İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/318 E. 2024/849 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/318
Karar No
2024/849
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacının davalı borçlu ile arasında devam eden ticari ilişkiden dolayı toplam 31 fatura için alacaklı durumda olduğunu, davalının borcunu ödemediği için davacının icra takibi başlattığını, ancak davalının itiraz ettiğini, bu nedenle arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak tarafların anlaşamadığını, davalının haksız itirazının iptal edilmesi gerektiğini, taraflar arasında ticari e-faturalarla ilgili birçok alışveriş yapıldığını ancak 31 fatura bedelinin ödenmediğini, davalı tarafın faturaları kabul etmediğini , bu nedenle itiraz etmediği için icra takibi ve arabuluculuk süreçlerinin sona erdiğini, faturaların içeriği ve her iki taraf arasındaki hesaplar incelendiğinde, davalının davacıya borcu olduğunun açık bir şekilde ortaya çıkacağını, davalının borçları ödemekte geciktiğini ve icra takibi sonrası itiraz ettiğini, davacının müşteki durumunda kaldığını ve borçlunun mallarını kaçırması halinde zarar göreceğini,davalının sözleşmenin varlığına dair bir itirazda bulunmadığı için, mahkeme incelemesi sırasında taraflar arasında süregelen bir ticaret olduğu ve bu ticaretten doğan borç için davalının itiraz ettiği anlaşılacağı, davalının borcunu ödememek için hakkını kötüye kullanmakta ve alacaklıyı zarara uğratmaya yönelik hareketler içinde olduğunu bu nedenle, davalı/borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının ihtiyati haczine , davalı borçlunun Konya . İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davalı şirketin davacı şirkete dava konusu faturalara ilişkin borcunun bulunmadığını, davalının market zincirinin bulunduğunu, taraflar arasında bir ticaret bulunduğunu ancak bu zamana kadar gerçekleşen alışverişlerde davalı şirketin davalı şirkete tüm fatura bedellerini ödediğini,davalı şirkete davacı şirketten alınan ve müşterilere satılan ürünlerin bozuk olduğu hakkında çok fazla şikayet gelmeye başladığını, bu ürünlerin davacı şirkete iadesini davacı tarafın kabul ettiğini,ancak iade işleminin gerçekleşmediğini,bu sebeple davalı şirkete satılan bozuk ürünler nedeniyle davalı tarafın maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davalı şirketin mal kaçırmaya yönelik hareketlerde bulunduğu iddiasının gerçek olmadığını, davalı şirketin davacı şirkete dava konusu faturalara ilişkin borcunun bulunmadığını ve bu sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, ve davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı tarafın defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 25/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ile takibe konu edilen faturaların bedelinin ödenmesine ilişkin hesap bakiyesine çeşitli zamanlarda düzenlenen iade faturaları, çekler, nakit ve banka havalesi olmak suretiyle kısmi ödemeler yapıldığı, Davalı tarafın Davacı tarafa 237.867,62 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, 2024 yılı ticari defterlerinde görünen bakiye tutarının mevcut olduğu, (Davacı tarafça Takibe konu edilen ve talep edilen tutarında aynı alacak bakiyesi olduğu ) Davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan incelemede takibe konu edilen faturaların bedelinin ödenmesine ilişkin hesap bakiyesine çeşitli zamanlarda düzenlenen iade faturaları, çekler, nakit ve banka havalesi olmak suretiyle kısmi ödemeler yapıldığı ayrıca;davalı tarafın 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinde takibe konu edilen faturaların kapalı fatura olarak nakit ödeme (peşin) şeklinde 100.01 Kasa hesabının muhasebe kayıtlarına alındığı, dolayısıyla taraflar arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesinin oluşmadığı, takibe konu edilen faturaların nakit (peşin) ödenmesine ilişkin herhangi bir tediye makbuzu vb. belgeler tespit edilemediği yönünde rapor düzenlenmiştir. TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 237.867,62 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31 adet faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... - E K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu faturaların davalı defterinde de kayıtlı olduğu, faturaya konu hizmetin davalıya sunulduğu, bu durumda davalı tarafın fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği ortadadır. Davalı taraf ayıp definde bulunmuştur. Bu durumda her iki tarafın tacir olması ve satışın ticari nitelikte olması nedeniyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c. maddesine göre; '' Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.'' 6098 sayılı TBK'nın223. maddesine göre; ''Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' Tüm anlatılanlar doğrultusunda davalı vekiline ayıp ihbarını süresinde yaptığına ilişkin delilleri sunması ve ayıplı olduğu iddia edilen malların yerini bildirmesi için süre verilmiş ancak davalı taraf süresi içinde beyanda bulunmamıştır. Davalı tarafça süresinde ayıp ihbarı yapıldığının ve malın ayıplı olduğu usulünce ispatlanamadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve alacakta likit olduğundan davalının itirazı haksız olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; - Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, -237.867,62 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 47.573,52 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 16.248,73 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.872,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.375,88 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 4.004,95 TL harç gideri ve 4.340 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 8.344,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 38.058,82 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/12/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/318, K. 2024/849, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-318-e-2024-849-k-384cf0ac3379