İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/266 E. 2024/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/266
- Karar No
- 2024/559
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/266 KARAR NO : 2024/559 DAVA : Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Tasfiye Halindeki... Kurumu A.Ş'nin müvekkiline olan 1.037,50 USD ve 9.918 USD tutarındaki borçlarını temlik aldığını, tarafların borçlarını dilekçe ekinde sunulan 2 adet sözleşmede belirlenen vadelerde taksitler halinde ödenmesi hususunda anlaştıklarını, davalının 9.918 USD tutarındaki borcunu 28.09.2015 tarihinden itibaren hiç bir taksidini ödemediğini, ödenmeyen taksit toplamının 4.068 USD olduğunu, alacağın tahsili için İzmir... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının itirazı üzerine İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, kararın düzeltilerek onandığını beyan etmekle, davalının itirazının iptaliyle takibin devamına, kötü niyetli olarak itiraz eden ve takibi durduran davalının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, işbu davanın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığını, bu itibarla uyuşmazlıkta göreli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, konusu aynı olan davada, İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK 4. Maddesinde sayılı ticari davalardan olmadığı ve her iki tarafın tacir olmadığı gibi uyuşmazlığın da ticari işletmeyle ilgili olmadığı gerekçeleriyle davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, anılan davanın kaynağı olan sözleşme incelendiğinde alacaklının aynen kaldığını, borçlunun değiştiğini ve borcun nakledilemediğini, bu nedenle de asıl borcun ödenme zamanı gelmeden yada ödenip bitmeden borcu nakledilen taraftan ödemelerin istenmesinin mümkün olmadığını, borcu nakil alan müvekkili şirketten borcun istenebilmesi için muaccel hale gelmesinin gerektiğini, borcu nakleden şirketin tasfiye halinde olduğundan dolayı borcun ödenebilir hale gelmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere karşı taraf davacının dava tarihindeki dolar kurundan hesap yapması ve bu talebinin hukuka ve sözleşme hukukuna aykırı olduğunu, her taksidin satış kuru hesaplanarak tl olarak talep edilmesi ve yasal faiz yürütülmesi gerekirken alacağın dava tarihindeki dolar ve faiz üzerinden istenmesi sözleşme hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu, dava dayanağı alacağın cinsinin (TL-Dolar) olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı verilemeyeceğini beyan etmekle, görevsizlik kararı verilmesine, davanın esastan keddine, kabul anlamına gelmemek üzere her taksidin satış kuru hesaplanarak TL olarak talep edilmesi ve yasal faiz yürütülmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretnin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve beyanları, 3-İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, 4-İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası, 5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 6-Davacı...'ın vergi sicil kayıtları, esnaf sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan davanın, davacının dava dışı Tasfiye Halindeki ... Kurumu Anonim Şirketinden olan alacaklarının, alacağı temlik alan davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... borçlunun İzmir ...m Ve Pazarlama Satış Organizasyonu Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde toplam 5.547,41 USD üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca; "Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına," karar verildiği aşikardır. Yukarıda yer verilen karar kapsamında, davaya konu icra takibine dayanak alacağın, davalı Tasfiye Halindeki... Kurumu A.Ş'nin davacıya olan 1.037,50 USD ve 9.918 USD tutarındaki borçları temlik almasından ve tarafların aralarında yaptıkları sözleşmede belirlenen vadelerde taksitler halinde ödenmesinden kaynaklı olduğu, uyuşmazlığın temeli olan kar zarar katılım sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu ve bankacılık işlemi olduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca talebe konu uyuşmazlık açısından İzmir İlinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılındığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olarak belirlenen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya, ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı ...n vergi sicil kayıtları, esnaf sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacının dava dışı Tasfiye Halindeki... Kurumu Anonim Şirketinden olan alacaklarının, alacağı temlik alan davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde toplam 5.547,41 USD üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davaya konu icra takibine dayanak alacağın, davalı Tasfiye Halindeki ... Kurumu A.Ş'nin davacıya olan 1.037,50 USD ve 9.918 USD tutarındaki borçları temlik almasından ve tarafların aralarında yaptıkları sözleşmede belirlenen vadelerde taksitler halinde ödenmesinden kaynaklı olduğu, uyuşmazlığın temeli olan kar zarar katılım sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu ve bankacılık işlemi olduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının...Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca talebe konu uyuşmazlık açısından İzmir İlinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılındığı anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak yapılan inceleme neticesinde, güncel Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda aynı adliyede bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile İhtisas Mahkemesi sıfatını haiz bir diğer Asliye Ticaret Mahkemesi arasında İhtisas Mahkemesi sıfatına binaen bulunan ilişkinin iş dağılımı ilişkisi olduğu da gözetilerek, açılan davanın ihtisas mahkemesi sıfatını haiz İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davaya konu uyuşmazlığın İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca İzmir İli açısından İhtisas Mahkemesinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlendiği anlaşılmakla, dosyanın ihtisas mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ihtisas mahkemece dikkate alınmasına, 3-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına, 4-Kararın resen taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kesin olmak üzere karar verildi. 26/09/2024 Katip... e-imza Hakim ... e-imza