İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/678 E. 2024/479 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/678
- Karar No
- 2024/479
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/678 Esas - 2024/479 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/678 Esas KARAR NO : 2024/479 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2022 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalıdan satın aldığı yarı römorkun dingil kısmında problem yaşandığını, ücretsiz tamir için garanti kapsamında davalıya başvuru yapıldığını, davalının dingil kaldırma işlemi yapıldığından bahisle bu talebini reddettiği, bunun üzerine dingilin yetkili servis olan dava dışı ... 'ne aracın götürüldüğünü, bu firma tarafından ücreti karşılığında tamirat işleminin yapıldığını, bu firma tarafından araçta herhangi bir dingil kaldırma işlemine rastlanılmadığının bildirildiği bu nedenle tamir masrafı olan 31.093,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduğu, davacının ücretsiz onarım için garanti kapsamında davalıya yaptığı herhangi bir başvurunun bulunmadığı, yapılan araştırmada İzmir'deki yetkili servise gittikleri ancak herhangi bir işlem yapılmadan aracı servisten aldıkları bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya ve kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava; satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıdan satın alınan römorka dingil kaldırma işleminin yapılıp yapılmadığı, aracın garanti kapsamında ücretsiz tamirinin yapılmasının gerekip gerekmediği, davacının bu kapsamda davalıya herhangi bir başvurunun olup olmadığı, davacının yapmış olduğu tamir masraflarını davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarında olduğu anlaşıldı. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir. 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur. 6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK.223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK.231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez. Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar). Dosyada ekli 02.04.2020 tarihli faturadan da anlaşılacağı üzere davacının davalıdan standart perdeli yarı römork satın aldığı, dingil üzerinde yaşanan arıza nedeniyle İzmir ilinde yer alan ... Yetkili servisine aracı götürdüğü ve dingil poyra arızasını dosyada ekli 07.02.2022 tarihli faturaya göre 31.093,00 TL'ye yaptırdığı görülmüştür. Mahkememizin 04/07/2023 tarihli celsesinin 4 numaralı ara kararı gereği keşif yapılmak suretiyle rapor alınabilmesi için talimat yazılmış olup, talimat mahkemesince keşfin yapıldığı, bilirkişi ...'ün raporunu ... tarihinde sunduğu görüldü. Mahkememizin 30.01.2024 tarihli celsesi ara kararı gereği aynı bilirkişiden ek rapor istenmiş olup 14.02.2024 tarihli ek bilirkişi raporu sunulmuştur. Bilirkişi ...'ün sunduğu raporların denetlemeye müsait olmaması, taraf itirazlarının açık bir şekilde değerlendirilmemesi nedeniyle mahkememizin 21.05.2024 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince dosyanın yeni bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi ...'ın sunduğu 26.5.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Yarı römorkun orta dingil sağ poryasında kullanılan rulmanın, rulmanda veya rulmanın koruyucu kapaklarındaki imalat veya montaj hatası neticesi sonucu arızalandığı, ayıbın Gizli Ayıp niteliğinde olduğu, Arızanın garanti süresi içerisinde meydana geldiği, ODR kayıtlarında belirtilen kısa süreli aşırı yüklemelerin rulmanın arızalanmasında etkisinin olmadığı dingilin arızalanan bölümünün onarımı için 31.09,00 TL ödeme yapılmış olduğu, dingilin arızalanan bölümünün onarımı için gerekli olan yedek parça ve işçilik tutarının piyasa fiyatlarıyla uyumlu ve makul seviyede olduğu,..." şeklindedir. Sunulan 26.05.2024 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı, denetlemeye müsait olduğu anlaşılmakla itibar edilebilir olduğuna kanaat getirilmiştir. Teknik olarak davaya konu araçta bulunan üç adet dingilin her birisinin 9 Ton, toplamda 27 ton taşıma kapasitesine sahip olduğu, ODR kayıtlarında aşırı yüklenme gözükse de, üç dingilden sadece bir tanesinin arızalanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, rulmanın mukavemetinin yüksek olduğu, meydana gelen arızanın üretimden kaynaklandığı, arızanın 07.02.2022 tarihinde garanti süresi içerisinde meydana geldiği, gizli ayıp mahiyetinde olduğu, davacının talep etmiş olduğu miktarın piyasa fiyatıyla uyumlu olduğu, davalının davacının talebinden sorumlu olduğu tespit edilerek açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunmuş olsa da zamanaşımı süresi içerisinde ihtarname ile davalıya başvurduğundan itiraz yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Açılan davanın KABULÜ İLE, 31.093,00 TL alacağın dava tarihi olan 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 2.123,96-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 531,00-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.592,96-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 531,00-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.912,35-TL Keşif Harcı, 2.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 3.020,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.544,55TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.560,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzünde verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi. 17/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır