Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/1548 E. 2025/2275 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1548
Karar No
2025/2275
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 10/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 06/05/2025 NUMARASI : 2 DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : VEKİLİ : DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 10/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 10/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkili ...kendisine ait abarth marka motosiklet ile 28.08.2021 Tarihinde Aslanyüreği Sokak üzerinde ilerlerken mülkiyeti davalı ... ait olan ........... Plaka sayılı 2004 Model Ford Marka kamyon ile diğer davalı ... hakimiyetindeyken maddi hasarlı yaralamalı trafik kazasına karıştığını, ...sevk ve idaresindeki araç, 2918 sayılı K.T.K.'nın 56/1-a (Şeirt izleme ve değiştirme kurallarına uymamak) maddesini ihlal etmek suretiyle müvekkil ...... yönetimindeki motosiklete çarpması ile yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, olay neticesinde Trafik Kazası Tespit Tutanağı sunulduğunu, bu tutanak doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre davalı ... idaresindeki...plakalı araç tam ve asli kusurlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle .... plakalı aracın dava süresi boyunca 3. kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini akabinde meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin 100 TL geçici iş göremezlik ,100 TL kalıcı iş göremezlik, 100 TL tedavi giderinin, taleplerinin yasal faizi ile davalılardan tahsilini, kazanın oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkilinin yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılabilmesi adına yargılama sonunda belirlenecek tutardan şimdilik 50.000TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Kusura ilişkin iddiaların tamamını reddettiklerini, dava dilekçesinde ileri sürülen kusura ilişkin hususlar gerçeği yansıtmamakta olup kaza tespit raporu yanılgıya sebep olduğunu, ayrıca sürücüye atfedilen kusur ve olayın gerçekleşme şekli açıklamaya muhtaç olduğunu, öncelikle davacının epikriz raporuna göre de BTM ile giderilemeyecek bir sağlık durumunun olmadığı, hareket kısıtılığı ve elde şişlik olduğu belirtilmiş ve ayakta tedavisi tamamlandığı gibi kişide kalıcı bir engel hali de mevcut olmadığı belirtildiğini, bu hususa ilişkin olarak Adli Tıptan rapor alınması halinde durum daha da netlik kazanacağını, davacının kontrolsüz bir şekilde seyir halinde olmasının yanında motosikleti kullanırken kast ve diğer güvenlik ekipmanlarının kullanılmaması ve yaralanmanın ciddi boyutta olmaması sebebiyle müvekkilimizden talep edilen manevi tazminat tutarı hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını, zarar görenin veya zarar görenin yakınları lehine manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi ağır bedensel zarar veya ölüm halinin yaşanması şartına bağlandığını, bu nedenlerle dava şartı yokluğu sebebiyle ve ilk itirazlarının dikkate alınarak davanın usulden reddini, nihai olarakta manevi tazminat şartlarını sağlamaması sebebiyle davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Ak sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu bedeni zararlarda 430.000,00TL azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, manevi tazminat talepleri Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi teminatı dışında olduğunu, zorunlu trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, kısaca açıklamak gerekirse, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esas olduğunu, dava konusu maddi tazminat talepleri ile ilgili davacı ile müvekkili şirket ihtiyari arabuluculuk süreci sonucunda anlaşmış olduklarından huzurda görülmekte olan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesi ile 28.08.2021 tarihinde meydana gelen kazada Fatih Çeliktaş'ın yaralanması sebebiyle uğradığı sürekli iş göremezlik zararı, geçici iş göremezlik zararı, tedavi giderleri ve manevi tazminat talep edildiğini, dava konusu maddi tazminat talepleri çerçevesinde davacı ...ile müvekkil şirket arasında ihtiyari arabuluculuk süreci yürütülmüş olup taraflar anlaşmaya vardığını, arabuluculuk sürecinin anlaşma ile sonuçlanması nedeniyle davacıların aynı zarara ilişkin başkaca talep haklarının kalmadığı sarih düzenlemeler ile sabit olduğunu, manevi tazminat taleplerine yönelik müvekkili sigorta şirketinin zmms (trafik) sigortası kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, öte yandan müvekkili şirket nezdinde...plakalı araç için düzenlenmiş bir kasko poliçesi de tespit edilemediğini, bu nedenlerle tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, ihtiyari arabuluculuk kapsamında anlaşma sağlandığından kesin hüküm nedeniyle davanın reddini, manevi tazminat talebinin ZMMS poliçe kapsamında bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, emsal mahiyette Yüksek Mahkeme ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; (a) Maddi Tazminat Talebi Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davacı tarafından ihtiyari arabuluculuk anlaşması sonrasında eldeki dava açılmış ve davacının artan maluliyeti olduğu iddia edilmiş ise de dava dilekçesinin incelenmesinde davacı tarafından dava öncesinde ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin davacının %9 oranında malul kaldığı kabul edilerek anlaşma yapıldığı, davalı sigorta şirketine ait hasar dosyasında bir maluliyet raporu bulunmadığı, Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından ihtiyari arabulculuk görüşmelerine dayanak alınan maluliyet raporunun ibraz edilemediği, davacı vekilinin dilekçesi üzerine Ak Sigorta, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Meram Devlet Hastanesine yazılan müzekkerelere rağmen davacıya ait bir maluliyet raporunun temin ve tespit edilemediği, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden 26/05/2023 tarihli maluliyet raporuna göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmede kaza sebebiyle davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik maluliyet oranının %2, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre yapılan değerlendirmede davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik maluliyet oranının %5 olduğu, geçiçi iş göremezlik süresinin(tıbbi iyileşme süresi) 320 gün olacağı, bu sürenin ise 2 ayında bakıcıya ihtiyaç duyacağı ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının 26.371,11 TL olacağının rapor edildiği, 05/04/2025 Tarihli bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan değerlendirmede davacının maddi zarar toplamının 85.071,52 TL, PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre davacının maddi zarar toplamının ise 134.575,20 TL olduğunun rapor edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesinde 87.000,00 TL ödeme yapıldığı, ödeme miktarına göre davacının zararı ile yapılan ödeme arasında misli fark olmadığı, T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 19/11/2024 Tarih ve 2024/1176 Esas-2024/2154 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere müteselsil borçlulardan birisi tarafından yapılan ödemenin diğer borçlulara sirayet edeceği dolayısıyla davacı ile davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesinde gerçekleşen İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma tutanağının geçerli olduğu Mahkememizce kabul edilmekle davacının maddi tazminat davasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5 maddesi gereğince her bir davalı yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. (b) Manevi Tazminat Talebi Açısından Yapılan Değerlendirmede: 28/08/2021 tarihinde meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle davacının yaşı, kazanın meydana gelmesinde davacıya atfı mümkün bir kusur olmaması, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olması, kaza sebebiyle davacıda meydana gelen kalıcı maluliyet oranı, tıbbi tedavi süresinin uzunluğu, geçirmiş olduğu cerrahi müdahaleler, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, UYAP Bilişim sistemi üzerinden yapılan sorgulama neticesinde tespit edilen davalı işletenin adına kayıtlı taşınır(16 adet) ve taşınmaz malvarlıkları(4 Adet) ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalılar için de yıkım olmayacağına kanaat edilmekle davacının manevi tazminat davasının tam kabulüne karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. (8) DAVA ŞARTI ARABULUCULUK MAHKEMEMİZİN GÖRÜŞ DEĞİŞİKLİĞİ YÖNÜYLE YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Her ne kadar Mahkememizce daha önce eldeki davanın mutlak ticari dava olması ve dava açılmadan önce sigorta şirketine arabuluculuk başvurusunda bulunmanın ve süreci tamamlamanın dava şartı olduğundan bahisle Zorunlu Arabuluculuk Ücreti masrafı sigorta şirketlerine yükletilmekte ise de (Emsal T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03/10/2023 Tarih ve 2023/1643 Esas-2023/1911 Karar sayılı ilamı) T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09/09/2024 Tarih ve 2022/2615 Esas-2024/7426 Karar sayılı ilamında "Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. " şeklinde ifade edildiği üzere eldeki davada alternatif uyuşmazlık çözüm yolu öngörüldüğünden arabuluculuğun zorunlu dava şartı olmadığı anlaşılmakla Mahkememizin önceki uygulamasından vazgeçilerek yapılan arabuluculuk masrafının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. (9) FAİZ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Davacının kabul edilen manevi tazminat talebi açısından dava dilekçesinde davacı tarafından faiz talep edilmediğinden 6100 Sayılı Kanunun 26/1 maddesi gereğince hükmolunan manevi tazminat açısından faize hükmedilmemiştir. Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5 maddesi gereğince her bir davalı yönünden AYRI AYRI REDDİNE, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; (a) Davacının 28/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı 50.000,00 TL manevi tazminatın DAVALILAR ... VE ...'TAN tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, (b) Davacının sigorta şirketi yönüyle açmış olduğu manevi tazminat davasının REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme neticesinde karar verildiğini, müvekkilinin fatura edilmiş tedavi giderleri kapsamında davalı sigorta şirketi ile ihtiyari arabulculuk kapsamında yapılan anlaşmadan sonra ameliyat olduğunu, tedavi giderlerinde artış meydana geldiğini, bu husus hakkında değerlendirmede bulunulmadığını, bununla birlikte diğer alacak taleplerinin de bilirkişi raporunda hesaplanmış olması karşısında herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, artan maluliyet iddiasına dayalı maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili davacının artan maluliyetinin bulunduğunu belirterek tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece, davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5 maddesi gereğince her bir davalı yönünden ayrı ayrı reddine, karar verildiği görülmüştür. Davacı ile davalı sigorta arasında dava öncesinde 2021/271993 Dosya Numarası ile İhtiyari Arabuluculuk görüşmeleri yapılmış, 01/11/2021 tarihli arabuluculuk görüşmelerinde 28/08/2021 tarihli trafik kazasından kaynaklı olarak davacının sürekli ve geçici iş göremezlik maddi zararları ile bakıcı ve tedavi giderleri maddi zararları açısından taraflar arasında anlaşma sağlanmış ve bu anlaşma çerçevesinde davacının %9 oranında malul kaldığı kabul edilerek, davacıya dava öncesinde sigorta şirketi tarafından 87.000,00 TL maddi zarar ödemesi yapılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesine 7036 sayılı Kanunla eklenen 5. fıkraya göre, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” 7036 sayılı Kanun’un gerekçesinde bu yeni düzenleme, “dava açma yasağı” şeklinde nitelendirilmektedir Somut dosyamızda tarafların arabuluculuk anlaşmasında davacıya ödenecek tazminatın davalının % 9 oranında maluliyeti üzerinden yapılmış olduğu, mahkemece yargılama aşamasında alınan raporda ise maluliyet oranının %5 oranında olduğu,sürekli maluliyet oranında artış değil, azalma olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" olmakla arabuluculuk faaliyeti sonunda imzalanan anlaşma belgesinin taraflar için bağlayıcı olacağı ve dava açma yasağı teşkil edeceği, arabuluculuk anlaşmasının usul hukukuna ilişkin bir sözleşme olduğu ve ilam gücünde ve doğrudan icra kabiliyetine sahip olduğu, oysa KTK'nın 111 inci maddesi kapsamında iptali mümkün olan anlaşmaların, özel hukuka ilişkin anlaşmalar olduğundan, arabuluculuk anlaşmalarının KTK'nın 111 hükmüne dayalı olarak özel hukuk sözleşmeleri gibi iptalinin mümkün olmadığı ve Kanun ve gerekçesinden anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın arabuluculuk sonucu çözüme kavuşması sonucu dava açılamyacağı belirtildiğinden bu durum HMK 114/2 uyarınca özel dava şartı niteliğindedir. İtiraza konu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 10/11/2025 Başkan e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Katip e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1548, K. 2025/2275, T. 10.11.2025, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2025-1548-e-2025-2275-k-f24e47b85eca