İlk Derece Mahkemesi · Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/392 E. 2024/610 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/392
Karar No
2024/610
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas - ... Karar "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... -(T.C. Kimlik No: ...) 2- ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacılara olan 40.000 USD depozito borcunu ödemesi için davalıya Mersin . Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ve 21.06.2013 tarihli ihtarnamesi gönderildiğini, davalı depozito borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ( Eski Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas) alacak davası açıldığını, dava açılırken 40.000 $‘lık alacağın dava açılış tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 76.720 TL bedelli olarak açıldığını, yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiğini, açılan davanın davalı tarafın kötü niyetli uzatmaları sebebiyle 2022 yılına kadar devam ettiğini, bu süreç içinde meydana gelen ekonomik gelişmeler ve dövizde öngörülemeyen yükselmeler sebebiyle faizi ile tahsil edilen para davalıların alacağını karşılamadığını, munzam zarar meydana geldiğini, bu zararın giderilmesi için davalı ile görüşmeler yapıldığını, arabulucuya başvurulmuş ise de bir netice alınamadığını belirterek, davacının iddia ve talebi B.K.’nun 83. maddesindeki düzenlemeye göre oluşan döviz kuru farkından kaynaklanan bir zarara ilişkin olmayıp B.K.’nun 105 maddesinde düzenlenen munzam zararın tazminine ilişkin olduğunu, davalının muaccel olan borcunu zamanında ödememesi sebebiyle davacıların zararının faiz ile karşılanmayan kısmı olan munzam zararının bilirkişi heyeti ile tespit edildikten sonra, arttırılmak üzere; davacı ... için şimdilik 500 TL, davacı ... için şimdilik 500 TL, olmak üzere dava tarihinden itibaren reeskont faizi oranında ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili tarafından Mahkememize sunulan 24/05/2022 tarihli açıklama beyanında; taraflar arasında pazarlamacılık ilişkisinin bulunduğunu, munzam zarara uğranılan ana davanın konusunun da pazarlamacılık sebebi ile verilen 40.000 USD depozito alacağının tahsiline ilişkin olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacı 40.000-USD’nin TL ödenmesinden dolayı munzam zarar adı altında tazminat talep ettiğini, Amerikan Dolarının ödeme günündeki değeri belirli olduğunu, davacılar hangi tarihi esas alırsa o tarihteki kura göre, alacağının hesap edildiğini, bu durumda hesap edilebilir bir durumun söz konusu olduğunu, bu sebeple davacı dava değerini objektif koşullarda tespit edebilecek iken bu şekilde belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacı davasını yine Türk Lirası üzerinden açtığını, bu dava sürecinde Amerikan Doları yine artarsa, bu dava bittikten sonra da davacı yine bir munzam zarar davası daha açmak durumunda kalıp kalmayacağı sorusunun oluştuğunu, davacının yukarıdaki iddiaları dikkate alındığında, alacağının kaynağı Amerikan Dolarındaki artış olduğunu, ancak davacıların beyanlarının birbiri ile uyuşmadığını, davanın kur farkı davası olmadığını ve munzam zarar davası olduğunu belirttiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının varsa bir zararı, sebebi davalı olmadığını, davacılar, pek çok taşınmaz ya da araçlarını davalının borcunu zamanında ödememesi sebebiyle sattığını ileri sürmüşlerse de; davacıların bu kadar taşınmaz ve araçlarının satmalarının sebebi, davalının borcunu geç ödemesi gösterilemeyeceğini, davacı hem parayı zamanında alsa USD’ye çevireceklerini söylediklerini, hem de paranın zamanında ödenmemesi sebebiyle mallarını satmak zorunda kaldıklarını belirttiklerini, parayı daha erken tahsil etseler, dövize çevirmeyeceklerini de dolaylı olarak kabul ettiklerini, munzam zararın şartları oluşmadığını, borçlu kusursuzluğunu ispatlayamamış olmalıdır, bu anlamda yargılamanın gecikmesinden doğan zararlar munzam zarar sayılmayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, Mersin . İcra Müdürlüğü'ne, Mersin Mezitli Tapu Müdürlüğü'ne, Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı'na, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na, Mersin . Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılar yazılarak gerekli bilgi ve belgeler getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişiden rapor alınarak, taraflara raporun tebliğinin temini sağlanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; BK 122. maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacılara olan 40.000 USD depozito borcunu ödemesi için davalıya Mersin . Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ve 21.06.2013 tarihli ihtarnamesi gönderildiğini, davalı depozito borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ( Eski Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas) alacak davası açıldığını, dava açılırken 40.000 $‘lık alacağın dava açılış tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 76.720 TL bedelli olarak açıldığını, yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiğini, açılan davanın davalı tarafın kötü niyetli uzatmaları sebebiyle 2022 yılına kadar devam ettiğini, bu süreç içinde meydana gelen ekonomik gelişmeler ve dövizde öngörülemeyen yükselmeler sebebiyle faizi ile tahsil edilen para davalıların alacağını karşılamadığını, munzam zarar meydana geldiğini, bu zararın giderilmesi için davalı ile görüşmeler yapıldığını, arabulucuya başvurulmuş ise de bir netice alınamadığını belirterek, davacının iddia ve talebi B.K.’nun 83. maddesindeki düzenlemeye göre oluşan döviz kuru farkından kaynaklanan bir zarara ilişkin olmayıp B.K.’nun 105 maddesinde düzenlenen munzam zararın tazminine ilişkin olduğunu, davalının muaccel olan borcunu zamanında ödememesi sebebiyle davacıların zararının faiz ile karşılanmayan kısmı olan munzam zararının tazmini talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacı-karşı davalılarının ..., ..., davalı-karşı davacısının ... Ltd. Şti. olduğu, yapılan yargılıma sonunda 04/02/2022 tarihli kesinleşmiş ilam uyarınca; asıl davanın kabulü ile 76.720 TL'nin muacceliyet tarihi olan 02/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karşı davanın bozma ilamındaki gerekçeye göre usuli kazanılmış hak da gözetilerek reddine karar verildiği görülmüştür. Mersin . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., ..., borçlusunun ... Tic. Ltd. Şti. Olduğu, borcun Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı karar ilamından kaynaklandığı ve 156.451,03 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür. Mahkememizce İcra İflas Hukuku-Borçlar Hukukunda Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Bilirkişinden aldırılan 09/04/2023 tarihli raporda sonuç olarak; yapılan hesaplama sonucu 76.720 TL'nin Denkleştirici Adalet İlkesi Gereğince 02.07.2013 muacceliyet tarihinden 21.01.2022 paranın tahsil edildiği tarihe kadar ulaşacağı değerin 410.255,08 TL olacağı, davacı/alacaklılar tarafından Mersin 8.İcra Müdürlüğünün dosyasından başlatılan takipte iş bu 76.720 TL yönünden toplam 90.271,70 TL faiz tahsilatı yapıldığı, Mahkemece davacı tarafın iş bu ilamdan kaynaklı alacağına geç ulaşmasından dolayı munzam zararının oluştuğu yönünde hukuki değerlendirme yapılması halinde ise; Denkleştirici Adalet İlkesi gereğince ulaşılan 410.255,08 TL' den tahsil edilen 90.271,70 TL faiz geliri dışlandığında davacıların munzam zararlarının 319.983,38 TL olacağı, dosya içerisinde davacıların iş bu alacaklarını alamamalarından kaynaklı olarak icra takibine uğradıkları, menkul ve gayrimenkul mallarını satmak zorunda kaldıklarını beyan etmişlerse de; bu yönde herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle bu yönde herhangi bir hesaplama yapılamadığı belirtilmiştir. Aynı bilirkişi 02/01/2024 tarihli ek raporunda; kök raporda bir değişiklik ve maddi hatanın da bulunmadığını, kök rapordaki hususların geçerliliğini koruduğunu belirtmiştir. Davacılar vekili 25/07/2024 tarihli dava değeri arttırım dilekçesi ile; 1.000 TL talep ettikleri miktarı bilirkişi raporu neticesinde 319.983,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Munzam zarara ilişkin TBK 122.maddesinde;" Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenleme yapıldığı, Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 20.09.2018 tarih ve ... Es. ... Kar.sayılı ilamında; "...Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. (Mülga BK.’nun 105/1.) maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.BK'nın 105'inci maddesine göre "alacaklının duçar olduğu zarar, geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir". Bu durumda B.K. 103. maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir.Munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK.md.105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Kural olarak borçlu borcunu zamanında ödeseydi ödenen parayı davacı alacaklının somut bir yatırıma dönüştüreceği ileri sürüldüğü takdirde bu yatırımın yapılanmaması nedeniyle zararın oluştuğu iddiasını ispat yükü üzerinde olan davacı; somutlaştırdığı zararı ispatlamakla yükümlüdür. Ancak bu şekilde bir somutlaştırma yapılıp ispat edilmemesine rağmen davacının faizi aşan bir zararının bulunmadığını kabul etmek özellikle yüksek enflasyon ortamında paranın değer kaybı gerçeği karşısında hakkaniyete uygun bir çözüm yöntemi olmaz. Çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince yüksek enflasyona bağlı olarak paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle oluşan bir zararın varlığının da ayrıca kanıtlanması gerekmez. Anayasa Mahkemesinin ... başvuru numaralı 21/12/2017 sayılı kararında da yerel mahkemenin munzam zararının somutlaştırılıp kanıtlanamadığı yönündeki kararını onayan Yargıtay Özel Dairesi'nin kararı; AİHM kararları da emsal gösterilerek yüksek enflasyonun alacağın değer kaybına uğradamadan ödenmesinde dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Nitekim HMK 187/2 maddesinde herkesçe bilinen vakıaların ve ikrar edilmiş vakıaların ispatının gerekmediği belirtilmiştir. (Bkz, Yargıtay . HD. 29/09/2022 TARİH, ... e., ... K sayılı Yargıtay kararındaki karşı oy yazısı) Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede, davacılar, zararlarının fazi ile karşılanmayan kısmı olan zararın tazmnini talep etmiş,09/04/2023 tarihli raporda sonuç olarak; yapılan hesaplama sonucu 76.720 TL'nin Denkleştirici Adalet İlkesi Gereğince 02.07.2013 muacceliyet tarihinden 21.01.2022 paranın tahsil edildiği tarihe kadar ulaşacağı değerin 410.255,08 TL olacağı, davacı/alacaklılar tarafından Mersin 8.İcra Müdürlüğünün dosyasından başlatılan takipte iş bu 76.720 TL yönünden toplam 90.271,70 TL faiz tahsilatı yapıldığı, 410.255,08 TL' den tahsil edilen 90.271,70 TL faiz geliri dışlandığında davacıların munzam zararlarının 319.983,38 TL olacağı, dosya içerisinde davacıların iş bu alacaklarını alamamalarından kaynaklı olarak icra takibine uğradıkları, menkul ve gayrimenkul mallarını satmak zorunda kaldıklarını beyan etmişlerse de; bu yönde herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle bu yönde herhangi bir hesaplama yapılamadığının belirtildiği anlaşılmakla, davalının temerrüdü nedeniyle alacağın geç tahsilinde kusurlu olduğunun kabulü ile yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek zararın tayini davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davanın KABULÜ ile Davacının maddi zararı için 319.983,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 319.983,38 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 21.858,06 TL. nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dahil peşin alınan 5.528,14 TL. harcın mahsubu ile kalan 16.329,92 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 5.528,14 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı gideri, 149 TL tebligat ve posta gideri, 1.200 TL bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 1.429,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 319.983,38 TL. olduğunun kabulü ile) davacılar vekili için 49.997,51 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.560 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen taraflara iadesine, Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Katip ... Hakim ... Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/392, K. 2024/610, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/konya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-392-e-2024-610-k-ba77478bb3d5