İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/641 E. 2026/187 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/641
Karar No
2026/187
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/641 Esas - 2026/187 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/641 Esas KARAR NO : 2026/187

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından teslim edilen malların irsaliyeli elektronik faturaların süresi içerisinde düzenlendiğini ve davalı borçluya gönderildiğini, ancak davalı şirketin, davalı tarafın işbu faturalara itiraz etmediğini, davalı tarafın almış olduğu malların bedelini davacıya ödemediğini, davalı borçlu adına borcunu ödemediğinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun Sakarya 3. İcra Müdürlüğü 2025/9399E. sayılı dosyasına yaptığı asıl alacak ile tüm ferilere ilişkin itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi, ilgili alacağın hukuken korunması amacı ile ihtiyati haciz kararı verilmesi ve borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet-icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı firmadan mal sipariş ettiğini, siparişte ederken de sözlü olarak "Göndereceğiniz malların beklenen kalitede olması gerekir, aksi durumda malları iade edeceğimi" teyit etmek üzere bizzat söylediğini, kaliteli mal göndereceklerine söz verdiklerini, bu vesile ile anlaşma sağladıklarını ve talep üzerine malların davalı tarafa gönderildiğini, ve gelen malların kalitesinin incelenmesi neticesinde malların beklenen kalitede olmadığının fark edilmesi üzerine malların tekrar iade edildiğini, dava dosyasının mahiyetine göre açılan davanın yetkisiz olduğunu, dava dosyasına yetkisizlik kararının verilerek yetkili ve görevli Kars Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacının aleyhe açılan davanın haklı nedene dayanmadığını, karşılığı olmadığını, soyut ve inandırıcılıkla bağdaşmayan iddialarda bulunarak aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya ve kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı hakkında yapılan tacir araştırmasına göre davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve tacir olduğu tespit edilmiştir. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartıdır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de 2004 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yollaması ile 6100 sayılı Kanun'un genel hükümlerine göre belirlenecektir. 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Yine aynı Kanun’un 16 ncı maddesine göre ise haksız fiilden doğan uyuşmazlıklarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi icra dairesi de yetkilidir. Aynı Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Yetki itirazının incelemesi neticesi mahkeme yetkili olduğuna karar verirse borçlunun icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esastan incelenmesine geçilecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesi takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine karar verecektir. (Emsal karar; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2024/11470 Esas, 2025/3495 Karar, 17.03.2025 tarihli ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2024/9873 Esas, 2025/1968 Karar, 17.02.2025 tarihli ilamı) İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ve takip başlatmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda, alacağının tahsili için Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2025/9841 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının yetkiye, borca ve faiz talebine itiraz ettiği, takibin durduğu, itirazın iptali davasının takibin başlatıldığı yer yetki alanında kalan mahkememizde açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. HMK’nın 10. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden İstanbul Anadolu İcra Daireleri yetkili olduğu gibi HMK'nın 6. Maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri olan Kars İcra Daireleri de yetkilidir. Bu yerlerin Sakarya icra dairelerinin yetki çevresine girmediği açıktır. Açıklanan gerekçelerle Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığı anlaşılmakla yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine, 2-Alınması gereken 732,00 -TL peşin harcın, daha önceden peşin yatırılan 8.628,65 TL'den mahsubu ile, fazladan alınan 7.896,65 TL'nin davacı tarafa iadesine, 3-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL ücretin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinden yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/03/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/641, K. 2026/187, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-641-e-2026-187-k-31e9f5578dc1