İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/634 E. 2025/448 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/634
- Karar No
- 2025/448
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/634 Esas KARAR NO : 2025/448 Karar DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2023 KARAR TARİHİ : 27/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili tarafından verilen bu hizmetin karşılığı olarak 200.000-USD bedelde anlaşıldığını, bu bedelin %15'inin peşin, %20'sinin ilk ay sonunda, %30'unun ikinci ay sonunda ve kalan %35'inin de iş sonunda ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından bahse konu anlaşmayla ilgili hizmetin tamamlanmadığını ve anlaşmada belirtilen şekilde alacak tutarı, davalı tarafından mezkur anlaşmada gösterilen ve davalı firmanın ...'de kurduğunu, tamamı davalı firmaya ait ... firmasına faturalandırılmış olmasına rağmen müvekkilinin bu işle ilgili alacağının bir kısmının ödenmediğini, yine davalı firma ile bu kez devam eden ... ilgili olarak 26.05.2023 tarihli "sipariş emri" protokolü çerçevesinde müvekkilinin mühendis ve tekniker hizmet desteği vermesi konusunda anlaşma yapıldığını ve bu anlaşmaya göre müvekkilinin faturasının düzenlenmesini takiben 7 gün içerisinde alacağının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu işle ilgili olarak da verilen hizmetin karşılığı ile ilgili müvekkili tarafından anlaşmaya uygun şekilde davalının gösterdiği ...'de kurulu ... firmasına fatura düzenlendiğini ve ancak bu işle ilgili alacak da ödenmediğini, bahse konu işlerle ilgili borcun ve anlaşmanın asıl muhatabı olan davalı firmaya, işbu faturaya konu alacaklarla ilgili icra takibi başlatıldığını ve ancak davalı firma tarafından ... 12. İcra Müdürlüğünün ... E dosyası ile başlatılan bu takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, davalının bu haksız itirazı sebebiyle icra takibinin durdurulduğunu, dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak yapılan müzakereler sonucunda davalı ile anlaşma sağlanamadığını, ancak, arabuluculuk aşamasında iken davalı firmanın bünyesindeki fatura muhatabı olarak gösterilen ... firması tarafından müvekkiline 08.09.2023 tarihinde 13.655-USD ödeme yapıldığını, bu ödemenin takip miktarından mahsubu gerekmekte olduğunu, borca tümüyle itiraz eden davalının, itirazdan sonra müvekkiline ödemede bulunması da haksız ve kötüniyetli itirazın göstergesi olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmalara göre anlaşma bedellerinin USD üzerinden olması, faturalandırılma aşamasında TL'ye çevrilmesi ve ancak ödemenin gerçekleşmemesi ve takibin de faturalar üzerinden TL olarak başlatılması dolayısıyla kur farkından doğan ya da doğacak taleplerini saklı tuttuklarını belirterek taraflar arasındaki sözleşmelerden ve kur farkından kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... 12. İcra Müdürlüğünün ... E dosyasına yapılan haksız İtirazın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 400.000-TL'sinin iptalini, haksız ve kötüniyetli itiraz sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın, farklı bir tüzel kişiliği olan ... ünvanlı firma nam ve hesabına hareket edilerek sipariş emri düzenlendiği ve 13/09/2022 tarihli sözleşmede de bizzat şubesi aracılığıyla yer aldığı, davacının dayandığı 26/05/2023 tarihli sözleşmenin ise davalı şirket ile değil farklı bir tüzel kişiliği olan ... ünvanlı farklı bir şirketle yapıldığı, bu nedenle de, 26/05/2023 tarihli sözleşme kapsamındaki alacaklar açısından husumet itirazında bulunulduğunu, takibe ve davaya konu faturaların teslim edildiği, kabul edildiği ve/veya itiraz edilmediğine yönelik herhangi bir belge dosyada yer almadığından, ödendiği ikrar edilen 13.680.-USD = 357.048.-TL bedel dışında kalan bedellerle ilgili olarak, takibe ve davaya konu faturaların, tebliğ olmadığından davacının herhangi bir talep hakkı olmadığı gibi, tebliğ edilmeyen faturalarla ilgili de herhangi bir tarafın ödeme zorunluluğu da bulunmadığını, davacının faturaya ve sözleşmelere konu işleri sözleşmeye uygun şekilde, tam ve zamanında yerine getirdiğini ispat etmek zorunda olduğunu, ancak sunulan belgelere bakıldığında, davacı tarafından sözleşme ve faturaya konu iş ve işlemlerin ne şekilde ve ne zaman yerine getirilip teslim edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığını, davacı şirketin, takibe ve davaya konu faturalarına bakıldığında, bu sözleşme ile ilgili olarak, ödendiği ikrar edilen 13.680.-USD = 357.048.-TL bedel dışında kalan bedellerle ilgili olarak; davacının, 20/07/2023 tarihli 12.825.-USD ve 345.249,-TL bedelli faturayı düzenlediği, sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmediğinden, 20/07/2023 tarihinde sözleşmenin 14. maddesi de gerekçe gösterilerek, sözleşmenin feshedildiği ve davacıya (şirket yetkilisine) mail ile bildirildiği, sözleşmenin feshedildiğini öğrenen davacının edimlerini yerine getirmemesine rağmen, davaya ve takibe konu 20/07/2023 tarihli 12.825.-USD ve 345.249.-TL bedelli faturayı düzenlediği, edimlerini yerine getirdiğini ispat edemediği gibi, sözleşmenin feshinden sonra işbu davaya konu faturayı düzenlediğinin sabit olduğu hususları ileri sürülerek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, davalı ile aralarında 13.09.2022 tarihli sipariş emri protokolü çerçevesinde projelendirme hizmeti hususunda anlaşıldığını, projelendirmenin yapıldığını faturaların davalı firmaya ait ... firmasına yapıldığını ancak alacağın bir kısmının ödenmediğini, davalı aleyhine icra takibi yapıldığını davalının takibe itiraz etmesi sebebiyle bu itirazın iptalini talep etmiştir. ... firması tarafından 08.09.2023 tarihinde 13.655,00 USD ödeme yapılmıştır. ... 12. İcra müdürlüğünün...E sayılı icra dosyasının incelenmesinde, alacaklının dosyamız davacısı ... Ltd. Şti, borçlunun dosyamız davalısı ... AŞ. Olduğu, takip talebinin 13/09/2022 ve 26/05/2023 tarihli sipariş emirleri sebebiyle asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere 1.641.236,08 TL üzerinden açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlu, icra dairesine sunmuş olduğu 29/08/2023 tarihli dilekçesi ile davalı Şirketin Alacaklılara böyle bir borcu bulunmadığından Alacaklıların alacaklı sıfatına, icra takibine, borca, işlemiş/işleyecek faize, faiz oranına ve takibin tüm fer’ilerine süresi içerisinde açıkça itiraz etmiş olduğu anlaşılmıştır. 13/09/2022 tarihli sipariş emrinin davacı ile davalı arasında düzenlendiği ve alıcı fatura bilgileri olarak ... firmasının yer aldığı, yine 26/05/2023 tarihli sipariş emrinin de davalı tarafın antetli evrakı ile düzenlendiği ve yine alıcı fatura bilgileri olarak ... firmasının yer aldığı tespit edilmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, davacı taraf davalı firma ile aralarında düzenlenen sipariş iş emrine istinaden davalıya hizmeti sunduğunu ve davalıdan vermiş olduğu hizmet karşılığı alacağının varlığını ispatlamak durumundadır. Davacı şirketin defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi dosyaya sunduğu 06/03/2024 tarihli raporda Davacı ...Tic. Ltd. Şti. firmasının 2023 yılına ait ticari defterlerinin muhasebe usul ve ilkelerine uygun kayıt altına alındığı ve TTK’nun 64/III. maddesine göre yapılması gereken defterin açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, Davacı şirket tarafından davalı şirkete ait ... firması adına düzenlenen 10.07.2023 tarih ve ... numaralı 357.048,00 TL tutarlı fatura, 20.07.2023 tarih ve ... numaralı 345.249,00 TL ve 20.07.2023 tarih ve ... numaralı 807.600,00 TL tutarlı fatura olmak üzere toplam 1.509.897,00 TL tutarındaki 3 (üç) adet faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davalı firma tarafından yapılan bir ödemenin olmadığı, Ancak 21.06.2023 tarihli e-posta ile kabulü yapıldığı iddia edilen ..., ...,..., ... işten kaynaklı 120.000-TL alacağa ilişkin davacı şirketin ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydı bulunmadığı, Davacı şirketin defter ve kayıtlarına göre, ... 12. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasına konu faturalar nedeniyle davacı ...Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ...Tic. A.Ş.'den (1.462.756,53-366.019,54) 1.096.736,99 TL alacağı bulunduğu, yönünde rapor ibraz etmiştir. Dosyaya sunulan 15/04/2024 tarihli raporda ise bilirkişi Davalı şirket ile dava dışı şirket ... ile aralarında cari hesap sözleşmesinin olduğu, Dava dışı şirket, iş protokolüne istinaden davacı şirkete kısmi ödemelerde bulunduğu, Davacı şirketin de iş bitiminde dava dışı şirkete 3 adet fatura düzenlediği görüldüğü ve Davacı şirket, cari hesaptan kaynaklı alacağı olan ve Yurtdışı şirket bile olsa kendi Tüzel Kişiliği bulunan ... şirkete takip başlatması gerektiği kanaatinin oluştuğu yönünde rapor ibraz etmiştir. Dosya, talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile dosyamızda alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve davacı ve davalı şirketten alacağının olup olmadığı hususunda dava dışı onyx firması ile davalı firma arasında davacının iddia ettiği irtibat ilişkisinin olup olmamasını da değerlendirip davacının davalı şirketten alacağı olup olmaması hususunda rapor tanzim edilmesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 12/08/2024 tarihli raporda, Davalı tarafın sipariş emirlerinin dava dışı ... ünvanlı firma nam ve hesabına hareket edilerek acente sıfatıyla imzalandığı ileri sürülmüş ise de, bu yönde somut bir delil sunulmamıştır. Gerçekten de ispat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vaktadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Davalının iddiasının haklı görülebilmesi için, anılan kurallar uyarınca, davalını dava dışı firmanın acentesi olarak hareket ettiğini, işin gereği gibi yapılmadığını somut dillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalı tarafından bu yönde somut bir delil sunulmadığı gibi mail yazışmalarının ve sipariş emirlerinin doğrudan davalı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalının faaliyet raporlarında dava dışı şirketten yüzde yüz iştirakli ortak olarak bahsetmesi ve icra takibinden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sormeden takibe konu alacağın bir kısmını ödemesi, faturaların sipariş emirlerine uygun olarak düzenlenmesi hususları da dikkate alındığında, davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle takip tarihi itibariyle davalıdan 1.462.756,53-TL alacaklı olduğu kanaatindeyiz. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ilişkiye devam edilmesinin hak kaybına yol açacağı hususu, Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararında şu şekilde dile getirmiştir: “Dava, bayilik sözleşmesiyle belirlenen eksik ürün alımı hali için öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davacının, yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazı kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir. Dosya kapsamından davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin davalılara vermeye devam ettiği anlaşıldığından, talep konusu dönem için davalılardan cezai şart isteyemez” (HGK'nın 9.4.2014 tarih ve ...E. ... K. sayılı kararı). a) Davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle takip tarihi itibariyle davalıdan 1.462.756,53-TL alacaklı olduğu, icra takibinden sonra yapılan kısmi sonucunda alacağın (1.462.756,53-366.019,54) 1.096.736,99 TL'ye düştüğü, Belirlenen alacağa ilişkin olarak yapılan itirazın haksız olduğu, İcra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu yönünde rapor ibraz etmiştir. Bilirkişi heyeti 13/01/2025 tarihli ek raporunda kök raporundaki görüş ve kanaatinde bir değişiklik oluşmadığını, davacının, “davalının ..., ..., ...., ...işine ilişkin teklife 7.000 USD * KDV teklifle bulunduğu ve davalının (mail dönüşü yapan yetkilisi ... tarafından) 120.000- TL olarak yaptığı teklifin kabu edilerek işin yapıldığı” dolayısıyla anılan oranda alacaklı hale geldiği, yönündeki iddiasına ilişkin olarak davacının ticari defterlerinde bir tespit yer almamaktadır. İşin yapıldığına ilişkin olarak da somut bir delil sunulmamıştır. Ticari defterlerin aleyhe delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmü dikkate alındığında, davacının anılan iddiası ispata muhtaç olmakta olduğu rapor edilmiştir. Dosya, ... 12 İcra Müd.... esas sayılı dosyasında dava dışı onyx firması tarafından icra takibi dışında 08/09/2023 tarihinde davacıya yapılan 366.019,54-TL ödemenin ödeme tarihi itibari ile icra dosyası dikkate alınarak borçlar kanunu 100. Mad kapsamında hesaplama yapmak üzere SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi dosyaya sunduğu 12/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda 10.07.2023 tarihli, 357.048,00 TL tutarlı ... Nolu, 20.07.2023 tarihli, 807.600,00 TL tutarlı ... Nolu, 20.07.2023 tarihli, 345.249,00 TL tutarlı ... Nolu faturalardan 21.06.2023 tarihli e-posta kabulü ile yapılan ..., ..., ..., ... işinden kaynaklı 120.000 TL tutarlı alacak toplamlarının 1.629,897,00 TL olduğu. ... 12. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığından sonra icra takibine itiraz edildikten sonra davacıya 08.09.2023 tarihinde 366.019,54 TL ödeme yapıldığına dair kayıt yer aldığı ve kısmi ödeme tutarının mahsup edilmesi halinde (1.629.897,00-366.019,54)-1.263.877,46 TL olarak hesap edildiği yönünde rapor ibraz etmiştir. Davalı taraf sipariş emirlerini dava dışı ... ünvanlı firma nam ve hesabına hareket edilerek acente sıfatıyla imzalandığı ileri sürmüş ise de, bu yönde somut bir delil sunulmamış olup Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere Davalının faaliyet raporlarında dava dışı şirketten yüzde yüz iştirakli ortak olarak bahsetmesi ve icra takibinden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sormeden takibe konu alacağın bir kısmını ödemesi, faturaların sipariş emirlerine uygun olarak düzenlenmesi hususları da dikkate alındığında, davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı olduğu anlaşılmış olup alacağın miktarının ne kadar olduğu hususunun değerlendirilmesinde ise davacı taraf 120.000,00 TL'lik faturaya ilişkin alacağı bulunduğu yönündeki iddiasını ispatlayamamıştır, zira davacının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde bu faturaya ilişkin bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiş olup davacının bu fatura yönünden alacak iddiası ispata muhtaçtır. 12/08/2024 tarihli raporda belirtildiği üzere Davacının icra takibine konu ettiği asıl alacağın davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle takip tarihi itibariyle davalıdan 1.462.756,53-TL olduğu kanaatine varılmıştır. 1.462.756,53 TL'nin takip tarihi itibariyle icra vekalet ücreti 216.785,91 TL, İcra takip masrafları;7.313,78 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet suret harcı, 60,50, vekalet pulu, 87,00 TL tebligat gideri olmak üzere TOPLAM 7.769,53 TL olup ,Takipten ödeme gününe kadar işlemiş faiz ise 14.767,92 TLdir. Borçlar kanunu 100. Maddesi gereği takipten sonra yapılan ödemenin öncelikle alacağın ferisi olan takip masrafı, faiz ve vekalet ücretinden mahsup edilmesi neticesinde yapılan 366.019,54 TL'lik ödemenin BK 100 maddesi gereği ferilerden mahsubu neticesinde artan 126.696,18 TL'nin asıl alacaktan mahsubu sonucunda davacının asıl alacağının 1.462.756,53 TL olduğu gözönüne alındığında bu alacaktan 126.696,18 TL'nin mahsubu neticesinde icra takibinin 1.336.060,35 TL 'den devamı gerekmekteyken davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 1.096.736,99-TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmesini talep ederek davasını 1.096.736,99-TL'ye ıslah etmesi karşısında taleple bağlılık ilkesi gereği 1.096.736,99 TL'den takibin devamına karar verilmiş olup, taraflar arasındaki alacağın likit olması ve davalı borçlunun haksız olarak icra takibine itiraz etmesi sebebiyle asıl alacağın %20'si oranındaki 219.347,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 12. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 1.096.736,99 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 1.096.736,99 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, %20 oranındaki 219.347,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 74.918,10-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85-TL harcın ve 11.910,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 62.738,25-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç ve 11.910,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına 5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 17.259,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 165.543,18-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 8-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/06/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır