İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/898 E. 2025/344 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/898
- Karar No
- 2025/344
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/898 Esas - 2025/344 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/898 Esas KARAR NO : 2025/344 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 22/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacı taraf vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ..., kredi sözleşmesi kapsamında ... kredi kullandığını ve bankaya borçlandığını, davalının kullanmış olduğu kredi borcuna karşılık teminat olarak müvekkilinin adına kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazının tapu kaydına ... lehine ipotek kaydı tesis edildiğini; davalı taraf, vadesi gelen borcu ödemekten imtina ettiğinden, alacaklı banka tarafından Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12802 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde icra takibi başlatıldığını; alacaklı banka tarafından başlatılan icra takibi neticesinde müvekkili adına kayıtlı ve banka lehine ipotekli taşınmazın, Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12802 Esas sayılı dosyası üzerinden 369.547,33 TL kıymet takdiri yapılarak paraya çevrilmesine karar verilmiş ve 30.12.2019 tarihinde icra dosyası üzerinden ihaleye çıkartılarak ... TL bedelle ... isimli 3. kişiye satıldığını; müvekkili adına kayıtlı ve davalının kredi sözleşmesinden kaynaklı borcuna teminat olarak ipotek verilen taşınmazın icra yolu ile paraya çevrilerek 3. kişiye ihale edilmesi nedeniyle borçtan şahsen sorumlu olmayan davacının, davalının bankaya olan borcunu ödemek zorunda kaldığını; davalının bankaya olan borcunu ödemek zorunda kalan müvekkillerinin, 4721 sayılı yasanın 884'üncü ve Türk Borçlar Kanunu'nun 127'nci maddeleri uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin hakkı ve halefiyet hükümleri uyarınca taşınmazının icra kanalı ile satılmasından doğan alacağının rücuen tahsili hususunda Pamukova İcra Müdürlüğü'nün 2024/173 Esas sayılı dosyasıyla davalı borçlu aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını; davalı borçlu taraf, Pamukova İcra Müdürlüğü'nün 2024/173 Esas sayılı dosyası ile aleyhinden başlatılan icra takibine kötüniyetli, haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, davalı borçlunun Pamukova İcra Müdürlüğü'nün 2024/173 Es sayılı icra takibine yönelik m itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ver dava etmiştir. Davalı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili, davacı ve davacının oğlu olan ...ile uzun yıllardır süren dostluk ve akrabalık ilişkileri bulunduğunu, dava konusu kredi sözleşmesinin tesisi de baştan sona bu ilişkilerden kaynaklı olarak gerçekleştiğini, davacı ve davacının oğlu ..., müvekkili ile irtibata geçerek ona ticaretlerinin kötüye gittiğini, halihazırda ekonomik sıkıntılar çektiklerini beyan etmiklerini ve müvekkilinden kendilerine yardımcı olmasını talep ettiklerini, talepleri neticesinde müvekkili ve davacı (oğlu da dahil); müvekkilinin, davacıya, davacının var olan icra dosyalarının hepsinin borcunu ve başkaca borçlarını da kapatacak kadar para ödemesi, akabinde ilgili bankadan kredi kullanılması, davacının krediye kefil olması, kullanılan kredinin yarı yarıya paylaşılması ve kredi taksitlerinin davacı ve oğlu tarafından ödenmesi hususlarında anlaştıklarını, müvekkili, bu noktada borçlar karşılığı davacıya yaklaşık 56.500,00 TL ödeme yaptığını, sonrasında müvekkili ve davacı, bankadan çekebilecekleri kredi miktarının en yüksek 60.000,00 TL olabileceğini öğrendiklerini, bu tutar tarafların tahminlerinin çok altında olduğunu, bu durumda da, önceki anlaşmalarını; krediden gelecek olan paranın müvekkiline verilmesi, davacının krediye kefil olması ve yine kredinin geri ödemelerini davacının(oğlu da dahil) karşılaması hususlarında revize ettiklerini, nihayetinde müvekkili, anlaşmaları kapsamında ilgili krediyi çektiğini, davacı kredi borcunun sadece 5 taksidini ödediğini, geriye kalan borcu ödemekten imtina ettiğini, borcu müvekkili ödemek zorunda kaldığını, fakat hem yukarıda izah edilen ödemeden (56.500,00 TL) hem de aşağıda izah edilecek olan hatır çeki ödemelerinden kaynaklı olarak müvekkilinin ticari işlerinin bozulduğunu ve müvekkili kredi taksitlerinin takip konusu olan kısmını ödeyemediğini, müvekkilin işlerinin bozulmasının en önemli sebebi, dostluğuna ve akrabalık ilişkilerine güvendiği davacının ahde vefasız tutumu olduğunu; müvekkili izah edilen hususların haricinde davacıya, ortak iş yaptığı oğluna ve davacının sahibi olduğu şirkete yaklaşık 150.000,00 TL civarında farklı zaman ve miktarlarda hatır çekleri de kestiğini, bunların yaklaşık ... TL'lik kısmı mezkur kişiler tarafından ödendiğini, ancak geriye kalan kısmı yine mecburen müvekkili tarafından ödendiğini, kesilen hatır çekleri Yapı Kredi Bankası, Halk Bankası ve QNB Finansbankın çekleri olduğunu; davacının ödemesi gereken yüklü miktarda borcu göğüslemek zorunda kalan müvekkili, iflas etme noktasına geldiğini, defalarca davacı taraf ile görüştüğünü ama davacı borcu kabul ettiği halde ödemekten kaçtığını, akabinde müvekkili ve davacı, bu meseleleri çözmek adına; ... (davacının dünürüdür), ..., ... (davacının oğludur), ... (müvekkilin kardeşidir) ve ...(müvekkilin babasıdır) şahitliğinde bir araya geldiklerini, görüşmeler esnasında, davacı taraf o an için müvekkiline 117.000,00 TL borçlu olduğunu kabul ettiğini ve 1 haftada ödeyeceği taahhüdünde bulunduğunu, ancak davacı taahhüdünü yine yerine getirmediğini ve borcu ödemediğini; müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi aksine alacağı bulunduğunu; davacı, müvekkiline karşı aynı konuda daha evvelden Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2020/12473 Esas, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2023/141669 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, yine aynı konuda Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/468 Esas ve 2023/192 Karar sayılı dosyasında da itirazın iptali davası açtığını ve davacının davasının reddine karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; Genel Kredi Sözleşmesine verilen ipotek nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesi talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı ile ... Finansbank arasında imzalanan kredi sözleşmesine verilen ipotek nedeniyle davacının kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu ödemiş olması nedeniyle ödenen miktarın rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, itirazın haksız olması ve rücu koşullarının gerçekleşmesi halinde davacının alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, Mahkememizin 2022/468 esas sayılı dosyanın iş bu dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği hususlarındadır. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Mahkememizce, Pamukova İcra Müdürlüğü'nün 2024/9173 Esas sayılı takip, Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2018/12802 E. Sayılı takip dosyasının ve Mahkememizin 2022/468 E. Sayılı dava dosyasının bir örneğinin Uyap sisteminden celp edilerek incelenmiştir. Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/12473 E. Sayılı takip dosyasının tetkikinden; takip alacaklısının davacı ... ve takip borçlusunun ...olduğu, takibin kefalet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak dayalı olarak başlatılan ilamsız haciz yoluyla takip niteliğinde bulunduğu, takibin 250.000,00.-TL toplam alacak üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2022/468 Esas sayılı dosyasının tetkikinden; davacısının ... ve davalının ... olduğu, dava konusunun davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/12473 E. sayılı dosyasında yapmış oldukları itirazın iptali olduğu ve 21/03/2023 tarihinde davanın reddine karar verildiği, "Tarafların Kararı İstinaf Etmemesi Üzerine" hükmün, 12/04/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sakarya İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Parsel No'da kayıtlı "Zemin +1. Kat 28 nolu bağımsız bölüm" mesken niteliğindeki taşınmazın tapu kaydının, ilgili Vergi Dairesi, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığından istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kesin hüküm kavramı açıklanmalıdır. Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, 2017/(13)3-773 E., 2021/102 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; Bilindiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan unsurlardır. Belirtmek gerekir ki, dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için aranan ve kamu düzeni ile ilgili olan zorunlu koşullardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2). Bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son karar olan kesin hüküm, hem bireyler hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükümle, çelişik kararların ortaya çıkması engellenerek toplum hayatı için zorunlu olan hukuki istikrar sağlanır. Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Görüleceği üzere, maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı olmasıdır. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir (HMK. m.303/3). İkinci koşul olan dava sebebinden amaç ise hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıalardır. Kesin hüküm hâline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz. Maddi anlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için gerekli olan üçüncü koşul ise dava konusunun aynı olmasıdır. İlk kararın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı ise; diğer bir anlatımla ikinci davadaki talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 30 ve 33. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Davacı tarafından uyuşmazlık konusu Pamukova İcra Müdürlüğü'nün 2024/9173 E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali isteminde bulunulduğu, ancak aynı borç dolayısıyla yine Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/12473 E. Sayılı takip dosyasıyla alacak takip yapıldığı, borçlunun (dosyamız davalısı) itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, Mahkememizin 2022/468 Esas sayısına kayden görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine karar verildiği, tarafların "Kararı İstinaf Etmemesi Üzerine" hükmün, 12/04/2023 tarihinde kesinleştiği; Eldeki davanın tarafları, konusu ve davanın dayanağı olan olay ve olgular ile Mahkememizin 2022/468 Esas sayılı itirazın iptali davasının tarafları, konusu ve davanın dayanağı olan olay ve olguların (davacı taraf, Mahkememizin 2022/468 Esas sayılı dosyasına dayanak takip dosyasındaki takip talebinde “Kefalet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak” talebiyle takip başlatmış ise de, takip ve dava dilekçesi içeriği ve eklerinde dayanağın davalı lehine verilen ipotek olduğu ve hakimin hukuki nitelendirmede tarafların beyanı ile bağlı olmadığından) ayniyet arz ettiği, dolayısıyla da, Mahkememizin 2022/468 Esas sayılı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen ve kesinleşen kararın, eldeki dava dosyamız bakımından kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla, davanın HMK.'nın 114/1-(i), 115/2 maddeleri uyarınca kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın, HMK.'nın 114/1-(i), 115/2 maddeleri uyarınca kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.702,28-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.704,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinden yatırana iadesine, 7-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince davacıya tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/05/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır