracın ...poliçe numarası ile 02/03/2015 - 2016 tarihlerini kapsar şekilde sigortalandığı, 03/10/2015 tarihinde davalı tarafa ait taş ocağında meydana gelen patlama nedeniyle aracın üzerine düşen taşlardan dolayı ağır biçimde hasarlandığı, davacı tarafından sigortalı araçta oluşan zararın sigorta poliçesine istinaden ödendiği, ödenen bedelin tahsili için davalı hakkında Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/195412 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrinin 27/12/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının ise 02/01/2017 tarihinde borca itiraz ederek takibi durduğu, davacı tarafın da takibin devamı için iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmıştır. Yasa metni incelendiğinde maddede belirtilen davaların mutlak ticari dava olduğu ve Ticaret Mahkemesin'de bakılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bir kısım davalar ise nispi ticari dava olup, bu tür davalar ancak her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması halinde ticari dava niteliğini kazanmakta olduğundan ancak bu halde Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılmaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı var ise aynı hak sigortacının halefiyet hakkında dayanan rücu davası içinde söz konusudur" şeklinde vurgulanmıştır. Somut olayda, sigortalı olan ... plakalı aracın tescil belgesine göre kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta poliçesinden sigortalının da gerçek kişi olduğu görülmektedir. Tacir olduğuna dair hiçbir kayıt ve belge mevcut değildir. Bu halde, sigortalının dava açması durumunda her iki tarafın tacir olan ve her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklı bir davanın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Olayın temeli de haksız fiile dayanmaktadır. Yukarıda İçtihadı Birleştirme Kararın da açıklandığı üzere davacı sigorta şirketi sigortalısının haklarına halef olduğundan ancak onun açabileceği mahkemede dava açabileceğinden ve sigortalınında ancak genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açması mümkün olduğundan, mahkememiz iş bu davada görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın HMK 114/1 ve 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıda gibi hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20. madde gereği karar kesinleştiğinde ve iki haftalık yasal sürede talep halinde dosyanın görevli Samsun Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, 3-Yargılama gideri ve harç açısından HMK'nun 20. ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece nazara alınmasına, süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce karara bağlanmasına. Dair, karar taraf vekillerinin yüzünde tebliğden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere usulen ve alenen tefhim olundu. Katip ... Hakim ...