İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/374 E. 2018/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/374
- Karar No
- 2018/107
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/374 Esas - 2018/107 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/374 KARAR NO : 2018/107 BAŞKAN : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... DAVALI : ... DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 05/04/2016 KARAR TARİHİ : 14/02/2018 KARARIN YAZ.TARİHİ : 23/02/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 05/04/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye genelinde ilaç dağıtımı işiyle iştigal etmekte olduğunu, icra takibinin başlatıldığı tarihte müvekkili şirket ünvanının ... olduğunu, ancak ... Noterliği'nin 23/12/2015 tarih ve ... sayı ile onaylı olağanüstü genel kurul kararı ile ünvan değişikliğine gidildiğini, müvekkili şirketin 2007 tarihinde başlatılan icra takipleri öncesinde, davalının ...unvanıyla Gerze/SİNOP adresinde faaliyet göstermiş olan eczanesinin ticari faaliyetini sürdürebilmesi için çok ciddi miktarda ilaç satışı gerçekleştirdiğini, icra takip dosyalarından gerçekleştirilen bir kısım işlemler sonucunda alacaklarının bir kısmının tahsil edildiğini, davalının eczaneyi kapatarak ortadan kaybolduğunu ve herhangi bir mal varlığına da rastlanılmadığını, Samsun 1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1020 E. Sayılı dosyasının da 14/05/2010 tarihinde takipsizlik nedeniyle kapatıldığını, uzunca yapılan araştırmalar neticesinde davalının Fatih /İSTANBUL adresinde ... unvanıyla yeniden eczane açtığının öğrenildiğini, kaldırılan Samsun 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1020 E sayılı dosyasından işlemlere devam edilerek yeniden 2016/461 E sayılı numarası aldığını, dosyanın yenilendiğini öğrenen davalı borçlunun Samsun 2 İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/192 esas sayılı dosyası ile yenileme mahiyetindeki memur işlemini şikayet ederek zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini, mahkemece delillerin incelenmesi neticesinde 16/03/2016 tarih 2016/192 Esas 2016/237 Karar sayılı ilamı ile icra takibinin geri bırakılmasına karar verildiğini, yargılama sürecinde alacağın çok yüksek olması sebebiyle davalı borçlunun adına kayıtlı gayrimenkul, araç , eczane, SGK daki ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarını başkalarına devrettiğini belirterek, davanın kabulü ile, Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 16/03/2016 tarih 2016/192 Esas 2016/237 Karar sayılı icranın geri bırakılmasına ilişkin kararının iptaline, takibin takipteki faizi ile birlikte devamını, müvekkil şirketi hak kaybına uğratma ihtimaline binaen belirtilen kalemlerin devrini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 14/12/2016 tarihli dilekçesi ile menfi tespit davası olarak açtıkları davayı alacak davası olarak ıslah ettiklerini beyanla, davalının borca yeter miktardaki menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının SGK daki hak ve alacaklarının üzerine teminatsız olarak ihtiyaten haczine 350.969,23 TL alacağın davaya konu icra dosyasının takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 08/03/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin Kadıköy/İstanbul olduğunu, bu nedenle mahkememizin yetkisiz olup, dosyanın yetkisizliği sebebiyle yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, tamamen ıslah yoluna başvurma isteğinin 05/10/2016 tarihli duruşmada mahkemeye bidirilmesine rağmen, o tarihten itibaren 7 gün içinde değiştirilmiş şekli ile yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunlu iken yeni bir dava dilekçesinin bu süre içerisinde verilmediğini, çekin tarafları arasında temel ilişki bulunması halinde kuşkusuz temel ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağını, alacağın zamanaşımına uğradığının açıkça görüleceğini, davacının satım sözleşmesi gereğince mal teslim ettiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23/03/2017 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın süresinde olmayan cevap dilekçesini kabul etmediklerini, davalı taraf vekilinin sırf zaman kazanmak amacı ile 08/04/2016 tarihinde UYAP'tan tarafını vekil olarak ekleterek akabinde dosyada ekli olmasına rağmen 05/10/2016 tarihli tensip duruşmasına 14/12/2016 tarihli duruşmaya iştirak etmediği gibi dosyada davalı asilin adreslerinin tespiti ve dava dilekçesi, ıslah dilekçesinin tebliği için yapılan işlem ve verilen hukuki çabanın görmezden gelinerek hiçbir beyanda bulunmadığını, davalı asile verilen hukuki çaba neticesinde usulüne uygun olarak tebligatların yapılarak dosyada taraf teşkili sağlandığını, dava konusu alacağın para borcu olduğunu, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yer mahkemesinin ve alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğunu, iş bu kapsamda davacının müvekkili şirket ile davalı tarafın arasındaki akdi ilişkinin Samsun da ikame edilmesi nedeniyle yetkili mahkemenin Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek, açmış oldukları davanın kabulüne, süresinde olmayan cevap dilekçesi ile, davalı tarafın dilekçede yapmış olduğu tüm itirazların reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekili 05/04/2016 tarihli dava dilekçesinde davalı adına kayıtlı gayrimenkul, araç, eczane, SGK'daki ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup, mahkememizce 13/04/2016 tarihli ara kararı ile alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesi, mevcut delil durumu, tedbire konu şeylerin dava konusu olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Samsun 2 İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/192 Esas 2016/237 Karar sayılı dosyası celb edilerek incelenmiş, dosyada 16/03/2016 tarihinde davanın kabulü ile Samsun 1. İcra Müdürlüğünün 2016/461 Esas sayılı dosyasında icra takibinin geri bırakılmasına dair karar verildiği, davacı vekilinin lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle kararın bozulması talebini içerir temyiz dilekçesi verdiği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 07/03/2017 tarih, 2016/23908 Esas 2017/3324 Karar sayılı ilamı ile temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Samsun 1 İcra Müdürlüğünün 2016/461 Esas sayılı dosyası celb edilmiş, dosyanın eski esasının 2007/1020 Esas olduğu, 14/05/2010 tarihinde takipsizlik nedeniyle kapatıldığı, alacaklı vekilinin 25/02/2016 tarihli dilekçe ile dosyanın yenilenerek yeni esas almasını talep etmiş ve dosya 2016/461 numarası alarak işlemlere devam edilmesine karar verildiği görülmüştür. Dosya davacı tarafın defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere Mali Müşavir Bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi 25/04/2017 tarihli raporunda, davacıya ait 2006-2007-2008 yılları yevmiye defteri sahibi lehine kanuni delil olarak kullanabileceğinin, davacının yasal delil niteliğindeki defter kayıtlarına göre icra takibine konu 406.500,00TL tutarındaki 18 adet çekin defter kayıtlarında yer aldığının, davacının yasal delil niteliğindeki resmi defter kayıtlarına göre davalı Vahap Cuma'dan (350.969,23TL +40.371,40TL+93.541,99TL) 484.882,62TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafın defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosya İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, mahkemenin 10/07/017 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağına göre davalı vekilinin hazır olarak borç ödeme planı muacceliyet ve kefalet sözleşmesi, 28/10/2010 tarihli prokol, ibraname, ödeme dekontlarının bir suretlerini sunduğu, dosyanın Serbest Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 08/09/2017 tarihli raporda, davalının söz konusu 2006,2007,2008 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri delil olarak göstermelerine rağmen bu belgeleri mahkemeye sunmadığı için davalının defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığından herhangi bir kanaate varılamadığını bildirdiği anlaşılmıştır. Davaya konu çek örneklerinin asılları mahkememiz kasasına alınmış, fotokopileri dosyaya konulmuştur. Mahkememizin 18/10/2017 tarihli celsesinde davalı vekilinin yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda ihtaratlı davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, davalı vekiline usulüne uygun yemine yönelik davetiye 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, yemin deliline dayanıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmamış, son celsede davalı vekili yargılamaya katılmasına rağmen yemin delili yönünde herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Dava, çeke dayalı alacak talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından davacının ecza deposu olduğu, davalının ise eczacı olduğu, davacı tarafından davalıya 2006 yılından itibaren muhtelif ilaçların verildiği, karşılığında örneği dosyada bulunan 18 adet çeklerin davalı tarafından davacıya ödeme vasıtası olarak verildiği, ancak çek bedellerinin karşılıksız çıkması sebebiyle ödenmediği, davacının davalı hakkında Samsun 1 İcra Müdürlüğünün 2007/1020 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı, bilahare icra dosyasının 2016/461 Esas alarak yenilendiği, davacı tarafın ıslah ettiği, iş bu dava dilekçesi ile yapılan mal teslimlerine karşılık ödenmeyen alacak talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle davanın niteliğinin tespiti gerekmektedir. Davacı vekili 05/04/2016 tarihli dava dilekçesi ile Samsun 2 İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/192 Esas 2016/237 Karar sayılı dosyasındaki icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılarak takibin faizi ile birlikte devamına karar verilmesini talep etmiş, ön inceleme duruşmasında ise davasını ıslah edeceğini bildirmiştir. HMK'nun 180 maddesine göre davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren tarafın bu bildiriden itibaren 1 hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermesi gerekir. Aksi halde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Davacı vekili 05/10/2016 tarihli celsede davasını ıslah edeceğini bildirmiş, ıslah dilekçesini sunmuş olup, dilekçede tarih bulunmamakla birlikte UYAP ortamında yapılan araştırmada dilekçenin 07/10/2016 tarihinde UYAP ortamında kayıt edildiği anlaşılmakla, süresinde davanın ıslah edildiği anlaşılmış, bu yöne ilişkin davalı itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacı taraf icra takibine konu çekler karşılığında davalıya ilaç verdiğini, çeklerin bedelinin ödenmediğini, bu sebeple alacaklı olduğunu ileri sürerken davalı taraf satım sözleşmesi gereğince mal teslim ettiği iddiasının davacı tarafından kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu durumda öncelikle ispat yükünün hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Davalı vekili tarafından ticari defterlerin incelenmesi amacıyla yazılan talimat üzerine talimat mahkemesi olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesine "borç ödeme planı, muacceliyet ve kefalet sözleşmesi, 28/10/2010 tarihli protokol , ödeme dekontları, senet örnekleri "ibraz edilmiştir. İncelenen sözleşme, protokol örneklerinden ve davacı tarafından sunulan irsaliyeli fatura örneklerinden taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ticari alım-satım karşılığı verilen çeklerin asılları da davacı elinde olup, mahkememiz kasasına alınmıştır. Davaya konu çeklerin davacı elinde bulunması, bu çeklerin ödenmediğine karine teşkil etmektedir. Çek bedellerinin ödendiğinin ispat yükü ise davalı tarafa aittir. (Yargıtay 11 HD. 2012/18516 Esas 2013/1456 Karar sayılı ilamı). Bu şekilde hem sunulan protokol ve sözleşme, hem de fatura örneklerinden taraflar arasında temel ilişkinin mevcut olduğu anlaşılmış, çek asıllarının da davacı elinde olması sebebiyle davalının bu çekleri ödediğini ispat yükü altında olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı taraf çeklerin taraflar arasındaki bir başka ticari ilişki sebebiyle verildiği yönünde herhangi bir savunmada bulunmamıştır. Çek örnekleri incelendiğinde, bir kısmının keşidecisinin "..." olduğu, lehtarın davacı şirket olduğu ve ibrazında karşılığının bulunmadığının anlaşıldığı, bir kısım çeklerin keşidecisinin ise "..." olduğu, lehtarın davalı ... olup, çek arkasında davacı şirketin cirosu bulunup, ibrazında yine karşılığının olmadığı,...'nın ise davalının eşi olduğu görülmektedir. Davalı taraf davanın değerine göre çek bedellerini ödediğini yasal delillerle ispat yükü altında iken, herhangi bir delil ibraz etmemiş, ticari defterlerin incelenmesi için talimat yazılmasına ve bir kısım sözleşme, protokol, ibraname, ödeme dekontları sunmasına rağmen ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Ödeme dekontlarının ise yapılan protokol kapsamındaki ödemeler olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafın ise protokol kapsamında ödemeleri düşerek talepte bulunduğu anlaşıldığından sunulan ödeme dekontlarının dava kapsamı dışında olduğu, bu dekontlarla ödemenin ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın yemin delili bulunması sebebiyle, yemin delili tebligat çıkartılarak hatırlatılmış, yemin deliline dayanıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmamış, son celse davalı vekili yargılamaya katılmasına rağmen yine beyanda bulunmamış olmakla yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla, davalının ödemeyi ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Alacak miktarının tespiti yönünden davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş, 25/04/2017 tarihli raporda, davacının ticari defterlerinin lehine delil olabileceği icra takibine konu 18 adet çekin kayıtlı olduğu ve davalıdan toplam 484.882,62TL alacaklı olduğunun bildirildiği görülmüş, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden ve sunulan 21/10/2010 tarihli sözleşmede de borç miktarı 484.882,62TL olarak kabul edilip, 84.000,00TL sinin ödenmesi hususunda protokol yapıldığı anlaşılmakla, talep nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra takibi öncesi temerrüdün gerçekleşmediği anlaşılmakla ve tarafların tacir olduğu görülmekle, takip tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir. Davalı vekili yetki itirazında bulunmuş olup, cevap dilekçesinin UYAP kaydına göre süresinde olduğu görülmektedir. Davanın dayanağı taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle ödenmeyen çek bedellerine ilişkindir. Ticari ilişkinin davacının ... ile davalı arasında kurulduğu dosya kapsamındaki delillerle sabittir. HMK'nun 14 maddesine göre bir şubenin işlemlerinden doğan davada bu şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmediğine göre götürülecek bir borç söz konusu olup, alacaklının ikametgahı mahkemesi yetkilidir. Buna göre, davacı tarafın Samsun şubesinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri yetkili olduğundan davalı tarafın yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın ıslah dilekçesinin süresinde verilmediğine yönelik itirazı yukarıda açıklandığı üzere davacının dilekçesinin UYAP ortamına kayıt tarihine göre süresinde olup, bu yöne ilişkin itiraz da yerinde görülmemiştir. Davalı taraf zamanaşımı def'inde de bulunmuş olup, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu sabittir. Davanın dayanağı olan çekler incelendiğinde en eski tarihli çekin 15/11/2016 keşide tarihli olduğu görülmektedir. TBK'nun 146 maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Taraflar arasında da ticari ilişki bulunduğuna göre zamanaşımı süresi 10 yıldır. TBK 149 maddesine göre de zamanaşımı başlangıcı alacağın muaccel olduğu tarihtir. Çeklerden en eski keşide tarihli olan çekin keşide tarihi 15/11/2006 olup, yasal ibraz süresi de nazara alındığından dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere ispat yükünün çeklerin aslı davacının elinde bulunması sebebiyle davalıda olduğu anlaşılmakla, ispata yönelik davalı savunması da yerinde bulunmamıştır. Mahkememiz Üye Hakimi ...'in karar tarihinden sonra gerekçeli kararın yazımından önce 16/02/2018 tarihinde HSK tarafından açığa alınması sebebiyle karara mahkememiz üye hakimlerinden ...iştirak etmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1.DAVANIN KABULÜNE, 350.969,23TL nin Samsun 1 İcra Müdürlüğünün 2016/461 (2007/1020) Esas sayılı takip dosyasının takip tarihi olan 01/03/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 23.974,71 TL harçtan peşin alınan 3.833,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.141,32 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına. 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 27.008,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine. 4-Davacı tarafça yapılan (başlangıçta ödenen 3.833,39 TL harç, 800,00TL bilirkişi ücreti, 204,40TL posta gideri olmak üzere) toplam 4.837,79 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. 5-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. 6-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair taraf vekillerinin yüzünde tebliğden itibaren iki hafta süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen tefhim edildi.14/02/2018 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... Karar tarihinden sonra ve kararın yazımından önce son celse heyet duruşmasına çıkan mahkememiz hakimi ...'in HSK'nın 16/02/2018 tarihli kararıyla açığa alınmış olması ve karar yazım tarihinden önce ilgili kararı tebliğ ederek ilişiğinin kesilmiş olması sebebiyle yerine mahkememiz üyesi ...'ın heyete eklenmesi gerekmiştir. Başkan ...