İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/256 E. 2024/830 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/256
Karar No
2024/830
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının nakliyecilik işi yaptığını, ... plakalı aracı davalıdan 55.000 TL bedel ile satın aldığını, daha sonra davalıya ... plakalı kendi aracını 33.500 TL'ye devrettiğini, kalan miktar için de, davalı şirket yetkilisi ve arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu ile görüşen ... kendi el yazısıyla senetler/bonolar düzenlediğini, davacının da bu senetleri günleri geldikçe ödediğini, senetlerin bir kısmını davacı banka kanalıyla ödeyerek senetleri aldığını, kalan kısmının ise davalıya elden ödediğini ve senetlerini davalıdan aldığını, tarafların arasında başka hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, davacı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacının ipoteğe karşı herhangi bir borcu olmadığını, başlatılan takibin hukuka aykırı olduğunu, Konya . İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borca itiraz edildiğini ve edilen itirazını kaldırıldığını, bu nedenlerle öncelikle ilgili icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, aksi kanıya varılması halinde teminat ile icra takibinin durdurulmasını; davacının Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyada borcunun olmadığının tespitini ve davanın kabulünü, kötüniyetli olan davalılar için borcun yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmolunmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle işbu davaya karşı usul açısından görev itirazının olduğunu, davalı şirketin asıl faaliyeti ağır vasıta araç tamiri olduğunu, davacının da tacir olmadığını, bu nedenle asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, borçlu davacının eşi adına kayıtlı ... plakalı araç ile davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı araç ile karşılıklı takas edildiğini, üzerine de davacının davalıya karşı 77.500,00 TL ödeme yapması kararlaştırıldığını, bu tutardaki borç için davalının sattığı araç üzerine 55.000,00 TL lik kısmına rehin konulduğunu, kalan 22.500,00 TL için ise davacının babası ... ve davacının imzasını taşıyan bonolar verildiğini, davacının borcunun 55.000,00 TL'lik kısmı için araç üzerine Konya . Noterliği’nin 24.01.2018 tarih ve ... yevmiye nolu rehin sözleşmesi ile rehin konulduğunu, ilerleyen süreçte borcun bir kısmının ödendiğini, davalının bakiye alacağı olan 27.000,00 TL lik borç ödenmeyince de davalı tarafından davacıya önce Konya . Noterliği’nin 22.06.2020 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek rehne ilişkin kalan borcun ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmeyince bu defa davacı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin ilamsız icra takibi yapıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini ve davaya bakan Konya . İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ve ... K. Sayılı kararıyla davacının itirazı kaldırıldığını, mahkeme gerekçesinde davacının borçlu olmadığını İİK 68. Maddesinde sayılan belgelerle ispat edemediğini esas aldığını, işbu mahkemenin kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesince de onaylanarak kesinleştiğini, her iki aracın devir tarihlerine bakıldığında her ikisinin de devir tarihi aynı olup 24.01.2018 tarihidir. Yani aynı anda devirler yapıldığını, davacıya verilen araç üzerine konulan rehnin tarihi de 24.01.2018’dir. Davacı ise ... plakalı aracı daha sonra devrettiğini söylediğini, halbuki her iki aracın devir tarihi ve rehin tarihi aynı tarih olduğunu, davacının, rehin sözleşmesinde geçen rehin bedeli olan 55.000,00 TL borcu + senet borçlarını ikrar etmiştir. Dolayısıyla iddianın hiçbir geçerliliği bulunmadığı gibi nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Selçuk Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş dosya arasına alınmıştır. Tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış, Mahkememize sunulan 28/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirketin, ... plakalı aracın satışından dolayı düzenlenmiş olan rehin sözleşmesini dayanak göstererek davacı ... aleyhine 27.000,00.-TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapmış olduğu, dosyada mevcut belgeler ve tarafların 2018 yılı ticari defter kayıtları incelenerek yapılan tespitlere göre; taraflar arasında davalı şirketin satmış olduğu ... plakalı aracın satışından dolayı davalı şirket satıcı davacı da alıcı olmak üzere 2018 yılında gerçekleşmiş bir ticari ilişkinin olduğu, davacı ...'nın 2018 yılında işletme defteri tutmuş olduğu, icra takibine dayanak gösterilen davaya konu aracın alışının, davacının 2018 yılı işletme defterinde “Demirbaş Alış KDV'si” açıklaması ile 3.203,39.-TL indirilecek KDV bedelli “Taşıt Alışı” olarak kayıtlı olduğunun görülmekte olduğu, ancak gelirler ve giderler kısımlarından oluşan işletme defterine sadece ticari işletmenin gelir ve gider belgeleri kaydedilmekte olup, işletme defterinde cari hesap oluşturulması mümkün olmadığından davalı şirketin bu araç satışından dolayı davacıdan alacağının olup olmadığı hususunda davacının işletme defteri kayıtlarından bir tespit yapabilmenin mümkün olmadığı, davalı şirketin ticari defterlerinde icra takibine ve davaya konu edilen aracın satışına ilişkin 24.01.2018 tarihli ve 21.000,00.-TL bedelli faturanın davacı borçlandırılmak suretiyle veresiye satış olarak kayıtlı olduğu, buna karşılık 750,00.-TL peşin (fatura günü) ve 9 adet 2.250,00.-TL bedelin de muhtelif tarihlerde bankaya gönderilmiş havaleler olarak tahsil edilmiş olduğu, sonuç olarak açık cari hesap şeklinde izlenmiş olan alışveriş sonucunda davalı şirketin davacıdan herhangi bir alacağının görünmemekte olduğu, davacının incelenen 2018 yılı işletme defterinin açılış tasdikinin süresinde yaptırılmamış (süresinden sonra yaptırılmış) olduğu, davalı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırılmış olduğu, defterlerin muhasebe usul ve prensiplerine uygun olarak tutulduğu, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin de olduğu ve süresinde yaptırıldığı, hususlarını bildirir rapor sunulmuş olduğu görülmüştür. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit davasıdır. Davacı Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Davacı borcun varlığını inkar etmeyip, ödeme yaptığını ve borcu kalmadığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte borcu ödediğine dair belgeleri dosyaya sunmamıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borcun düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:... , K:... ; 12.10.2011 gün ve E:... , K:... ; 04.12.2013 gün ve E:... , K:... ; 14.05.2014 gün ve E:... , K:... ; 17.04.2015 gün ve E:... , K:... sayılı ilamları). Davacı ... senetlerin bir kısmını davacı banka kanalıyla ödeyerek senetleri aldığını, kalan kısmının ise davalıya elden ödediğini ve senetlerini davalıdan aldığını ileri sürmüşse takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip olması, bu borcun ödendiğini 6100 Sayılı Kanunun 200/1-2 ve 201/1 maddeleri gereğince ispat edemediği lakin dava dilekçelerinde yemin deliline dayandıkları anlaşılmakla bu haklarını kullanıp kullanmayacakları hususunda Mahkememizce 15/02/2024 tarihli celsede yemin hakları hatırlatılmış, davacı taraf 22/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile yemin deliline dayanmayacağını, karşı tarafa yemin teklifinde bulunmadıklarını beyan etmiştir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve ... E., ... K. sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK’nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yemini kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Hangi maddi vakıanın çekişmeli olacağı başlangıçta belli olmadığından, davacının dayandığı yemin deliliyle hangi maddi vakıayı ispat edeceğini ayrıca mahkemeye bildirmesi gerekmemektedir. (Yargıtay HGK ... E. , ... K.) Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kendisine kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır. Bütün ispat vasıtalarında olduğu gibi yeminin de konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (HMK.m.225/1). Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK.m.225/2); tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki taraflı irade açıklamalarının yeterli görülmediği haller, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (HMK.m.226). Yemini, kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın, yemin teklif etmesinin hiçbir hukuki sonucu yoktur. İçtihadı birleşleştirmeye konu olan husus taraf yeminine ilişkindir. Bu anlamda tarafın bir delili kullanabilmesi için o delile usulüne uygun şekilde dayanmış olması gerekir. (YİBK ... E., ... K.) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi gereğince; senede bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Davacı Noterlikçe düzenlenmiş ipotek senedine karşı herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi, dava dilekçesinde yer aldığı için kendisine hatırlatılan yemin deliline de dayanmadığını bildirdiğinden; ispatlanamayan davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yargılama sırasında alınan 461,10TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 33,50TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yapılan 8,50TL vekalet harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-AAÜT'ye göre hesaplanan 27.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, 8-Karar Kesinleştiğinde; Talep olması halinde teminatın iadesi hususunun 6100 Sayılı Kanunun 392/2 maddesi gereğince 1 aylık süre dolduktan sonra değerlendirilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere karar verildi. 30/12/2024 Katip Hakim

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/256, K. 2024/830, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-256-e-2024-830-k-7d4faa086729