Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2024/1487 E. 2024/1965 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1487
- Karar No
- 2024/1965
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1487 KARAR NO : 2024/1965 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2024 NUMARASI : 2024/189 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz KARAR TARİHİ : 20.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2024 tarih 2024/189 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 28.12.2023 tarihinde genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, ancak genel kurul kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin şirkette pay sahibi olmasına rağmen mobing, tehdit ve çeşitli yıldırma politikalarıyla odasını boşaltıp mecburen şirketten fiili olarak ayrılmak durumunda kaldığını, davalı şirketin 28.12.2023 tarihindeki genel kurul toplantısının bakanlık temsilcisi bulunmadan yapıldığını, genel kurulda finansal tabloları görüşülmemiş ya da TTK m.420/I uyarınca finansal tabloların müzakeresi azlığın talebi üzerine ertelenmiş ise ibra kararı alınamaması ve ertelenmesi gerektiğini, geçerli bir ibra kararından bahsedilebilmesi için öncesinde hesapların ortaya konulması gerektiğini, iptali istenen genel kurul toplantısında yönetim kurulunun faaliyet raporu okunmaksızın ve hesaplar incelenmeksizin, bu konuda pay sahiplerine itiraz hakkı tanınmaksızın ibra kararları alındığını, ayrıca genel kurul toplantısında A ve B grubu şeklinde şirket payları arasında ayrım yapıldığını, genel kurul toplantısında şirketin yönetim kuruluna seçilen üyelerin tamamının B grubu hissedarlardan oluştuğunu, A grubu hissedarların yönetim kurulunda yer alamadığını iddia ederek, öncelikle genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına, yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönündeki kararın kaldırılmasına, 28.12.2023 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiş; mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 25.04.2024 tarihli ara karar ile, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı ... A.Ş.'nin 28.12.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ibralarına yönelik oy çokluğu ile alınan kararın icrasının dava sonuna kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir. İTİRAZ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, 28.12.2023 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu ibra edilmiş olsa da, TTK 420 md kapsamında yapılan erteleme neticesinde gerçekleşen 07.02.2024 tarihli genel kurulda finansal tabloların değerlendirilmesi sonucunda usulüne uygun şekilde yönetim kurulunun ibra edildiğini, davacıların dava konusu genel kurul toplantısı tutanağına muhalefet şerhi koymadıklarından genel kurul kararının iptalini isteme haklarının bulunmadığını savunarak ihtiyati tedbire itiraz etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 03.07.2024 tarihli ara karar ile, davalı şirketin davaya konu 28.12.2023 tarihli genel kurul toplantısında 4 nolu gündem maddesi ile finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine karar verilmesine rağmen bu finansal tabloların müzakere edilmeksizin gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmesinin işin doğasına aykırı olduğu, finansal tablolar ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasının doğrudan ilgili olduğu, sözü edilen hususun hukuka aykırı olduğu iddiasının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlandığı, TTK'nun 449 ve HMK'nun 389. madde hükümlerinde öngörülen geçici hukuki koruma şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle 25.04.2024 tarihli "genel kurul kararının icrasının dava sonuna kadar geri bırakılmasına" yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, cevap dilekçesinde ifade ettikleri hususların ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, dava konusu 28.12.2023 tarihli genel kurul toplantısında davacının istemi üzerine TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiğini, yönetim kurulu finansal tablolar incelenmeksizin ibra edilmiş olsa da TTK'nın 420. maddesi kapsamında yapılan erteleme neticesinde gerçekleşen 07.02.2024 tarihli genel kurulda finansal tabloların değerlendirilmesi neticesinde usulune uygun şekilde yönetim kurulunun ibra edildiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin 25.04.2024 tarihli ara kararın gerekçesinin ortadan kalktığını; dava konusu genel kurul toplantısı tutanağına muhalefet şerhi koymayan davacıların genel kurul kararının iptalini isteme haklarının bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Talep, davalı şirketin 28.12.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali iptali istemiyle açılan davada, dava konusu kararların davanın sonuna kadar icrasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile gündemin 6. maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin ibralarına yönelik oy çokluğu ile alınan kararın icrasının dava sonuna kadar geri bırakılmasına, fazlaya dair genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması istemin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacıların iddialarında haklı olup olmadıkları yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, davaya konu 28.12.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ibralarına yönelik karar uygulandığında, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davaya konu genel kurul kararının butlanına veya iptaline karar verilmesi halinde, hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, telafisi güç ya da imkansız durumlar ortaya çıkacağı ve yeni uyuşmazlıklar doğacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, TTK'nın 449. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ibralarına yönelik kararın yürütmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuka ve dosya kapsamına uygun bulunmakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı yönünden istinaf karar harcı olan 704,50 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 276,90 TL harcın ihtiyati tedbire itiraz eden davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz eden davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20.11.2024