İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/651 E. 2025/441 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/651
- Karar No
- 2025/441
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/651 Esas KARAR NO : 2025/441 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/10/2024 KARAR TARİHİ : 27/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firma ile müvekkili şirket arasında 07.09.2022 tarihinden itibaren çok sayıda ticari alım satım işlemi gerçekleştiğini, dönem dönem kesilen bu faturalara ilişkin kısmi ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin detayları icra dosyasına sunulan makbuzlarda ve faturalarda açıkça belirtilidiğini, bu belgeler dosyaya yeniden ek olarak sunulduğunu, yapılan kısmi ödemeler mahsuplaşılarak kalan ödemeler için icra takibi başlatma zorunluluğunun hasıl olduğunu, 07.09.2022 tarihinden itibaren teslim edilen ürünlere ait, usulüne uygun tebliğ edilen faturalara, belirtilen bedel için herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava konusu borç ile ilgili olarak icra dosyasında belirtilen alacak kalemleri fatura detayları ile sıraladıklarını, geçen sürede ödenmeyen borçlar için fatura üzerinde belirtilen “Müşteri vadesinde ödemediği faturalara aylık %5 finansman masrafı ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” ifadesine binaen icra takip tarihine kadar hesaplanan %5 finansman masrafı da aşağıda kalem kalem sıralandığını, icra takibinde belirttikleri alacak kalemleri toplamda 36.480,40$ ettiğini, borçlu tarafın 2022 yılından beri ödenmemiş faturalarının mevcut olduğunu, ticari ilişkileri gereği bahse konu faturalara dair hemen takip başlatılmamış gerekli tüm kolaylık sağlandığını, ancak aradan geçen zamandan sonra son fatura kesim tarihi olan 30.01.2024 tarihinden sonra kısmi de olsa ödeme alınamadığını, ödeme yapılacağına dair herhangi bir adım da atılmadığı için icra takibi başlatmak ve kötü niyetli itiraz ile durdurulan takibin devamı için işbu davayı açma zorunluluğunun ortaya çıktığını, 15$ değerinin altındaki birden fazla fatura da gereksiz iş yükü olmaması sebebi ile takibe dahi konulmadığını, müvekkili firma davalı firma ile herhangi bir hukuki sorun yaşamadığını, ticari hayatın gereği ödeme güçlüğüne düşen firmaya ödemelerini yapabilmesi konusunda gerekli tüm kolaylığı sağlamaktan çekinmediğini, aradan geçen uzunca sürede alınamayan ödemeler, müvekkili firmanın ödeme konusunda iyi niyetini açıkça gösterdiğini, bahsi geçen fatura borçlarında belirtilen adres olan ... adresine binaen, ... İcra Dairesi'nde ... Esas No ile takip başlatıldığını ancak borçlu tarafın faturalarda belirtilen bu adresin firmanın depo adresi olduğunu ve merkez adresinin İstanbul adresi olduğu gerekçesi ile yetki itirazında bulunduğunu, bu sebeple davacı işyeri adresinin İstanbul olması sebebi ile işbu davayı İstanbul mahkemelerinde açmalarının gerektiğini, itirazın iptali davasının nerede açılacağı hususunda İİK’da özel bir yetki kuralı öngörülmemiş olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılması zorunluluğu olduğunu, icra takibinde yetkiye itiraz edilmediğini ve sonuç olarak (yetkisiz olan) icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olsa dahi açılacak olan itirazın iptali davasında bu icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili hale gelmeyeceğini, ayrıca davalı firma faturalara dayalı borca da haksız olarak itiraz ettiğini, icraya konu borç tutarı 36.735,58 USD (fiili ödeme tarihindeki merkez bankasınca belirlenen kur karşılığından hesaplanan TL karşılığı ile ödenmesi talepli olduğunu) değerinde olduğunu, icraya konu bu borcu, icra dosyasında belirtilen fiili ödeme günündeki Merkez Bankası dolar kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığının ve buna göre hesaplanan vekalet ücreti, faiz, dosya masrafı vb. tüm ferilerini kapsayan yan borçların ödenmesi talepli olduğunu, takibe konu faturalar için dönem dönem yapılan kısmi ödemeler borcun varlığına delil teşkil ettiğini, ödenmeyen faturaların da ödenmesini talep ettiklerini, bahsi geçen faturalara yönelik fatura kesiminden itibaren herhangi bir itirazda bulunulmadığını, böylece faturaların doğruluğu, geçerliliği davalı şirketçe kabul edildiğini, davalı firma ile müvekkili firma arasında ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, mevut borca ilişkin kısmi ödeme yapılması borcun varlığına karine teşkil edeceğini, davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı firmanın ve müvekkili firmanın ticari defterleri incelendiğinde söz konusu faturanın defterlere işlendiği görülecek ve davalarının haklılığının ortaya çıkacağını, müvekkili ve davalının banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de kısmi ödemelerin yapıldığı tespit edilerek yine davalarının haklılığının ortaya çıkacağını, dava konusu uyuşmazlığın dava şartı olan arabuluculuk müessesesi için, icra takibine itirazın akabinde arabulucuya başvurulduğunu, toplantılar 06/08/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalının icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafın alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirkete kalan bakiye borcunu son olarak takip açılmadan önce ödediğini, karar içeriğinde de açıkça değinildiği üzere taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması halinde, düzenlenen belge fatura niteliğinde olmadığını, belge, fatura niteliğinde olmadığından belgeye itiraz edilmemesi de karşı tarafa TTK 21/2'de düzenlenen hakları vermediğini, faturaya itiraz edilmeyerek içeriğinin kabul edilmiş sayılabilmesinin önkoşulu, faturayı düzenleyen kişinin diğer tarafla ticari bir iş ilişkisi bulunması olduğunu, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında faiz hususunda bir mutabakat bulunmadığını, dava konusu faturalara ilişkin alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için alacağın mevcut olduğunu düşünülse dahi işletilen faiz haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça, icra takibine konu alacak için müvekkili şirkete ihtarname çekilmediğini, davanın kabulü halinde dahi alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki bütün edimler müvekkili şirket tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkilinin davacıya başkaca herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığını, aksi davacı tarafça ispata muhtaç olduğunu belirterek davanın reddini, davacı tarafın, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf davalı ile arasında 07/09/2022 tarihinden itibaren ticari ilişki olduğunu, davalının bir kısım ödemeler yapması neticesinde davacının davalıdan bakiye alacağının olduğunu belirterek faturalardan dolayı alacağı olduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlatmış davacı taraf icra takibinde ayrıca fatura üzerinde belirtilen “Müşteri vadesinde ödemediği faturalara aylık %5 finansman masrafı ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” ifadesine binaen icra takip tarihine kadar hesaplanan %5 finansman masrafı talep etmiştir. Davalı tarafın icra takibine itiraz etmesi üzerine davacı taraf bu itirazın iptalini talep etmiştir. ... İcra Müd.... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Tic. AŞ., Borçulunun dosyamız davalısı ... AŞ. Olduğu, alacak kaleminin muhtelif tarihli faturalar ve bu faturalara işletilen %5 finansman masrafı olmak üzere toplam 36.735,58 USD olduğu, davalı borçlunun 08/07/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile Şirket merkezinin ... adresinde bulunması sebebiyle icra takibinin yetkili İSTANBUL İCRA DAİRELERİNDE açılmış olması gerektiği sebebiyle icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği ve davalı borçlunun alacaklı görünen şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek İcra dairesinin yetkisine, icra takibine, borca, ödeme emrine, dayanak belgelere, faturaya, cari hesap ekstresine, faiz oranına, işlemiş faize ve tüm ferilerine açıkça itiraz ettiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, davacı taraf davalı ile arasında ticari ilişki olduğunu davalının kendisine borcu olduğunu iddia etmiş olup davacı taraf davalıya hizmet verdiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispatlamak durumundadır. Davalı taraf fatura konusu mal ve hizmeti teslimin ispat külfetinin davacı yan üzerinde olduğunu belirtmiştir. ... AŞ.'ye yazılan yazıya verilen cevapta davay akonu gönderilerin davalı ... şirketinin güvenliğine ve İsmail İmran Heksagon'a teslim edildiği bildirilmiş olup, ...'nun cevabi yazısı ile de davacının davalıya ürünleri teslim ettiği ispatlanmıştır. Tarafların BA-BS formları dosyamız arasına alınarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi dosyaya sunduğu08/05/2025 tarihli raporunda;Davalı kayıtlarında davacıya 22.690,62 $ borçlu olduğu, Davacı kayıtlarında takip tarihinde 45 adet toplamda 73.714,61$ faturadan 51.024 $ mahsup edildiğinde davacı kayıtlarında davalıdan 22.690,62 $ alacaklı olduğu görülmektedir. Davacı kayıtlarında takip tarihindeki 22.690,62 $ alacağının 6 adet faturadan kaynaklandığı, Davacı taraf ayrıca dava dilekçesinde ve takip talebinde fatura üzerinde belirtilen “Müşteri vadesinde ödemediği faturalara aylık %5 finansman masrafı ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” ifadesine binaen icra takip tarihine kadar hesaplanan %5 finansman masrafını talep etmektedir. Davacı kayıtlarında finansman masrafına yönelik davalı cari hesaplarında herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Davacının talebi olan finansman masrafi talebine yönelik kayıtlarında davalıyı borçlandıran muhasebesel bir kayıt bulunmamaktadır. Finansman masrafının davacının talep edip edemeyeceği sayın mahkemenizin takdirinde olduğu, Sayın mahkemece finansman masrafi hesap edilmesi gerektiği yönünde bir hüküm kurulursa; vade tarihinden takip tarihine kadar 618.54 $ finansman masrafı hesap edildiği, ... İcra Müdürlüğü” nün ... E. sayılı dosyası kapsamında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 22.690,62 $ alacaklı olduğu, Faiz talebi bakımından fatura vadesinden takip tarihine kadar 677,14 $ faiz hesap edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı şeklinde rapor ibraz edilmiştir. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Bilirkişi incelemesi neticesinde Davalı kayıtlarında davacıya 22.690,62 $ borçlu olduğu tespit edildiğinden ve davacının defterleri HMK 222/3 maddesi gereği kendi lehine delil olma niteliğine haiz olduğundan, yurtiçi kargodan gelen cevabi yazı ile davacı davalıya hizmet verdiğini ispatlamış olup, ticari defter incelemesi neticesine davalının kayıtlarında davacıya 22.690,62 $ borçlu olduğu tespit edildiğinden davalının davacıya icra takibine konu edilen borcunun bulunduğu ve davalının takibe yaptığı itirazda haksız olduğu kanaatine varılmış, davacının fatura üzerinde belirtilen “Müşteri vadesinde ödemediği faturalara aylık %5 finansman masrafı ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” ifadesine binaen icra takip tarihine kadar hesaplanan %5 finansman masrafını talep etmesi yönünden ise taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma olmadığı ve faturalarda davalı tarafın bir imzasının bulunmadığı anlaşıldığından ve Davacı kayıtlarında finansman masrafına yönelik davalı cari hesaplarında herhangi bir kayıt bulunmadığı bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiğinden davacının finansman masrafı talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, asıl alacak yönünden davacının takip talebinde 22.604,94 usd asıl alacak talep etmesi sebebiyle taleple bağlılık ilkesi gereği davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalının ... icra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 22.604,94 usd asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 22.604,94 usd'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının usd ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, asıl alacağın icra takip tarihindeki kuru üzerinden %20 oranındaki (33,01x4.520,98) 149.237,55 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen kısım yönünden davacının icra takibi yapmasında kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından reddedilen kısım yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 22.604,94 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 22.604,94 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, asıl alacağın icra takip tarihindeki kuru üzerinden %20 oranındaki (33,01X4.520,98) 149.237,55 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Reddedilen kısım yönünden davacının icra takibi yapmasında kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından reddedilen kısım yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 52.995,00-TL harçtan peşin alınan 21.596,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 31.398,50 -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının 21.596,50-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına 6-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 6.290,00-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 3.870,23 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 7-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 120.370,23-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 76.744,53-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin kabul-red oranına göre 2.215,08 TL'sinin davalıdan, 1.384,92 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 10-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/06/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır