İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/782 E. 2025/572 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/782
- Karar No
- 2025/572
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle; Müvekkili adına vekaleten alacağın tahsili amacıyla Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı ... Limited Şirketi tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, yapılan itiraz üzerine takip durdurulduğunu, davalı borçlunun itirazları borçtan kurtulmaya yönelik olup haklı takiplerinin sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığını, müvekkili ile davalı borçlu şirket arasındaki ticari işlemler neticesinde ekte sundukları faturalarda yer alan ürün ve hizmetlerin satışı gerçekleştiğini, taraflar arasında yapılan satış gereğince müvekkil şirketin faturalara konu ürünlerin teslimatını gerçekleştirerek faturalandırdığını ancak davalı borçlu bahse konu ürünler karşılığında ödemesi gereken toplam satış bedelinin cari hesaptan kalan kısmını tüm uyarılara rağmen ödemediğini, temerrüde düştüğünü, müvekkili şirketin söz konusu ürünlerin satış bedelinin ödenmesi hususunda davalı borçludan talepte bulunmuş ise de bu talebine karşılık bulamadığını, bu haklı talebe olumlu yanıt vermeyen davalının müvekkil şirkete ekonomik olarak zor duruma soktuğunu, ödeme yükümlülüğüne aykırı hareket eden borçlu kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin tüm bu iyi niyetli çabalarına rağmen parasını alamayınca son çare olarak Konya . İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu müvekkil şirketi zarara uğratmak haksız kazanç elde etmek ve tahsili geciktirmek için takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, borçlunun icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde alacak ve ferilerine itiraz ettiğini, faturalarla ilgili herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin ise halen alacağını tahsil edemediğini, tüm bu nedenlerle haklı davalarının kabulüne, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı tarafın dava miktarına yetecek miktarda varsa menkul ve gayrimenkul malları üzerine 3.kişilere devir ve temlikini önlemeye matuf olarak takdiren teminatsız olarak bu talepleri uygun görülmediği takdirde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, davalı borçlunun yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, haksız olarak yapılan itiraz sebebiyle davalı-borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçlu üzerine bırakılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLER, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satıştan kaynaklı borcun ödenmediği iddiasıyla faturaya dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak 2024 yılına ait BA ve BS formlarının mahkememize gönderilmesinin istenilmiş, Selçuk Vergi Dairesinden ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır. Davacının ticari defterlerini incelemek üzere dosya SMMS bilirkişisine tevdii edilmiş, bilirkişinin Mahkememize sunmuş olduğu 20/05/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davacı şirketin defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, BA ve BS formu düzenlendiği, iade faturası tanzim edilmediği, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, dava konusu fatura bedellerinin kısmen ödendiği, davacı ticari defterlerinde davalının muavin defterdeki hesabında 25/10/2023 tarihi itibariyle 267.623,79 TL borç bakiyesi verdiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 267.623,79 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Dava, davaya konu faturalardan kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay . HD'nin 19/09/2016 tarihli ve ... E., ... . sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). " Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y. . HD. ... E. ... K. sayılı ilamı) Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulmuş davacı ticari defterlerine göre alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıdan söz konusu faturalardan kaynaklı takip miktarı kadar alacaklı olduğu, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, davacı taraf defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda Davacı şirketin defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, BA ve BS formu düzenlendiği, iade faturası tanzim edilmediği, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, dava konusu fatura bedellerinin kısmen ödendiği, davacı ticari defterlerinde davalının muavin defterdeki hesabında 25/10/2023 tarihi itibariyle 267.623,79 TL borç bakiyesi verdiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 267.623,79 TL alacaklı olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Harçlandırılmış dava değeri, takibe konu asıl alacak olup, takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediğinden takibin 267.594,45TL asıl alacak ve takipten sonra işleyecek yasal faiziyle birlikte devamına karar verilmiştir. Asıl alacak belirli ve likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; -Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile; takibin 267.594,45TL asıl alacak ve takipten sonra işleyecek yasal faiziyle birlikte devamına, 2-Kabul edilen miktarın %20'si olan 53.518,89-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 18.279,38 -TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 3.152,18-TL peşin harç ve 1.417,67-TL icra harcının mahsubu ile bakiye 13.709,53-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 3.152,18-TL peşin harç ve 1.417,67- TL icra harcı olmak üzere toplamda 4.997,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından karşılanan 85,00-TL posta ve tebligat gideri, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 60,80-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 3.645,80-TL nin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 42.815,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, 8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 18/09/2025 Katip Hakim