İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/708 E. 2024/523 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/708
Karar No
2024/523
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/708 Esas - 2024/523 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/708 Esas KARAR NO : 2024/523 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... TEMSİLCİSİ : ... DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 05/10/2023 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :31/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin faaliyet konusundan uzaklaştığını, sürekli zarar ettiğini ve malvarlığının israf edildiğini, hakkında icra takipleri açıldığını, bu durumun davacının aile birliğini tehdit eder konuma geldiğini, davacının tüm bu yaşananlar karşısında diğer ortağa hisselerini satmayı ve şirketten ayrılmayı teklif ettiğini ancak kabul görmediğini, davacının şirketi tasfiye etme teklifinin de kabul edilmediğini, davacının fiilen ayrılmasından sonra şirketin bir kaç yıl daha aktif olarak çalıştığını ancak sonrasında faaliyetin tamamen durduğunu, şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde olmadığını, diğer ortağa ulaşılamadığını, davacının şirkette bir ilişiği olmamasına rağmen bir çok borcunu haciz tazyiki altında ödemek zorunda kaldığını belirterek haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmaya karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf bu aşamada çıkma ile birlikte ayrılma akçesi istemediğini bildirmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... iddiaların gerçek dışı olduğunu, şirketin iki ortaklı olduğunu, davacının şirketin işleyişi hakkında bilgilendirildiğini, şirket müdürünün şirketin idaresi sorumluluğunu özveriyle yerine getirdiğini, davacının şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, iddianın aksine davacının şirket ile ilgilenmediğini, ortaklıktan çıkma için haklı koşulların bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmadaki beyanında "şirketin bir mal varlığı bulunmamaktadır, uzun zamandır pasiftedir, ben şirket müdürü olarak davacı tarafa genel kurul yapma konusunda telefon ile irtibat kurarak çağrıda bulundum, ancak ticaret sicilde bir ilan yapmadım, şirketin borçlarını ödemekle meşgulüm davacı taraf şirketle ilgilenmemiştir, şirketin ticari kayıtları Akyazı ...'dedir" demiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafın ileri sürdüğü hususlar doğrultusunda haklı sebeple davacının şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarındadır. Ticaret Sicil kayıtlarına göre 02/12/2013 tarihinden bu yana şirketin genel kurullarının yapılmadığı ve 09/05/2013 tarihinde kuruluşu ile birlikte ...'ın 5 yıl süre ile müdür seçildiği ancak süre bitiminde yeni şirket müdürü seçiminin yapılmadığı ve uzun süredir şirketi temsile yetkili müdürünün bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK 636/2 maddesi uyarınca davalı şirkete ve yeni müdür seçilinceye kadar genel kurul toplantısına çağrı yapmaya yetkili olan önceki müdür ...'a ayrı ayrı muhtıra gönderilerek şirketin durumunun Kanuna uygun hâle getirilmesi için iki aylık kesin süre verilmiş, muhtıra tebliğinden itibaren başlayacak bu kesin süre içinde yasal zorunluluk olan şirket genel kurul toplantısının yapılmaması ve ayrıca şirkete yeniden müdür seçilerek organ boşluğunun giderilmemesi halinde davanın kabulüne karar verileceği hususu ihtar edilmiştir. Davalı tarafça muhtıra gereği yapılmamıştır. Dava TTK 638/2 maddesine göre şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma talebine ilişkindir. TTK nun 638 maddesinde "Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesini içermektedir. TTK’nun da haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebep teşkil eden örneklere madde metninde yer verilmemiştir. Ancak öğretide ve yargısal içtihatlarda; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması, azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin gelirlerinin diğer ortaklar tarafından şahsi menfaatler için kullanılması, şirket mallarının elden çıkarılması ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini yürütememesi halleri haklı sebeplere örnek olarak sayılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Daire'nin 25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilmiştir. (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas- 2022/667 Karar,11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar). İsviçre öğretisinde, çok önemli ve esaslı sebeplerin varlığı (wichtige Gründe) haklı sebep olarak kabul edilmiştir. (H.Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.Bası, s.616, yönleşi: Forstmaster/Mayor- Hayoz/Nobel, 55/59 N.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr payı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir. (Yargıtay 11 HD 2022/7419 Esas 2024/1381Karar) Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde haklı sebep oluşturabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi). Somut olayda davalı şirketin 02/12/2013 tarihinden bu yana genel kurullarının yapılmadığı ve 09/05/2018 tarihinde müdür ...'ın müdürlük görevinin süre dolumu sebebiyle bitmesine rağmen genel kurul yapılarak yeni şirket müdürü seçiminin yapılmadığı ve uzun süredir şirketi temsile yetkili müdürünün bulunmadığı, davalı şirkete yeni müdür seçilinceye kadar genel kurul toplantısına çağrı yapmaya yetkili olan önceki müdür ...'ın ihtara rağmen şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmediği, şirkete organ boşluğunun giderilmediği, şirketin faal olmadığı ve kuruluş amacını gerçekleştirme imkanının kalmadığı, şirketin adresine yapılan tebligatların dahi ulaşmadığı ve TK 35 maddesine göre tebligat yapılabildiği, bu haliyle davacı açısından haklı sebebin gerçekleştiği anlaşılmakla; davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmiştir. Davacı taraf ayrılma akçesini bu aşamada istemediğini açıkça bildirdiğinden taleple bağlı kalınarak ayrılma akçesine hükmolunmamıştır. Kararın kesinleşmesi sonrasında ayrılma akçesinin ayrıca talep edilmesi mümkündür. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, TTK 638/2 maddesi uyarınca davacı ...'un davalı ... ortaklığından çıkmasına, 2-Ayrılma akçesinin bu aşamada istenmediği belirtildiğinden taleple bağlılık kuralı gereği bu aşamada ayrılma akçesi verilmesine yer olmadığına, 3-Dava maktu harca tabi olduğundan alınması gereken 427,70 TL maktu harçtan peşin alınan 269,85 TL nin mahsubu ile bakiye 157,85 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 1.126,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.666,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraflara ve ayrıca davalı şirket temsilcisine tebliğine, (davalı şirkete TK 35 maddesine göre) 7-Mevcut gider avansı karar tebliğlerine yeterli olmadığından davacı tarafça (davalıya ve davalı temsilcisine tebligat yapılabilmesi için) iki tebligat giderinin dosyaya yatırılmasına, karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı vekili yüzünde davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/708, K. 2024/523, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-708-e-2024-523-k-12435c9d1569