İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/324 E. 2023/863 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/324
- Karar No
- 2023/863
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALI : 2- VEKİLİ : DAVALI : 3- VEKİLLERİ: DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacı müvekkili ...'un, elektrikli bisikleti ile 28.05.2019 tarihinde sürücü ... idaresinde olan, ... Sigorta A.Ş sigortalısı, ... Tic. Ltd. Şti'ne ait ... plaka sayılı, Mercedes marka otobüsün ... Sokak ... Sokak ... Sokak kavşağında yaralamalı trafik kazasına karışmış olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağında müvekkiline kusur atfedilmiş olsa da bu durumun hatalı olduğunu, kazanın meydana geldiği kavşağın bir tarafında okul bulunmakta olduğunu, ...'nün, insanların yoğun yaşadığı bir meskunda olması, okul bulunan yer olması, evlerin ve yapıların çok bitişik ve aradı ardına olması ve bu sebeple kavşaklardan kenarların görülmesinin son derece güç olması, ...'nün diğer araçlardan çok daha ağır bir araç kullanması sebepleriyle çok daha dikkatli olması gerekirken hız sınırları kurallarını ihlal etmiş olduğunu, bir ticari araç şoförüne göre ihtiyatlı davranmamış olduğunu, oluşan kazaya başlı başına sebebiyet vermiş olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında meydana gelen kazada kusur raporu alınması için bilirkişi görevlendirilmesini, müvekkilinin ilgili zararının tespiti tazmini için davalı sigorta şirketine 09.02.2022 tarihinde iadeli taahhütlü posta yoluyla ulaşılmış olduğunu, davalı sigorta şirketinin yasal süresi içerisinde başvurularına cevap vermemiş olduğunu, bununla birlikte ticari uyuşmazlıklarda dava şartı gereği 16.11.2021 tarihinde Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... dosya numaralı dosyasından davalılara ve 24.03.2022 başvuru tarihli ... tarihli dosya numaralı dosya numarasından davalı ... Turizm Şirketi'ne karşı zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ancak bir sonuç alınamamış olduğunu, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkilinin kullanmış olduğu elektrikli bisikletin hasar almış olup müvekkilinin kendi imkanları ile elektrikli bisikletini tamir ettirmiş olduğunu, dava konusu kazadaki taraflara yüklenilecek kusur oranı net olmadığından dolayı hasar bedelinin netleştirilmesinin mahkemece bilirkişilere yaptırılacak değerlendirme ve tespitlere bağlı olduğunu, bilirkişilerce yapılacak değerlendirme ve tespitlere bağlı olduğunu, kaza sonucu hasar görüp müvekkilince tamir ettirilen müvekkile ait elektrikli bisikletin tamirat gördüğünden dolayı değer kaybına uğramış olduğunu, müvekkiline ait Epikriz Raporunda teşhis edilen yaralanmalardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin kalıcı iş göremezlik durumu ortaya çıkmış olduğunu, bu sebeple kalıcı maluliyet durumunun bilirkişilerce tespit edilerek maluliyet oranının hesaplanması gerekmekte olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin, Konya Eğitim Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmış ve ilgili heyet tarafından iş göremezlik raporu düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin geçici maluliyet durumunun bilirkişilerce tespit edilerek maluliyet oranının hesaplanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin tedavi giderlerini, bakıcı ve iaşe ihtiyaçlarını kendisinin karşılamak durumunda kalmış olduğunu, bu sebeple bu sebeple de bu giderlerin tazmininin de gerekmekte olduğunu, bu sebeple bilirkişilerce yapılacak değerlendirme ve hesaplanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin bu kaza sebebiyle manevi olarak da yıpranmış olduğunu belirterek; maddi tazminat talepleri için şu aşamada gerçek zararın tespit edilmesi mümkün olmadığından HMK 107. md. Gereğince belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davalarında; bilirkişilerle yapılacak tespit ve hesaplamalardan fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması şartıyla, şu aşamada, hasar bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, araç değer kaybı için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, kalıcı maluliyet için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, geçici maluliyet için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, tedavi giderleri ve bakıcı ücreti için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, kaza sonucu manevi olarak yıpranan müvekkili için davalı ... Sigorta haricindeki diğer davalılardan işleten sıfatıyla bulunan davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve sürücüsü ...'den 10.000,00 TL manevi tazminatın 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının zamanaşımı olan iki yıl geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerekeceğini, davacı tarafın, mahkeme dosyasına sunduğu delil ve belgeleri taraflarına tebliğe çıkartmadığından anılan tüm belgelere karşı cevap haklarının saklı olduğunu, davacı taraflarca müvekkil şirkete, usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmemiş olduğunu, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkil şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) uyarınca, sigortalının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranları için em Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek, kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz etmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için aksi düşünülür ve dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise, tazminat hesabı da uzmanlık gerektirdiğinden, Hazine Müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderleri taleplerinin teminat dışı olduğunu, davacının, motosikleti ile seyir halindeyken davaya konu kazaya karımış olduğundan, kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giyip giymediğinin tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, işbu davaya esas trafik kazasında davacı tarafın kask ve koruyucu tertibat kullanmaması halinin müterafik kusur indirimi sebebi teşkil emekte olduğunu, davacının yaralanma bölgelerine bakıldığında kask ve koruyucu ekipman kullanamadığını açıkça tespit edilmekte olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yaşanan trafik kazası ile dava konusu hasar ve değer kaybı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin tespit yaptırılması gerektiğini, bu kapsamda öncelikle olay mahallinde keşif yapılmalı ve akabinde uzman bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafça belirtilen araç hasarına ve değer kaybına ilişkin tutarların son derece fahiş olup işbu raporun taraflarınca kabulünün imkansız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu değer kaybının uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay İçtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında, sürücü olduğu elektrikli bisikletin kaza tarihini kapsar Kasko Sigorta Poliçesi olup olmadığının araştırılmasını, kasko poliçesinin mevcut olması halinde işbu poliçeden ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde haksız davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları ekinde yer alan formüle göre hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkil şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek; öncelikle zamanaşımı deflerinin ve usuli itirazlarının dikkate alınarak davanın reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28.05.2019 tarihinde yaşanan olay sebebiyle açtığı davadaki taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, müvekkil yönünden zamanaşımı itirazda bulunmakta olduklarını, bu sebeple davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde sunulmuş olan kaza tespit tutanağında, "Sürücü ...'nün karışmış olduğu kazada 2918 sayılı K.T.K'nin 52/1-A maddesini ihlal ettiği" kanaatine varılmış olduğunu, söz konusu olayda tutulan kaza tespit tutanağını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkil şirkete ait araç sürücüsü olan ...'nün fazlasıyla dikkatli, özenli, trafik kurallarına uyan bir sürücü olduğunu, kavşağa yaklaşırken sürücü ...'nün gerekli hız sınırlarına uymuş olduğunu, kazanın meydana geldiği kavşağın etrafında okul bulunmakta olduğunu, Sürücü ...'nün kullandığı güzergahta herhangi bir hız sınırı levhası, dur levhası, okul geçidi levhası bulunmamakta olup yerleşim yerinde otobüslerin hız sınırının 50 km olduğunu, davacı ...'un kullandığı güzergahta ise hem okul geçidi hem de kasisli yol levhası bulunmakta olduğunu, davacının kavşağa yaklaşmadan önce uyulması gereken bu trafik kurallarına uymamış, gerekli dikkati ve özeni göstermemiş olduğunu, tutanakta da "K.T.K'nin 57/C-1 maddesini ihlal ettiği" açıkça belirtilmiş olduğunu, dava dilekçesinde kazanın meydana geldiği kavşağın kenarlarının ev ve yapılarla kaplı olduğu, gelen aracın fark edilemeyeceğinin iddia edildiğini, eğer böyle bir durum var ise davacı ...'un daha da dikkatli davranması gerektiğini, davacıya verilen raporlarda davacının kalıcı bir maluliyeti olduğunun belirtilmediğini, hastanın çalışır vaziyette olduğunun belirtilmiş olduğunu, davacının kalıcı ve geçici maluliyet durumunu bulunmadığını, davacının manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, bu talebin reddi gerekmekte olduğunu, manevi tazminatın fahiş miktarda olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 28.05.2019 tarihinde davacının eşi ile birlikte elektrikli bisiklet ile müvekkil davalının kullandığı aracın yaralanmalı trafik kazasına karışmış olduklarını, tarafların beyanları doğrultusunda elektrikli bisiklet ile seyahat etmekte ve herhangi bir koruyucu ekipmanlarının da bulunmamakta olduğunu, zira davacının ve eşinin soruşturma aşamasında müvekkilden şikayetçi dahi olmamış olduklarını, davaya konu trafik kazasının takibi şikayete bağlı suç olduğunu, dava konusu dosya ile ilgili tazminatın varlığına, miktarına ve diğer unsurlara hükmedilebilmesi açısından olayın trafik kazası olup olmadığı, olayın oluş şekli, tarafları kusur oranlarının önem arz etmekte olduğunu ancak şikayetin varlığının şikayete bağlı suçlarda olayın araştırılması açısından ön koşul olduğunu, davacının, dava dilekçesinden ve kaza tespit tutanağından, elektrikli bisiklet sürücüsü olduğu anlaşılmış olup koruyucu tertibatlarını kullanmadığının aşikar olduğunu, herhangi bir koruyucu tedbir almadan karayolunda elektrikli bisiklet kullanan ve eşi ile birlikte yolculuk yapan davacının kusuru bulunmakta olduğunu, davacının birden fala kişi ile seyahat ederek yük, ağırlık ve hızını da kontrol etmekte zorlanmasının aşikar olduğunu, motorlu taşıtları karayollarında geçiş üstünlüğü bulunmakta olup davalı müvekkilin kontrollü bir şekilde kavşağa yaklaşmasına rağmen davacı tarafça gerekli dikkat ve özen gösterilmemiş olup geçiş üstünlüğüne de uyulmayarak yaralamalı trafik kazasının meydana gelmiş olduğunu, tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşmemiş olduğunu, bu nedenle kazaya sebebiyet veren tarafın tespiti ve oranlarının tespiti, olayla ilgili çelişkilerin giderilmesi ve konusunda uzman bir bilirkişiden oluşa uygun, denetime elverişli kusur raporunun temin edilmesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, SGK'nın ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderleri zararı ile manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Yine, davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde aracının hasara uğradığını iddia ederek hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatı istemlerinde bulunmuştur. Davaya konu 28/05/2019 tarihli trafik kazasının, sürücü ... sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile ... Sokak istikametinden ... Sokağı takiben seyredip ... Sokak ile ... Sokağın kesiştiği kavşağa geldiğinde, sağından gelen akımı kontrol etmeden kavşağa giriş yaptığı esnada aracının sağ yan kısımlarına sağından ... Sokağı takiben seyrederek kavşağa seyir hızıyla giriş yapan sürücü ... idaresindeki ... plakalı otobüsün ön kısmı ile çarpması sonucu meydana geldiği, kaza sonrasında görevli kolluk ekibi tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile kazanın oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un "Dört yönlü kontrolsüz kavşaklarda, motorsuz araç sürücüleri, motorlu araç sürücülerine ilk geçiş hakkını vermemek" maddesini ihlal ettiği, ... plakalı otobüs şoförü ...'nün ise "Kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak" maddesini ihlal ettiği belirlenmiştir. Mahkememizce tanzim ettirilen 18/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile kazanın oluşumunda elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında , ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Rapordaki bu tespitin kaza tespit tutanağındaki tespitlerle uyumlu olduğu, yine raporun dosya kapsamına ve olayın oluş şekline de uygun olduğu sonucuna varıldığından, Mahkememizce kazanın oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında, ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Davacının elektrikli bisikletinde oluşan hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'da araç değer kaybı tutarının ne şekilde belirleneceği konusunda bir düzenleme bulunmadığından bu boşluğun da içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre araçta oluşan değer kaybı tutarının, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da bu husus vurgulanmıştır. 18/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, davacıya ait elektrikli bisikletin kusur tenzili yapıldıktan sonraki hasar tutarının 712,43 TL, değer kaybı bedelinin ise 250,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varıldığından Mahkememizce davacının hasardan kaynaklı zararının 712,43 TL, değer kaybından kaynaklı zararının ise 250,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili 03/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile hasar bedeli talebini 712,43 TL'ye, değer kaybı tazminatını ise 250,00 TL ye çıkarmıştır. Davacının yaralanması nedeniyle oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, tedavi gideri zararı ile bakıcı ücreti gideri taleplerinin değerlendirilmesinde; Öncelikle zarar görenin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 28/05/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 06/04/2022 tarihli maluliyet raporu ile davacının yaralanmasının Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerine göre % 5 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 9 ayı bulacağı, bu sürenin 4 aylık kısmında bakıcıya muhtaç olduğu, tedavi giderlerinin ise 7.000 TL olacağı belirtilmiştir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 08/06/2023 tarihli maluliyet raporu ile davacının ameliyat olması halinde tamamen iyileşebileceği, ameliyat sonrası ise geçici iş göremezlik süresinin 1 ayı bulacağı, bu süre zarfında bakıcıya muhtaç olmadığı, tedavi giderinin ise 2.000 TL olacağı belirtilmiştir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 07/08/2023 tarihli maluliyet raporu ile davacının ameliyata engel durumunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davacıya maluliyet raporunda bahsi geçen ameliyat yönünden rızasının bulunup bulunmadığını açıklaması için süre verilmiş, davacı vekili 03.09.2023 tarihli beyan dilekçesi ile ameliyata rızalarının bulunmadığını bildirmiştir. Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir. Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K) TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM 3. HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. 29/10/2023 tarihli hesap raporu ile kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 64.551,37 TL, geçici iş göremezlik zararının 5.725,53 TL, bakıcı gideri zararının 2.558,40 TL ve tedavi gideri zararının 1.750,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının ameliyata rıza göstermemesi dikkate alındığında sadece sürekli iş göremezlik zararından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı ile Ankara BAM . HD. Nin ... E ... K sayılı ilamı da bu yöndedir. Bu kapsamda davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının müterafik kusur indirimi sonrasında 51.641,09 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı vekili 03/12/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 64.451,37 TL'ye sürekli iş göremezlik tazminatını 5.7253,53 TL'ye, tedavi gideri tazminatını 1.750,00 TL'ye, bakıcı gideri tazminatını 2.558,40 TL'ye çıkarmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında, ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait elektrikli bisiklette hasardan kaynaklı zararının 712,43 TL, değer kaybından kaynaklı zararının ise 250,00 TL olduğu, hasardan ve değer kaybından kaynaklı zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu, davacının yaralanmasında ise talep edebileceği sürekli iş göremezlik kaynaklı zararının 51.641,09 TL, geçici iş göremezlikten kaynaklı zararının 5.725,53 TL, bakıcı giderinden kaynaklı zararının 2.558,40 TL, tedavi giderinden kaynaklı zararının ise 1.750,00 TL olduğu, davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ile bakıcı ücreti zararlarından kaynaklı zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Reddedilen tutar salt müterafik kusur indiriminden kaynaklandığından davalılar lehine yargılama giderine hükmedilmemeiştir. 6098 sayılı TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanması, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 712,43 TL hasar bedeli tazminatı, 250,00 TL değer kaybı tazminatı, 51.641,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.725,53 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.750,00 TL tedavi gideri tazminatı ve 2.558,40 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 62.637,45 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 25/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... Ticaret Ltd. Şti. yönünden ise 28/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 28/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 4.961,86 TL harçtan, peşin ve ıslahla birlikte alınan 1.460,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.500,91 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 3.018,93 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320,00 TL. yargılama giderinin, davalı ... Sigorta A.Ş. 'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.541,65 TL harç gideri, 2.377,50 TL Meram Tıp Fakültesi Hastanesi rapor bedeli ve 3.095,65 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 7.014,80 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 6.049,07 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf, maddi tazminat davasında kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/12/2023 Katip Hakim 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.