İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/522 E. 2024/525 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/522
- Karar No
- 2024/525
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLLERİ : DAVALI : 2- VEKİLİ : DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili ...'in kullanımındaki ... plaka sayılı kamyonet ile ... sevk idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, müvekkil ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... Caddesinden ... Mahallesi ile Aile Sağlığı merkezi yönüne karşı istikamette seyir halinde iken ... Caddesi yönünden karşı istikamet yönünden gelen ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada, müvekkilin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın kullanılamaz hale geldiğini, Trafik kazası tespit tutanağına göre; kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'in ASLİ KUSURLU, müvekkilin ise TALİ KUSURLU olduğu kanaatine varıldığını, Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında kazaya ilişkin yargılamaya devam edildiğini, 10.04.2023 tarihinde Ticari Uyuşmazlıktan Kaynaklanan Zorunlu Arabuluculuğa (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)'a başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini, ... plakalı aracın halen davalı ... adına kayıtlı olması halinde bu aracın kaydına dava sonucunda verilen karar kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devir, satış veya temlikini önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ve bilirkişi raporundan sonra artırılmak üzere; müvekkil için 500 TL geçici iş görememezlik, 500 TL sürekli iş görememezlik, 500 TL fatura edilemeyen tedavi giderleri, 500 TL bakıcı giderleri maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi, diğer davalı ... açısından ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte şimdilik toplamda 2.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, davalının kusur durumu gözetilerek, telafi edici ve caydırıcı unsurları etkin olmak üzere müvekkil ... için 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/09/2022'den itibaren avans faizi ile ödenmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ve bilirkişi raporundan sonra artırılmak üzere; şimdilik 1.000 TL araç değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; 30.09.2022 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile ... Caddesinden ... Aile Sağlığı Merkezi yönüne karşı istikamete seyir halinde iken ... Caddesi yönünden gelip Doğanlar Caddesi yönüne karşı istikamete sürücü ... ... plakalı otomobili ile kavşağa girerek kavşak içerisinde aracının sol yan kısımları ile kamyonetin ön kısımlarının çarpışarak ve çarpmanın etkisiyle ... plakalı aracın ... Aile Sağlığı Merkezi önünde kaldırımda bulunan telekoma ait metal kutuya çarparak durmaları sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacının aksine işbu kazada müvekkilen BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, müvekkilinde radius distal uç kırığı ve sağ el bileğinde şekil bozukluğu meydana geldiğini, ayrıca Konya . Asliye Ceza Mahkemesi ... E. sayılı dosya mündericatında bulunan; Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi hastanesince 30.09.2022 tarihinde düzenlenen genel adli muayene raporunda "basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesi olmadığı, kemik kırığı olmadığı" şeklinde rapor tanzim edildiğini, davacı tarafın aracında değer kaybı oluştuğuna ilişkin iddialarını kabul etmemekle birlikte, değer kaybı bedeli belirlenirken aracın somut özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir talebine dair bir gerekçesinin bulunmadığını, sırf davacının soyut talepleri üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğinin, izahtan vareste olduğunun Yargıtay kararlarıyla da sabit bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının ve ihtiyati tedbir talebinin reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafça dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığının, kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 1.000.000-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat poliçe teminatına dahil değil olmadığını, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, dolayısıyla, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun da bulunmadığını, müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığını, davacı ...'in kaza esansında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ve alkollü olup olmadığının tespitinin gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken; vergilendirilmiş gelirin, yoksa asgari ücretin baz alınmasının gerektiğini, davaya konu aracın 2017 model olup kullanılmışlık ve yıpranmışlık düzeyi had safhada olan araçta ödenen bedelden daha fazla değer kaybının meydana geldiğinin düşünülemeyeceğini, araçta değer kaybından bahsedebilmek için aracın ilk ve tek hasarının olmasının bu sebeple başvuru konusu aracın geçmiş hasarlarının da araştırılmasının gerektiğini, davacı tarafça usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirlenen süre dolmadan müvekkil şirket yönünden alacağın muacceliyetinden söz edilmeyeceğini, müvekkil şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olduğunu, temerrüte düşmediğini ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla usulüne uygun başvuru yoksa temerrüdün dava tarihi olduğunun kabulü gerekli olduğunu ve davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda da davacı yanın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde, aracın hasara uğradığını iddia ederek ise değer kaybı tazminatı isteminde bulunmuştur. Davaya konu 30/09/2022 tarihli trafik kazasının davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Kahraman Caddesi istikametinden iki yönlü ... Caddesini takiben seyredip kendine DUR LEVHASI olan ... Caddesi Kavşağına solundan gelen trafik akımına dikkat etmeden giriş yaptığı sırada aracının sol yan kısımları ile solundan tek yönlü ... Caddesini takiben seyredip kavşağa hızını yavaşlatmadan giriş yapan sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin ön kısımları ile çarpışması, çarpışmanın şiddeti ile her iki aracında savrulması, savrulan araçlardan ... plakalı otomobil ön kısımları ile da yaya kaldırımı üzerindeki Türktelekoma ait panoya çarparak durması neticesinde meydana geldiği ve kaza tespit tutanağı içeriğine göre davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu anlaşılmıştır. Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davacının tali, davalı ...'in ise asli kusurlu olduğu tespit edilmiş, Mahkememizce tanzim ettirilen 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ile de davacının % 25, davalının ise % 75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce, 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının % 25, davalı ...'in ise % 75 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 30/09/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 27/11/2023 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 20 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 3 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 1 ay ve tedavi gideri zararının 6.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Davalı tarafça ibraz edilen mütalaa nitelikteki rapor ile ise davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine görekalıcı sakatlık niteliğinde olmadığı, davacının geçici iş göremezlik süresinin 3 gün olduğu ve bu süreçte başkasının yardımına muhtaç olmadığı belirlenmiştir. Her iki rapor arasındaki çelişkileri giderdiğinden ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 25/03/2024 tarihli Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen maluliyet raporu ile davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kalıcı sakatlık niteliğinde olmadığı, davacının geçici iş göremezlik süresinin 3 ay, bu süreçte başkasının yardımına muhtaç olmadığı ve tedavi gideri zararının 6.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. 20/04/2024 tarihli hesap raporu ile, kusur durumuna göre davacının geçici iş göremezlik zararının 12.375,79 TL ve tedavi gideri zararının 4.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Davacının değer kaybı tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise, 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'da değer kaybı hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda düzenleme bulunmadığından bu boşluğun da içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre araçta oluşan değer kaybı tutarının, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da bu husus vurgulanmıştır. Dosya kapsamına ve bahsi geçen yerleşik içtihatlar ile kabul edilen esaslara uygun olduğundan hükme esas alınan 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ile davacının kusur durumuna göre talep edebileceği değer kaybı tazminatı tutarının 60.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili, 28/05/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı istemini 12.375,79 TL'ye, tedavi gideri tazminatı istemini 4.500,00 TL'ye ve değer kaybı tazminat istemini 60.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının % 25, davalı ...'in ise % 75 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının kusur durumuna göre talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 12.375,79 TL, tedavi gideri tazminatı tutarının ise 4.500,00 TL olduğu, yine kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı oluştuğu, oluşan değer kaybı nedeniyle kusur durumuna göre davacının talep edebileceği tazminat tutarının 60.000,00 TL olduğu, davalı ...'in ... plakalı aracın işleteni ve sürücüsü olması, davalı sigorta şirketinin ise bu aracın ZMM sigortacısı olması nedeniyle davacının bu zararlarından sorumlu oldukları sonucuna varıldığından maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kabulüne, davacının yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olmaması ve iyileşme sürecinde başkasının yardımına muhtaç olmaması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, a) Davacının yaralanması nedeniyle, 12.375,79 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 4.500,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 16.875,79 TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 23/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminat isteminin reddine, b) Davacının yaralanması nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, c) Davacının aracının hasar görmesi nedeniyle, 60.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 23/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 6.276,03 TL harçtan, peşin ve ıslahla birlikte alınan 2.405,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.870,92 TL eksik harcın ( davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 3.238,93 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, 40,07 TL'lik kısmının davacıdan 3.079,93 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 2.405,11 TL harç giderinin ( davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 2.012,44 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL harç gideri, 4.540,25 TL yargılama gideri ve 6.450 TL (2.950 TL N.E.Ü. + 3.500 TL S.Ü. ) maluliyet raporu masrafları olmak üzere toplam 11.260,10 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 8.090,12 TL yargılama giderinin ( davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 6.769,29 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan 216 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 60,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 7-Maddi tazminat davasında; a-)Kendisini vekille temsil eden davacı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-)Kendisini vekille temsil eden davalılar için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara (eşit oranda) verilmesine, 8-Manevi tazminat davasında; a-)Kendisini vekille temsil eden davacı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 15.000 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, b-)Kendisini vekille temsil eden davalı ... için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024 Katip Hakim 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.