İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/190 E. 2024/678 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/190
- Karar No
- 2024/678
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/190 KARAR NO : 2024/678 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 05/03/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait... plakalı araca, davalı ... şirketine ZMMS kapsamında sigortalanan ... plakalı araç tarafından 29.09.2022 tarihinde %100 kusurlu olarak çarpıldığını, müvekkiline ait ...plakalı araçta hasar ve değer kaybı oluştuğunu, söz konusu değer kaybı için kusurlu sigorta şirketine ZMMS kapsamında tazmini için İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası takip açıldığını ancak borçlu davalı tarafından itiraz edilerek takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, açıklanan gerekçelerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek zararın tespiti gerektiğini, sorumluluklarının kusur oranı ve 100.000,00-TL poliçe limiti dahilinde olduğunu, 12.12.2022 tarihinde 13.963,67-TL hasar bedeli, İzmir ... İcra Dairesine 26.10.2023 tarihinde 16.378,16-TL bakiye hasar bedeli veya değer kaybı ödemesi ve 1.294,85-TL ek ödeme yapıldığını, yapılan araştırmada davaya konu aracın davaya konu kaza öncesinde, kazaya karıştığını pert işlemine tabi tutulduğunu beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve savunmaları, 3-İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, 4-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, 5-Davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı tarafından yapılan başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, 6-29/09/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, 7-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyası, 8-Otomotiv alanında uzman bilirkişinin 10/10/2024 havale tarihli raporu, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 29/09/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'ya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ile değer kaybı bedelinin tazmini amacıyla ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirktten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ise ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhinde 9.900,00-TL asıl alacak, 783,59-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 10.683,59-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu trafik kazasının maddi hasarlı trafik kazası olduğu ve taleplerin araçta oluşan maddi hasarların tazminine yönelik olduğu, kazanın 29/09/2022 tarihinde gerçekleştiği, icra takibinin 23/11/2023 tarihinde, davanın ise 05/03/2024 tarihinde ikame edildiği, icra takibinin başlatılması ile birlikte zamanaşımı süresinin kesildiği, bu kapsamda 2 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. 29/09/2022 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında yer alan bilirkişi heyetinin 25/05/2023 tarihli raporları ve kazanın meydana geliş şekli birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının seyir halinde iken park halinde bulunan... plakalı araca çarpmak suretiyle kazanın meydana gelmesine sebep olan ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın bir otomotiv alanında uzman bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 29/09/2022 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil kayıtları, davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, ekspertiz raporu, dava konusu ...7 plakalı araca ait tramer kaytları ve sair deliller göz önünde bulundurularak; dava konusu 12/12/2023 tarihli trafik kazası sonucunda ...plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle dava konusu araçta varsa oluşan değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, otomotiv alanında uzman bilirkişi 10/10/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; kaza ile hasarın uyumlu olduğu, değer kaybı bakımından davaya konu aracın davaya konu kaza öncesinde ağır hasar (pert) kaydı olmadığı yönünde bir karara varılması durumunda 2010 model Aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, kaza tarihinde, onarım sonrası rayicinin 272.500,00-TL ile 277.500,00-TL olduğu, ortalama değerinin 275.000,00-TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin gerçek zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (290.000,00-TL) onarım sonrası rayici (275.000,00-TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 15.000,00-TL olduğu, mahkememizce davaya konu aracın davaya konu kaza öncesinde ağır hasar (pert) kaydı olduğu yönünde bir karara varılması durumunda Yargıtay yerleşik kararlarına göre, öncesinde “Ağır Hasar (Pert)” kaydı bulunan araçlarda değer kaybı oluşmayacağını mütalaa etmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde...plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı tarafından yapılan başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, 29/09/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyası, otomotiv alanında uzman bilirkişinin 10/10/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 29/09/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'ya ait ...plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ile değer kaybı bedelinin tazmini amacıyla ...plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirktten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasını ... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde iken park halinde bulunan... plakalı araca çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza sebebiyle davacıya ait araçta hasar oluştuğu, her ne kadar İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazasında oluşan hasar sebebiyle davacıya ait... plakalı araçta 10.000,00-TL değer kaybı meydana geldiği tespit edilmiş ve yargılama neticesinde davacı tarafın değer kaybı bedelinin dava dilekçesindeki miktar olan 100,00-TL üzerinden kabulüne karar verildiği görülmekte ise de, bahsi geçen kararın miktar itibarıyla kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle herhangi bir üst yargı merci denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu durumun bakiye değer kaybı bedeli olduğu iddia edilen 9.900,00-TL yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, bahsi geçen kararda hüküm altına alınan 100,00-TL haricinde kalan ve kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen 9.900,00-TL tutarındaki bakiye değer kaybı bedeli açısından İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası hükmünün mahkememizi bağlar niteliğinin bulunmadığı, bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere davaya konu aracın dava konusu trafik kazasından önce karıştığı trafik kazasında aldığı hasarlar dolayısıyla pert total işlemine tabi tutulduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi çerçevesinde mahkememizin yerleşik uygulamasına göre pert total işlemine tabi tutulan araçlar açısından, sonradan aldığı hasarların değer kaybı oluşturulmasının mümkün olmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın usulüne uygun deliller vasıtasıyla davasını ispatlayamadığı, pert total kaydı bulunan araç açısından değer kaybı talebinde bulunulmasında hiçbir haklılık bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcı, davanın açılışı sırasında peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 9.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır