İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/681 E. 2024/11 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/681
- Karar No
- 2024/11
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/681 KARAR NO : 2024/11 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2023 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ...'in vekili Av. ...'ın vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 07.10.2021 tarihinde ... Saraciyetekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti.'e ait ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkili ...'e ait ve onun sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sigortalı araç sürücüsünün, ... ili, ... ilçesi, ... caddesi, ... istikametinde; müvekkili trafik kurallarına uygun bir şekilde sol şeritte seyrederken orta şeritteki sigortalı araç sürücüsünün sol şeride geçmeye çalışırken müvekkili aracına sağ taraftan çarpması neticesinde gerçekleştiğini, husumetin 1 no'lu davalıya kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü sıfatıyla 2 no'lu davalıya araç sahibi ve işleteni sıfatıyla, 3 no'lu davalı ... Türk Sigorta A.Ş. ne ...plakalı aracın 27.12.2020-27.12.2021 tarihleri arasında geçerli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi nedeniyle poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak; 4 no'lu davalı ... A.Ş. ne 30.12.2020-30.12.2021 tarihleri arasında geçerli ... poliçe numaralı İMMS klozu içerir genişletilmiş kasko poliçesi nedeniyle ve ZMMS poliçe teminat limitini aşan tutar bakımından yönetildiğini, 3 ve 4 numaralı davalılar sigorta riskini üstlenmeleri nedeniyle zararın tamamından sorumlu olduğunu, davalılar açısından “zarar ve eylem”, “zarar ve motorlu aracın işletilmesi” arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığını, aynı kanunun Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesinde hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlendiğini, yine Türk Ticaret Kanununun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğini, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemeleri işbu davada görevli olduğunu, kanun maddesi yeterli açıklıkta olup işbu maddenin yorum yolu ile değiştirilmesinin mümkün olmadığını, maddede işlemi yapma şartı açıkça acentenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi için getirilmiş olup davanın sigortanın şubesinin bulunduğu yer mahkemesinde işlemi şubenin yapma şartı aranmadığını, HMK’ya göre özel kanun niteliğinde olan KTK ve sigorta poliçesi genel koşullarına uygun olarak İzmir’de davalı sigorta şirketin şubelerinin bulunması nedeniyle İzmir Mahkemeleri görülen davada yetkili olduğunu, 3 ve 4 nolu davalı İzmir’de şube şeklinde örgütlendiğini, bu sebeple açılan davada HMK madde 7 gereği İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulünün gerektiğini, dava açılmadan arabuluculuk yoluna gidilmiş, dava şartı yerine getirilmiş ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin daimi ikametgâhı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilinin zararı gidermek için yabancı para üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, bu durumda müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı zararı da Euro üzerinden hesaplanmalı ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgâhı da Almanya olduğundan araçtaki zarar da Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketleri temerrüde düştüğünü, Karayolları Trafik Kanununa göre sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması hâlinde zarar gören dava açabileceğini, taraflarınca yapılan başvuru davalı sigorta şirketleri tarafından 15 gün içinde cevaplanamadığını, müvekkili adına davalı sigorta şirketlerine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarı ... Türk Sigorta Şirketi'ne 06.06.2023 tarihinde, ... A.Ş.'ne ise 17.07.2023 tarihinde teslim edildiğini, KEP ile gönderilen iletilerin gönderimin ertesi iş günü sonunda okundu sayıldığını, buna göre hasar ihbarının davalı ... Türk Sigorta Şirketi'ne 07.06.2023 tarihinde, ... A.Ş.'ne ise 18.07.2023 tarihinde yapıldığının kabulü gerektiğini, davalı ... Türk Sigorta Şirketi ile ... A.Ş. ödemekle yükümlü oldukları zarar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonunda temerrüde düşmüş sayılacaklarını, davalı ... Türk Sigorta 20.06.2023 tarihinden ... A.Ş. ise 31.07.2023 tarihinden itibaren temerrüt (yasal) faizine hükmolunması gerektiğini, müvekkili tarafından ödenen yurtdışı bilirkişi ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak davalılara yükletilmesi gerektiğini, müvekkilinin aracının tamirinin ekonomik olduğunun tespiti için aracın rayiç değer tespitinin ve hasar bedelinin tespiti gerekmekte olduğunu, müvekkilinin aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'daki rayiç değerinin ve zararın tespiti için 1.002,22 EUR yurt dışı bilirkişi ücreti ödediğini, işbu meblağın fiili ödeme günü tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden yargılama giderlerine dâhil edilerek hüküm altına alınması gerektiğini, davalıların muhtemel süre uzatım talebinin reddi gerektiğini, taraflarınca takip edilen benzer pek çok davada dava dilekçeleri tebliğ edildikten sonra davalılar sayın mahkemeden süre uzatım talebinde bulunduğunu, ancak davalının işbu yöndeki muhtemel talebi yargılamayı geciktirme mahiyetinde olup usul ekonomisine de aykırı olacağından sayın mahkemece kabul edilmemesi gerektiğini, gerek davanın açılması sırasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinde gerekse de davalı sigorta şirketlerine yapılan başvurularda gerekli belge ve deliller tarafımızca davalıların bilgisine sunulmuş olduğundan, davalıların davaya 2 haftalık yasal sürede cevap vermesinin çok zor veya imkânsız olduğu iddiası kabul edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davalı tarafların süre uzatım talebinde bulunması durumunda işbu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne, hasar bedelinden oluşan 5.950,00 EUR maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk lirası karşılığının; 1 ve 2 numaralı davalılardan kaza tarihi olan 07.10.2021 tarihinden itibaren, 3 numaralı davalı ... Türk Sigorta AŞ. den (kaza tarihinde geçerli ZMMS teminat limiti ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 20.06.2023 tarihinden itibaren, 4 numaralı davalı ... A.Ş. den (ZMMS teminat limitini aşan kısım bakımından İMMS teminat limiti dahilinde sorumlu tutulmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 31.07.2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek değişken faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin Bilirkişi Ücreti olarak ödediği 1.002,22 EUR’nun yargılama giderlerinden sayılarak fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk lirası olarak davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, arabuluculuk aşaması ile ilgili vekalet ücreti de dikkate alınarak bu hususta ayrıca hüküm kurulmasını ve kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Türk Sigorta Şirketi vekili Av. ...'nın vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülmekte olan uyuşmazlığa ilişkin müvekkili olan şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın karışmış olduğu kaza sonucu davacı tarafa ait aracın uğradığı maddi hasar talep edildiğini, müvekkili olan şirketin ZMMS Poliçesi uyarınca 43.000 TL teminat limiti bulunduğunu, davacının hasar ihbarı sonrası ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, herhangi ödeme yapılmadığını, taraflarına evrak ve resimler üzerinden tespit amacı ile atanan aracın incelenmiş olduğunu, aracın çarpılma sonucu ön kaporta kısımlarından hasar aldığı ayrıca gözlendiğini, taraflarına gönderilen hasar ekspertizinde değiştiği belirtilen, sağ ön çamurluk onarılabilecek durumda olduğu görüldüğünü, davacının Euro üzerinden alacak talep edilmesinin kabul edilmez olduğunu, müvekkili olan şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz ettiğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususları da değerlendirilemediğini, başvuruya konu kazanın hangi sebeple meydana geldiği her durumda araştırılması gerektiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesine etki edecek trafik işaret ve lambalarından, yolun yapısından ve trafik güvenliğini tehlikeye atacak derecede görüşü engelleyecek bir hususun bulunup bulunmadığı ayrıca belirlenmesi gerektiğini, ancak kaza tespit tutanağında bu hususlara ayrıntılı olarak değinilmediğini, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda yetkili merci tarafından kusur durumunun gerçek değerinin belirlenebilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından euro üzerinden dava ikame edilmişse de aracın Almanya'da onarıldığına ilişkin hiçbir fatura ve evrak sunulmamış olup aracın almanyada onarıldığının veya onarılacağının ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere başvuran tarafça sunulmuş olan ekspertiz raporunda belirtilen araç hasarına ilişkin tutarların son derece fahiş olduğunu, işbu raporun taraflarınca kabulünün imkansız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu araç hasarının uzman sigorta eksperi tarafından yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, müvekkili olan şirket nezdinde tanzim edilen poliçe, trafik poliçesi olup bu poliçe ile şartların yerine gelmesi halinde sigortalı aracın neden olduğu doğrudan zararlar karşılandığını, bunun tipik örneği araç hasarı olup araçta meydana gelen hasarlar, sigorta genel şartları dahilinde karşılandığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile başvuru konusu değer kaybının Uzman Sigorta Eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili olan şirketin hasar ekspertiz incelemesinden sonra keyfi olarak ekspertiz incelemesi yaptırılarak ekspertiz ücreti talep edilmesinin makul gider olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığın, başvuru sahibi vekili tarafından söz konusu eksper raporu makul gider olarak müvekkili olan şirkete ibraz edilmediğinden başvuru olumlu sonuçlanmadığını, başvurucuda eksiklikleri tamamlamak yerine ekspertiz ücreti karşılanması talebiyle işbu başvuru yapılmış ise de talebin reddi gerektiğini, müvekkili olan şirkete yapılan ihbar üzerine görevlendirilen eksper tarafından ekspertiz incelemesi yapıldığı anlaşıldığından, mevcut eksper ataması incelendiğinde yapılan atamanın yukarıda anılan hususlarla ilişkilendirilmesi mümkün olmadığını, başvurucu dayandırdığı eksper raporunu ve bu rapor için talep edilen eksper ücretini kabul etmediğini, buna ilişkin istemin reddini talep ettiklerini, bununla birlikte aksinin kabulü halinde dahi söz konusu harcamanın zararın tespitine ilişkin bir masraf olduğunu, dolayısıyla usul mevzuatı ve yerleşik içtihatlar gereğince tespit masrafı olarak değerlendirilmesi ve dolayısıyla yargılama giderlerine eklenmesi gerektiği kabul edilmesi gerektiğini, davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretine ilişkin masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ... Saraciye Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... vekili Av. ...'nın vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada müvekkili olan şirketin adresi ... diğer müvekkili olan ...'ın adresi ise ... olduğunu, ayrıca diğer davalıların adresinin de İstanbul olduğunu, son olarak kazanın meydana geldiği yerin Bakırköy İstanbul' olduğunu, dava dilekçesinden anladıkları kadarıyla davacı şahsın Türkiye'de ikamet adresi bulunmadığını, kural olarak davalı sayısının birden fazla olması hâlinde, dava bunlardan birinin mahkemesinde açılabileceği gibi haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabileceği- 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu mad.110 uyarınca, sigorta yapan şirket ile işleten ve sürücü aleyhine dava açılması hâlinde davanın sigorta şirketinin şubesinin bulunduğu yerde de açılabileceği düzenlendiğini, hali hazırda davacının Türkiye'de yerleşim yerinin olmaması davalı şirketlerin merkezinin İstanbul'da olması davalı Serkan'ın İstanbul'da ikamet etmesi ve kazanın İstanbul'da olmasına rağmen davacı taraf vekilini İzmir'de olması sebebiyle KTK 110 maddesini HMK 7/2 maddesinde belirtildiği şekilde davalıları kendi yerleşim yerine getirmek amacıyla İzmir Mahkemelerinde dava açmış olması sebebiyle müvekkilleri yönününden yetki itirazında bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, son olarak kazanın Bakırköy'de olduğu yargılamanın niteliği gereği keşif yapılması ihtimali de olduğundan huzurdaki davanın ortak yetkili mahkemenin Bakırköy Adliyesinde açılması usul ekonomisi açısından da zorunluluk arz ettiğinden müvekkilleri yönünden mahkememizce yetkisizliğine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde harca esas değer olarak 5950 Euro olarak gösterilmiş ancak neticeyi talep kısmında 5950 Euro ile birlikte 1002,22 Euro bilirkişi ücretini de talep ettiğini, bu durumda bu bedel üzerinden de harç yatırması gerekirken davacı taraf yalnızca 5950 Euro üzerinden harç ödediğini, bu sebeple hmk ve Harçlar Kanunu uyarınca harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesine süresi içerisinde harç tamamlanmaz ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kazanın oluşuna göre müvekkiline ait araç sürücüsüne herhangi bir kusur atfedilmediğini, kaza tutanağı incelendiğine davacının hız durumu, herhangi bir trafik kuralını ihlal edip/etmediği hususları değerlendirilmediğini, dolayısıyla ilgili kaza tutanağında yer alan kusur tespitine itiraz ettiklerini bildirdiklerini, yolun durumu çarpışma noktası ve diğer fiziki etkenler dikkate alınarak bilirkişiden kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, kusur oranlarının kesin olarak belirlenebilmesi için konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun kusuru oranında olduğunu, haksız fiil sonucu kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususlarının bilinmesi gerektiğini, hakimin, gerçeği aydınlatma yükümlülüğü ve teknik bir konu olması münasebetiyle kusur konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, davaya konu trafik kazasında müvekkilinin %100 kusurlu olduğu yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple dosyada kusur değerlendirilmesi yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, davacıya ait aracın başvuruya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davacı tarafın aracı için yurt dışında mevcut kasko sigortası veya ilgili ülkenin kanunları uyarınca yaptırmış olduğu bir sigorta poliçesinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, böyle bir poliçenin varlığı halinde bu poliçeden araç bedeli için tazminat alınıp alınmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, zira davacı tarafça bu şekilde bir ödeme alınmış ise dava değerinden mahsup edilmesi ve alınan bedel dava değerini aşıyor ise davanın reddi gerektiğini, aksi takdirde davacı taraf iki kez ödeme almış olacak ve bu durum davacı lehine sebepsiz zenginlemeye sebep olacağını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçta meydana gelen zarara ilişkin talep fahiş nitelikte olduğunu, bilirkişi marifetiyle gerçek zarar hesap edilmesi gerektiğini, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkilinin sorumluluğuna gidildiği varsayımında dahi davacı tarafından talep edilen zarar kalemleri ile KDV'nin toplamı olan 5950 Euro'nun da gerçek zarar miktarını aşan, davacının zararının giderilmesinden ziyade zenginleşme gayesi taşıyan bir talep olduğunun açık olduğunu, bu husus somut olaya konu otomobil üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu açıklığa kavuşacağını, davacı tarafından kazalı araca ait fotoğraflar da ibraz edilmiş olup, aracın kazalı hali incelendiğinde talep edilen zarar açık bir şekilde fahiş niteliğinde olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu eksper raporu incelendiğinde fiyatların Türkiye gerçeklerini yansıtmadığı ve harici şekilde alınan raporun şişirilmiş fiyatlar baz alınarak düzenlediğinin açık olduğunu, nihai olarak da kazalı araç fotoğraflarına uygun olmayan fahiş bir rapor düzenlendiğini ve bu rapor üzerinden talepte bulunulduğunun anlaşılacağını, davacı tarafından alınan eksper raporu bedelinin yargılama gideri sayılması talebinin kabulü mümkün olmadığını, hiç bir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek koşulu ile ... tarafından açıklanan 2022 Yılı Ekspertiz Ücret Tarifesinin açık olduğunu, bu doğrultuda davacı tarafın yurt dışında yapmış oldukları ekspertiz ücreti masrafının müvekkillerine yüklenmesi hakkaniyet ve ... tarafından açıklanan 2022 Yılı Ekspertiz Ücret Tarifesine aykırı olacağını, öncelikle müvekkilleri hakkında açılan dava da HMK 7/2 maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilerek ortak yetkili Bakırköy Adliyesine gönderilmesini, mahkememiz aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT: Dava, tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK.'nun 116. maddesinde ilk itirazlar düzenlenmiştir. İlk itirazlardan biri de kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazıdır. Aynı yasanın 117. maddesinde ilk itirazların hepsinin ileri sürülmesinin zorunlu olduğu, aksi halde dinlenemeyeceği ve ilk itirazların dava şartlarından sonra ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Kesin olmayan yetkinin HMK'nın 114. maddesinde sayılan dava şartları arasında bulunmadığı gözetilerek re'sen nazara alınmaması gerekir. 6100 sayılı HMK'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Kesin olmayan yetki hallerinde yetkiye ilişkin ilk itirazın ileri sürülmesi hususu HMK.'nın 19. md. de hükme bağlamıştır. Anılan Yasa'nın 19/2 maddesine göre "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda; davalı tarafların süresinde yapmış olduğu yetki itirazının HMK 6 maddesinin "genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir" hükmü dikkate alındığında ve haksız fiil yeriyle davalı tarafların yerleşim yeri adreslerinin müşterek olduğu ve ikamet adresinin Bakırköy/İSTANBUL olduğu, Bu cihetle işbu davada Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine ve kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde istemde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Haksız fiil yeri ile davalı yerleşim yerinin müşterek olması, HMK 6, 7/1 ve 16.madde şartlarının tahakkuk etmesi ciheti ile, Davalı tarafın yetki itirazının kabulüne, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, Dosyanın karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20.maddesi gereğince talep halinde yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı ..., ... Sigorta ve ... Ltd vekilinin yokluğunda, Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/01/2024 Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı TAVZİH ŞERHİ Her ne kadar hüküm kısmının en sonunda huzurda ve yoklukta olan taraflar sayılmış ise de davalı ...'ın da bu ibarede bulunması lazım geldiği anlaşılmış; Bu anlamda hüküm kısmının "Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı ..., ... Sigorta ve ... Ltd vekilinin ve davalı ...'ın yokluğunda," şeklinde; tavzih babında iş bu metin tanzim edilmiş ve kararın tavzihine dair karar verilmiştir. 10/01/2024 Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı