İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/18 E. 2025/43 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/18
- Karar No
- 2025/43
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkil aleyhine İstanbul Anadolu .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla, taşınır rehininin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, bu takip neticesinde ... Plaka sayılı araç Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasıyla satıldığını, aracın satılmasıyla birlikte elde edilen bedel asıl borcu ferileriyle birlikte karşılamadığından, İstanbul Anadolu .İcra Dairesi tarafından davalı şirkete kesin rehin açığı belgesi verildiğini, davalı şirket, kendisine verilen kesin rehin açığı belgesine dayanarak müvekkil aleyhine İstanbul Anadolu . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatmış olup takip kesinleştiğini, ancak müvekkilin davalı şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle de müvekkil hakkında halen derdest olan İstanbul Anadolu . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası asılsız alacağa dayandığını, davalı şirketin alacağı İstanbul Anadolu .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası arasında da yer alan ticari kredi sözleşmesine dayandığını, ancak mezkur kredi sözleşmesindeki imzalar müvekkile ait olmadığını, müvekkil hiç bir zaman davalı şirketten herhangi bir şekilde kredi kullanmadığını, asıl takibe dayanak olan kredi sözleşmesine müvekkilin imzası taklit edilmek suretiyle imza atıldığını, dava dilekçesinde ek olarak sundukları vekaletname örneği çıplak gözle incelendiğinde dahi, kredi sözleşmesi üzerindeki imzaların müvekkile ait olmadığı, müvekkilin imzasının taklit edildiğinin anlaşılacağını, mahkemece yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, takibe konu kredi sözleşmesi üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının ortaya çıkacağını, bu nedenle müvekkilin imzasının yer almadığı, sahte imza ile düzenlenen kredi sözleşmesinden dolayı sorumlu olması mümkün olmayacağını, hal böyleyken davalı şirketin imzanın müvekkile ait olmadığını bildiği ve bilebilecek konumda olduğu açık olup, aksi düşünce hayatın olağan akışına aykırı olacağını, zira davalı tarafın basiretli bir iş insanı gibi davranması ve sözleşme altındaki imzayı kontrol etmesi gerektiğini, bu nedenle davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, haksız takip dolayısıyla müvekkilin tüm mallarına ve banka hesaplarına haciz şerhi ile bloke konulduğunu, müvekkilin ticari hayatı bu durumlar neticesinde sekteye uğradığını, müvekkilde maddi ve manevi zarar oluştuğunu, tüm bunlar yanında, kredi sözleşmesindeki imzaları kabul etmemekle birlikte, kredi sözleşmesi altındaki imza müvekkile ait olduğu belirlense dahi asıl alacağa işlemiş ve işleyen faiz yönünden de menfi tespit taleplerinin bulunduğunu, zira, icra takiplerinde asıl alacağa uygulanan faiz de fahiş olduğunu, kredi sözleşmesi içeriğindeki faiz oranı genel işlem olduğundan hükümsüz olduğunu, müvekkilin herhangi bir surette davalı şirkete karşı borcu bulunmamasına rağmen halen cebri icra baskısı ve tehdidi altında bulunduğundan dolayı işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmeleri ise anlaşamama olarak son bulduğunu, davanın kabulü ile müvekkilin, davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, İstanbul Anadolu . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının iptali ile bu dosyadan tahsil edilmiş bedellerin müvekkile tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesine, takipte kesinleşen miktarın %40'ı oranında tazminatın davalı şirketten tahsil edilerek müvekkile verilmesine, takip neticesinde müvekkilin mallarına ve banka hesaplarına haciz uygulanması sonucunda müvekkilin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemede ikame edilen dava, görevli Mahkemede açılmadığından davanın öncelikle görev yönünden usulden reddini, müvekkil kurum ile davacı/borçlu arasında "... A.Ş. Ticari Kredi Sözleşmesi" akdedildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari krediden kaynaklandığından, görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, mahkemede ikame edilen dava menfi tespit davası olduğunu, davacı hakkında, davaya konu yasal takip İstanbul Anadolu Adliyesinde başlatılmış ve davalı müvekkil kurumun merkezi Üsküdar'da olduğunu, menfi tespit ve istirdat davaları yönünden davanın takibin yapıldığı icra dairesi veya davalının ikamet adresinin bağlı olduğu Mahkeme'de açılabileceği yasada açık olarak düzenlenmiştir. yetkili mahkeme, İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğundan davanın yetki yönünden de reddine karar verilmesini, davacı/borçlu taraf dava dilekçesinde müvekkil kuruma bir borcu bulunmadığını, dava konusu kredi sözleşmesinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ve asıl alacağa uygulanan faizin fahiş olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın bu iddiaları asılsız olup, gerçeği yansıtmadığını, müvekkil banka ile davacı/borçlu Mehmet Avşaroğlu arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiğini işbu sözleşmeler kapsamında borçluya ... kredi numaralı TİCARİ kredi kullandırılmış ve kullandırılan kredilere teminat teşkil etmesi bakımından "... " plakalı araç müvekkil bankaya rehin verildiğini, müvekkil tarafından, davacının ödeyebileceği doğrultuda detaylı ödeme planı hazırlanmış ve iş bu ödeme planına göre, davacı/ borçlu kredi ödemelerini aylık taksitler halinde ödeme taahhüdünü verdiğini, ancak borçlu tarafından işbu kredi ödemelerinin ödenmemesi sebebiyle hesap kat ihtarı keşide edildiğini, işbu ihtarnameye de yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini ve borç ödenmediğini, süresi içerisinde itiraz edilmeyerek kesinleşen hesap kat ihtarı neticesinde, müvekkil kurumun tüm alacağı muaccel olmasına rağmen davacı/borçlu borcu ödemeye yanaşmadığını, borcun ödenmemesi üzerine borçluya karşı, İstanbul Anadolu . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine girişilmiştir.*... * barkod numaralı ödeme emri davacı yanın sözleşmede belirtmiş olduğu adrese 16.02.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, görülecektir ki başlatılan icra takibine de herhangi bir itiraz gelmediğini, borçlu adına kayıtlı, müvekkil kurum lehine rehinli "... " plakalı aracın, muhafaza altına alınması, trafikten men edilmesi ve kıymet takdirinin yapılması için icra işlemlerine devam edildiğini, aynı zamanda *... * barkod numaralı kıymet takdiri raporu da davacı yanın sözleşmede belirtmiş olduğu adrese 08.03.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, herhangi bir itirazın gelmemesi akabinde araç kaydına yakalama şerhi işlenmiş ve bu icra takibi kapsamında rehinli araç cebri icra yolu ile satıldığını, satış bedeli dosya borcunu karşılamadığından 17.05.2024 tarihinde İstanbul Anadolu . İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyası üzerinden İİK m.152 gereği Rehin Açığı Belgesi alınarak, borçlu aleyhine yeniden ilamsız icra takibi başlatıldığını, alacaklı, satış yapılmamışsa artırma gününden, satış yapılması halinde satışın kesinleşmesi tarihinden itibaren bir sene içinde haciz yolu ile takip talebinde bulunursa yeniden ödeme emri tebliğine lüzum olmadığını, dava konusu kredi sözleşmesi üzerindeki yazı ve imzalar davacı taraflara ait olduğunu, bu hususta grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından yapılacak incelenme sonucu kanıtlanmış olacağını, davalı borçlu ile ticari nitelikte sözleşmeler akdedildiğini, 6102 Sayılı TTK 3. Maddeye göre; bir ticari işletmeyi ilgilendiren her türlü iş ticari iş sayıldığını, faaliyet olarak para satan müvekkilin de tacir olduğu göz önüne alındığında faaliyetlerinin ticari iş niteliğinde olduğu tartışmasız olduğunu, yine aynı kanunun 8. Maddesinin 1. Fıkrasına göre ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebildiğini, ancak ve ancak belirlenmediği hallerde 9. Maddede öngörülen kanuni temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanabileceğini, bu üç maddeden çıkacak olan anlam, tarafların temerrüt faiz oranını serbestçe belirleyebileceğini, bu sebeple usul ve yasaya aykırı hukuki mesnetten yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın yapmış olduğu itirazlar , müvekkil kurumun alacağının tahsilini geciktirme maksadıyla yapıldığını, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri delil anlaşması niteliğinde olup ,müvekkil kurumun defter ve kayıtlarının kesin delil olacağı davacı tarafından kabul edildiğini, işbu sebepler neticesinde , müvekkili kurumun alacağı defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, davanın görev ve yetki yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. T.C. Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. Her ne kadar UYAP tevzi işlemi sonucu dava Mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilmiş ise de; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 25/11/2021 gün ve 1232 sayılı kararı ile 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere bakmak üzere, Konya'da 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ihtisas mahkemesi olarak belirlendiği, somut olayımızda davacı yanca, ticari kredi sözleşmesi kapsamında rehinli aracın satışı sonrası rehin açığı belgesine bağlanan borçtan kaynaklı icra takibine ilişkin menfi tespit davası olduğu anlaşılmakla, dosyanın ilgili ihtisas mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin ... Esas sırasındaki işbu kayıt hakkında BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-İşbu kararın tebliğine ve bir talebe gerek dahi olmaksızın dosyanın derhal KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Esas defterimizin ilgili sütununun bu şekilde kapatılmasına, 4-Sair iş ve işlemlerin sözü geçen mahkemece yapılmasına, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu KESİN olarak karar verildi. 04/02/2025 Katip Hakim