İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/235 E. 2025/247 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/235
Karar No
2025/247
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/235 Esas KARAR NO : 2025/247 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 12/11/2024 KARAR TARİHİ : 12/03/2025 Kınık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı sonrası mahkememize tevzi edilen Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İstemli dava dosyasının incelenmesi sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı şirketteki payını ...'ten satın aldığını ve şirket müdürü olarak 25.04.2024 tarihinden itibaren görev yaptığını, şirketin payını satın almak gibi bir fikrinin bulunmadığını, çalışmak amacıyla Kınık ilçesindeki... Madencilik İnş. Tarım Hayvancılık İthalat İhracat Ticaret Ve San. Ltd. Şirketinde bilgisayar uzmanı ve muhasebe sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, bu şirketin konkordato ilanı üzerine şirket sahibi ...'in işleri yürütmek bakımından kendilerine yardımcı olmak için babasına ait davalı şirketteki tüm payları almasını ve müdür olarak yetkilendirilmesini kendisinden istediğini, bunda bir sakınca olmayacağı ve çalıştığı insanlara yardımı olacağı, en azından işini de kaybetmeyeceğini düşünerek teklifi kabul ettiğini, ancak olayın bu boyutta olmadığını, şirketin konkordato ilan eden şirketin faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulduğunu ve her geçen gün borca battığını gördüğünü, bu sebeple şirket payının alınmasını talep ettiğinde şirkete ait borçların varlığı nedeniyle bunun olmayacağının dile getirildiğini, bu konuda kendisine yardımcı olmadıklarını, mevcut haliyle borca batık olan ve konkordato veya iflas istenmesi gereken bir şirketin ortada olduğunu, bu süreçleri yürütme imkanının mevcut olmadığını, bu sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmesinin gerektiğini, şirkette aslında çalışan olduğundan şirket müdürü olarak görev yaptığı süre boyunca İş Kanunundan kaynaklanan hak ve alacakları bakımından ayrı bir dava açacak olması nedeniyle huzur hakkı talebinde bulunmadığını bildirmiş, davalının borçlanmasına yönelik iş ve işlemlerin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, TTK'nun 638(2) maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı iddiası ile davacının, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir. Ticaret sicil kayıt örnekleri ile dava dilekçesine ekli belge örneklerinden; Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil nosunda kayıtlı davalı şirketin 02/09/2021 tarihinde sicile tek ortaklı Limited Şirket olarak tescil edildiği, ortağının ... olup, sermayesinin 25,00 TL değerinde 20.000 paya ayrılmış, 50.000,00 TL olduğu, ...'in şirket ana sözleşmesi ile aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçildiği, 25/04/2024 tarihinde tescil ve ilan edilen pay değişikliği ile 24/04/2024 tarihli genel kurul kararına dayalı olarak ...'e ait tüm şirket payının davacıya devredilerek davacının şirketin tek ortağı olduğu gibi aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden temsile yetkili seçildiği ve önceki yetkili ve ortak ...'in görevine son verildiği, buna göre, dava tarihi itibarıyla davacının, davalı şirketin tek ortağı ve münferiden tek yetkilisi olduğu görülmüştür. Davacının, davalı şirketin tek ortağı ve tek yetkilisi olması nedeniyle bu sıfatla ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete karşı açtığı bu davada TBK'nun 426(2) maddesi uyarınca, davacı ile davalı şirket arasında menfaat çatışmasının doğmuş olması nedeniyle davalı şirketin, davada temsilinin sağlanabilmesi için davalı şirkete temsil kayyımı atanması zorunludur. Dava dilekçesindeki anlatımdan davacının, davalı şirkette pay sahibi olmak gibi bir niyeti bulunmasa da kendi iradesi ve seçimi ile ve payı devralmak koşullarını bilerek davalı şirketteki payı devraldığı bellidir. Dava dilekçesinde, payın devralınmasında TBK'da sayılan irade fesadı hallerine dayanılmamıştır. Davacı, davalı şirketin borca batık olup, konkordato veya iflasının istenmesi gereken durumda bir şirket olduğunu, bu süreçleri yürütme imkanının olmaması nedeniyle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini talep ettiğini bildirmektedir. Bir başka deyişle ileri sürülen haklı sebep; davalı şirketin, borca batık olması nedeniyle konkordato veya iflasının istenmesi konusunda yapılması gereken işlemler yönünden davacının imkanının olmadığı iddiasıdır. Dava dilekçesinde dile getirilen bu sebebin şirket ortaklığından çıkma konusunda yasal bir haklı sebep niteliğinde bulunmasının mümkün olmadığı gibi şirketin tek ortaklı şirket olması nedeniyle davacının, şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi konusunda bir hüküm kurulması da mümkün değildir. Tek ortaklı limited şirketlerde, ortağın aynı zamanda şirket yöneticisi olması halinde yasal çerçeve içinde şirketin koşulları varsa iflasını talep etmek, şirket adına konkordato talebinde bulunmak veya kendisi tarafından alınacak bir genel kurul kararı ile şirketin feshi ve tasfiyesi yoluna gitmesi mümkün olup, ortağın bu konudaki yasal yetkilerini kullanma imkanı varken şirket ortaklığından çıkma veya şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmesinde hukuki yararı yoktur. Yargıtay...Hukuk Dairesinin... karar sayılı ilamı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesinin 11.01.2024 tarih,...sayılı ilamında; davacının, tek ortak olması halinde fesih kararı alarak TTK'nun 636.maddesi uyarınca şirketin tasfiyesini sağlayabileceği, bu nedenle şirketin feshi ve tasfiyesi talepli dava açılmasında hukuki yararının bulunmadığı belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının, davalı şirketin tek ortağı ve münferiden yetkilisi olması karşısında ortaklıktan çıkma talebine ilişkin davasının dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, ortaklıktan çıkma talebine ilişkin olarak iddia ettiği haklı nedenin, yasal ve kabul edilebilir haklı neden niteliğinde olmadığı gibi konkordato talep etme, şirketin iflasını isteme veya şirketin fesih veya tasfiyesi yoluna gitmesi konusunda tüm yasal haklarını kullanmasının mümkün bulunması karşısında dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, her ne kadar davalı şirket ile davacı arasında davanın açılması ile birlikte doğan menfaat çatışması nedeniyle davalı şirkete temsil kayyımı atanması gerekir ise de, davanın, duruşma açılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle usul ekonomisi, yargılamanın hızı ve davacının yasal haklarını bir an önce kullanması açısından temsil kayyımı atanmaksızın karar verilmesinin usul ve yasa hükümlerine uygun bulunduğu gibi HMK'nun 320(1) maddesi uyarınca, ön incelemenin dosya üzerinden yapılmasının mümkün olup, davalı şirkete temsil kayyımı atanması zorunluluğu karşısında davalı şirketin, tek ortağının ve yetkilisinin davacı olduğu, şirketin bu aşamada davada temsil edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edilerek cevap hakkı tanınmasının ve dilekçeler teatisinin yapılmasının bir anlamının bulunmadığı, davalı şirkete temsil kayyımı atanıp, dilekçeler teatisi yapılmış ve duruşma açılmış olsa dahi uzunca bir süreci alacak ve gereksiz yargılama giderlerine yol açacak bu işlemlerin dosyaya ve verilecek karara etkili olmayacağının açık olması karşısında şeklen yerine getirilmesinin usul ve yasa açısından bir gerekliliğinin bulunmadığı, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin zorunluğu bulunduğu göz önünde tutulduğunda, davalı şirkete temsil kayyımı atanması konusunda dava açmak üzere davacıya süre verilmemiş, dilekçeler teatisi yapılmamış, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile karar verilmiş, davanın hukuki yarar yokluğuna bağlı olarak reddine karar verilmesi nedeniyle ve davacının, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle şirketin borçlanmasına yönelik iş ve işlemlerin durdurulması konusunda talep ettiği ihtiyati tedbir yönünden de haklılık, usul ve yasaya uygunluk ile hukuki yararın bulunmadığı dikkate alınarak, ihtiyati tedbir isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın, hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK'nun 114(1/h) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Davacının, ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 187,80TL harcın, davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından arta kalanın HMK 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2025

Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/235, K. 2025/247, T. 12.03.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-235-e-2025-247-k-0568bfe43a44