İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/176 E. 2024/587 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/176
Karar No
2024/587
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/176 Esas - 2024/587 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/176 Esas KARAR NO : 2024/587 BAŞKAN :... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Rekabet Yasağına Aykırılıktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2022 KARAR TARİHİ : 16/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024 Mahkememizce verilen 02/03/2022 tarih ve 2022/271 Esas 2022/670 Karar sayılı görevsizlik kararının Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 06/03/2023 Tarih ve 2023/81 Esas 2023/292 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş olup, dava mahkememizin yeni esas (2023/176) Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf davacı şirketin eski çalışanları olan davalılar ...ve ...'ın davacı şirketten ayrılarak davacının izni dışında teslim aldıkları teknik bilgileri ve ticari sırları kullanarak davacı firmayla aynı sektörde aynı faaliyet alanlarında çalışma yapan davalı ...'nin 03/01/2020 tarihinde kurduklarını ve davacının müşteri portföyünün bir kısmını davalılarca kurulan şirkete aktarıldığını belirterek haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık sebebiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı taraf; Davanın zaman aşımına uğradığını, davalıların davacı şirketten uğradıkları mobbing sebebiyle ayrılmak zorunda kaldıklarını, dolayısıyla davacı tarafın haksız olduğunu, ayrıca dayanak sözleşmelerin çalışma dönemi içerisinde belirtilen baskı altında yapılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu ve davaya dayanak oluşturamayacağını, davalıların haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerinin bulunmadığını, davalı şirketin davacı şirket ile aynı yerde kurulmadığını, davacının bir zararının bulunmadığını, davalıların çalışma özgürlüğü kapsamında faaliyetlerini sürdürdüklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalı şirketin ve davalı gerçek kişilerin davacı şirkete karşı haksız rekabet ve hizmet akdi sözleşmesinden kaynaklı sözleşme sonrası döneme ilişkin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadıkları, bu eylemler sebebiyle davacı açısından talebine konu maddi ve manevi zararlarının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarındadır. Mahkememizce davalıların davacı şirkette yapmış oldukları görevleri ve iş akitlerinin sona ermesine dayanak olan fesih bildirimi ve işlemlerini içerir kayıtlar ve belgeler ile nekabet yasağının öngörüldüğü hizmet akitleri suretleri dosya arasına celp edilmiştir. Sakarya CBS'nin 2020/14618 soruşturma sayılı dosyasının bir sureti Uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına celp edilmiş ve incelenmiştir. Mahkememizce; davalı ...'nin kurulduğu 03/01/2020 tarihinden sonra iş yaptığı şirketlerin/kişilerin davacının son beş yıllık müşteri portföyünde bulunup bulunmadığı, varsa davalı şirketin kurulmasından sonra davacının bu müşterilerinin davalı şirkete aktarılması mahiyetinde olup olmadığı, davalı şirketin kurulmasından sonra davalı lehine müşteri kaybının ve buna bağlı olarak kazanç kaybının bulunup bulunmadığı, haksız rekabet oluşturabilecek nitelikte bir eylemin ve kayıtlara yansıyan bir hareketin bulunup bulunmadığı, iddia edildiği gibi yazılı satış teklifleri formatlarında veya uygulamalarında haksız rekabet niteliğinde benzerlik olup olmadığı, ürün üretiminde kullanılan teknik verilerin ve bilgilerin münhasıran davacıdan temin edilip edilmediği, davacı ve davalı şirketin aynı sektörde ve alanda faaliyet gösterip göstermediği, davalı gerçek kişilerin davacı şirketten ayrılmadan önceki iş tanımlarının ve konumlarının ne olduğu hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti 30/01/2024 Tarihli raporunu dosyaya sunmuşlardır. Taraf vekillerinin bilirkişi heyeti raporuna karşı sundukları itirazları dosyanın kapsamı ve raporun içeriği itibariyle reddedilmiştir. Davalı vekili bilirkişilerin reddi talebinde bulunmuş ise de ileri sürülen hususlar red gerekçesi olarak kabul edilmediğinden esas kararla birlikte kanun yolu açık olmak üzere bilirkişilerin reddi talepleri reddedilmiştir. Davalı taraf tanık dinletmek istemiş ise de; bildirdiği tanıklara ilişkin vakıaların iş hukukuna yönelik hususlar içermesi ve dosyamızın konusu olan haksız rekabet hususunun doğrudan etkilememesi ayrıca bahsi geçen rekabet etmeme sözleşmesinin zorla imzalatıldığı ve iradenin fesada uğradığı yönündeki iddiaların iş akdi sona erdikten sonra bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bildirilerek bu sözleşmeye bağlı olmadığı yönündeki iradesinin davacı tarafa yönelttiklerine dair bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasında bu yönde dava öncesinde bir itilaf çıkmadığı anlaşılmakla esasa etkili olmayan tanıkların dinlenilmesi talepleri reddedilmiştir. Yine davalı tarafın delil listesinde belirttiği 11-12-13 nolu delillerin taraflar arasındaki iddia ile bağlantılı olmadığı, davacının dava dışı kişi ve şirketlerle bağlantısının bu dosya açısından belirleyici bir yönü bulunmadığı değerlendirilmekle buna yönelik talepler de reddedilmiştir. Davacı vekilinin ıslah dilekçesini sunmuş, talebini harçlandırmış, ıslah dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiş, davalı vekili ıslaha karşı beyanda bulunmuş ve davanın reddini istemiştir. Dava işçinin iş akdi sonrası için iş akdinde öngörülen rekabet yasağını ihlal iddiasına dayanan tazminat talebine ilişkindir. Davacı şirket ile davalılar arasındaki iş akdi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte (2000,2004 ve 2010) düzenlendiğinden uyuşmazlıkta 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Taraflar arasında sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın rekabet yasağına ilişkin 348. maddesi; “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” hükmünü haizdir. Buna göre 818 sayılı BK’nın 348. maddesi kapsamında akdedilecek rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olan koşullardan bir kısmı sözleşmenin yapıldığı esnada işçinin reşit olması, işverenin bu hususta korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması şeklinde ifade edilebilir. Ayrıca 818 sayılı BK’nın 350. maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerekmekle adi yazılı şekil, sözleşmenin geçerliliği için yeterlidir. Bunlara ek olarak yine 818 sayılı BK’nın 349. maddesinde “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmişise muteberdir.” şeklinde düzenlenen hükümden hareketle; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği aynı zamanda işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürmeyecek şekilde yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılmış olmasına bağlı olup anılan hükümde belirtildiği şekilde hakkaniyete aykırı sınırlandırmalar içeren yahut hiçbir sınırlandırma içermeyen rekabet yasağı sözleşmeleri yapıldıkları anda geçersiz olacaklardır. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi; “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir” hükmünü haizdir. Buna göre bir sözleşmenin hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu sözleşme hangi Kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Dolayısıyla 818 sayılı BK döneminde yapılan bir rekabet yasağı sözleşmesi Kanun’un aradığı şartları taşımaması nedeniyle geçersiz ve hukuken bağlayıcı değilse bu sözleşmenin ihlâli 6098 sayılı TBK’nın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşse dahi aynı Kanun’un 445/2. maddesi ile düzenlenen hâkimin rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi söz konusu olamaz. Zira 818 sayılı BK’da hâkime bu şekilde bir yetki tanınmadığı için rekabet sözleşmesi yapıldığı an geçersiz olur. Yapıldığı an geçersiz olan bir sözleşmenin ise 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi gereğince geçerli kabul edilip sınırlandırılması mümkün değildir. (Yargıtay HGK 2020/11-670 Esas 2022/1544 Karar) Davacı şirket ile davalı gerçek kişiler arasındaki 2000,2004 ve 2010 tarihli hizmet sözleşmelerinin 13/f maddesinde "işçi herhangi bir nedenle işten ayrıldıktan itibaren 2 yıl süre ile işverenle aynı iş kolunda ve Türkiye sınırları dahilinde başka bir işletmede çalışamayacağı gibi aynı iş kolunda kendi adına veyahit ortaklık yapmak suretiyle faaliyet gösteremez. Böyle bir durumun tespiti halinde işten ayrılmış olan işçi işverene 24 brüt aylık ücreti tutarında tazminat ödemeye kabul ve taahhüt eder." hükmü yer almaktadır. Taraflar arasında yapılan bu sözleşmelerin rekabet yasağını düzenleyen 13/f hükmü tüm Türkiye için rekabet yasağı öngörmesi sebebiyle uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 349. maddesi karşısında geçerli bulunmadığından davacı şirketin bu rekabet yasağı hükmüne istinaden davalılardan haksız rekabet yasağının ihlali iddiasına dayanarak tazminat talep etmesi mümkün değildir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Tüm davalılar hakkındaki davaların reddine, 2-Alınması gereken 427,70 TL maktu karar harcının peşin alınan 2.220,33 TL den mahsubu ile fazla alınan 1.792,63 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 11.100,00-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT uyarınca hesaplanan 108.740,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak tüm davalılara eşit olarak verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 52 TL posta masrafı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL ara bulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğine, 9-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 10-Dosyada mevcut ticari defterlerin karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/10/2024 Katip ... e-imzalı Başkan ... e-imzalı

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/176, K. 2024/587, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-176-e-2024-587-k-ff003872cfc2